İMKB bu krizde 90 milyar dolar piyasa değerinden 56 milyar dolara kadar geriledi. Şirket değerleri 44 milyar dolar düştü. Son üç gündür borsa yüzde 12 yükselerek yaralarını sarmaya çalışıyor. İlk gün yatırımcılar her hisse senedine saldırdıktan sonra ikinci günden itibaren seçici alımlar gündeme geldi. Burada yatırım tercihinin temel kriteri likidite olarak ortaya çıktı. Bir başka deyişle yatırımcı kasasında para olan hisse senetlerine talep göstermeye başladı. Bunun nedeni oldukça basit. Kriz sırasında gecelikte yüzde 2000'e çıkan repo oranlarının şirketlerden tarafından mutlaka değerlendirildiği ve son çeyrek bilançolarına krizin kar olarak yansıyacağı varsayımı işledi. Bu kısmen doğru.
Ancak kriz öncesi yüzde 40-45'ler seviyesinde bulunan Hazine bonosu faizlerinin yüzde 135'lere kadar çıkması da şirketler açısından eksi puan olarak değerlendirilmeli. Bu nedenle kasasından parası çok, bonosu az şirketler ön plana çıkabilir. 2000 yılı 9 aylık bilançolarına göre, borsa şirketlerinin elinde toplam 1,3 milyar dolarlık nakit ve 785 milyon dolarlık hazine bonosu, devlet tahvili bulunduğunu belirtelim.
Ancak bu bakış açısı tabiki kısa vade için gerekçe olabilir. Çünkü 2001'in krizle birlikte tüm hedeflerin tutturulmasının zorlaşacağı bir yıl olacağı kesin.
Aslında son iki günde borsa 2001 yılının resmini çekti. Yılın özeti şu; getirilen vergilerle tüketim daralacak. Cari açık sorunu ortadan kalkacak. Bütçe hedeflerinin tutturulması zorlaşacak. Yüzde 4.5'lik büyüme artık hayal. En azından ilk çeyrek büyümesinin eksi olacağı kesin gibi. Geçen yıl patlama yaşayan sektörler için 2000 yılı tatlı bir hayal olarak kalacak.
Tüm bu makro öngörülerin borsa açısından yorumu şu; sanayi şirketleri gözde olmaktan çıkacak. Hazine bonosu faizleri yüksek kalmaya devam edecek. Büyük bankalar bu durumdan olumlu etkilenecek. Nitekim son iki günlük harekette bu senaryo endekslere yansıdı. Sanayi endeksi, borsa yüzde 33 yükselirken, yüzde 26 prim yapabildi.