kapat

08.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Rana'nın gözyaşları

Rana Pirinççioğlu'nu hep gülerken görmüştüm. Ekranda olsun, günlük hayatta olsun, iyiniyetli, aydınlık bir gülümseme yüzünden hiç eksik olmazdı.

İlk kez kendini tutamayıp gözyaşlarına boğulduğunu görünce sarsıldım doğrusu.

Ağlıyordu çünkü içi yanıyordu.

Babasını öldüren adamın sokaklara salınmasına isyan eden gözyaşlarıydı bunlar.

Yanında Boray Uras vardı: Ölmeyi ve öldürmeyi düşündüğünü anlatıyordu. Kızını yitirmiş olan babanın bu sözü son derece önemliydi: Ölmek ve öldürmek noktalarına sürükleniyordu Türk insanı.

Mustafa Ünsal ve Mümin Karaca da Boray bey gibi, kızlarını trafikte kurban vermişlardi. Onlar da ölmeyi ve öldürmeyi düşünmüşlerdi herhalde.

Nazan Odabaşı'nın ağabeyi kurşunlanarak öldürülmüştü.

Ayten Arslan bıçak darbeleriyle can veren kızının acısıyla toplantıya katılıyordu.

Bu yaralı insanlardan yükselen çığlık Or-An semtine ulaşamıyordu ama yakınlarını kurban veren binlerce aileyi kezzap gibi yakıyordu.

"Adalete güvenmenin cezasını çekiyoruz!" diyorlardı.

"Yıllardır her gün ölüyoruz!" diyorlardı.

"Sadece biz affedebiliriz!" diyorlardı. "Bülent Ecevit'e bir şey olsa Rahşan Ecevit yine affeder miydi?" diye soruyorlardı.

***

Artık iyice ortaya çıktı ki ceza indirimi dedikleri bu af, sosyal barışa değil, tam tersine bu ülkedeki adaletsizliğin artmasına yardım edecek.

Devlet, kendisine karşı işlenmiş suçları affetmiyor ama yurttaşların çocuklarını, eşlerini ana babalarını öldüren katilleri bağışlıyor.

Böylece dünyanın en saçma, en haksız, en adaletsiz affına imza atıyor bu hükümet.

***

Oğlu Erdim'i canilere kurban veren Metin Sertoğlu, binlerce kurban adına bu affa isyan ediyor. Diyor ki: "Aldığım yüzlerce mağdur aile mektuplarından esinlenip isyan bayrağını çekmekle kendimi görevlendirdim. Bu yazdıklarım, haksızca öldürülen insanların ruhlarına armağan olsun isterim."

***

Bu yazıyı yazarken, işkence suçlularının da af kapsamına alındığını öğrendim.

Pes!

Rahşan hanımın bir sözünün, koskoca ülkeyi böylesine bir adaletsizliğe sürükleyebilmesine hayret ediyorum.

DSP'deki arkadaşlarımız, bu işi nasıl içlerine sindirebiliyorlar?

İçleri yanan mağdur ailelerinin acısını bin kat artıracak böyle bir haksızlığa nasıl göz yumuyorlar, neden seslerini yükseltmiyorlar, neden itiraz etmiyorlar anlayamıyorum.

Diktatörlük mü burası!

O arkadaşlarımız arasında sol geçmişleriyle, insan hakları mücadeleleriyle övünen kişiler var.

Niye susuyorlar?

Biz kalemimizle Rana'nın ve mağdur yakınlarının yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.

Onların acısına saygı duyuyor ve işkencecileri affetmeye uğraşan siyasetçileri şiddetle kınıyoruz.

Halk vicdanı sizi affetmeyecek!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır