


Mesut Bey: "Yılbaşına..."
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'la Çarşamba gecesi konuştuk... Galatasaray-Paris Saint Germain maçından hemen sonra.
Mesut Bey "Galatasaray iyi oynadı... Sonuç da iyi" dedi.
Maç gerçekten iyiydi.
Sonuç ise, ekonomik krizin bozduğu moralleri bir parça da olsa düzeltti.
Aslında...
Sonuç "çok daha farklı" olabilirdi.
Galatasaray "birkaç gol daha" atabilirdi.
Mesut Bey:
- Evet ama... Galatasaray, işi sağlama almak istedi... Mümkün mertebe, riskten kaçındı... İyi de oldu... Sonuç, sevindirici.
***
Geçen hafta bir toplantı için Frankfurt'taydık.
Mesut Bey "nasıl geçti" diye sordu.
"Sizi beklediler" dedik:
- Hem Türkler ve hem de Almanlar... Ayrıca... Toplantıya katılan İngilizler, Fransızlar, Avusturya'lılar sizi dinlemeye gelmişlerdi.
Yılmaz:
- Biliyorum... Ancak... İki engel birden çıktı... O nedenle gidemedim.
- Hangi engeller?
- Kriz vardı... Kriz ortamında gidemezdim... Bir de Katılım Ortaklığı Belgesi'nde, durumun düzelmesini bekledim... O düzelmeden, Frankfurt'ta konuşmak istemedim.
***
Ve söz "krizden" açıldı.
Mesut Yılmaz:
- Şiddetli bir krizdi... Etkileri bir süre daha devam eder... Sonra herşey normale girer.
- Yani... Büyük depremden sonraki sarsıntılar gibi mi?
- Hayır... Artçı deprem değil de... Durum hemen normalleşmez... Baksana, borsa hala, krizin öncesindeki durumuna gelmedi.
- Düzelme ile ilgili takvim... Vade... Sizce nedir?
- Birden olmaz... Yavaş, yavaş... Yılbaşında her şey rayına girer... Normale döner.
***
- Mesut Bey bu kriz neyin, nesi?.. Durduk yerde neden çıktı?
- Yabancılardan.
- Yabancı neden kriz çıkardı?
- Yabancılar neden ürktü, hala tam tespit edemedim... Belki, banka olayları da etkili oldu.
- Nasıl?
- Basının bazı şeyleri abartması gibi.
***
- Sayın Yılmaz... Diyelim ki, kriz dış kaynaklı... Ama bu krizde, yabancıların "yerli işbirlikçileri" de oldu mu?.. Yani... Krizden çıkar sağlamak isteyenler.
- Evet, krizden yararlanmayı arzulayanlar oldu... Ama fırsat vermedik... Krize müdahale ettik... Hemen önlem aldık... Fırsatçılara göz açtırmadık.
***
"Yangın" söndürüldüğüne göre...
Ankara'nın bundan sonraki "gündemi" nedir?
Mesut Bey:
- İki önemli konu.
- Neler?
- Artık Avrupa Birliği ve ekonomi konuşacağız.
***
Ve sohbetin sonu...
- Sayın Yılmaz... Koalisyon hükümetinin sağlığı ne durumda?
- Hükümetin içinde ve işleyişinde hiçbir sorum yok.
- Ortaklar arasında güven... Uyum...
- Çok iyi.
- Ya hükümetin ömrü?
- Bir ekonomik program uyguluyoruz... Program üç yıllık... İlk yılı doldu... Hükümet en az iki yıl daha görevinin başında kalacak ve program başarıya ulaşacak.
***
Mesut Bey'le konuşmamız bittiğinde, saat "geceyarısını" gösteriyordu.
Baktık, "Ramazan davulcusu" sokakta.
"Davulcu!.. Sahura daha zaman çok" diye seslenince...
Davulcu, sesini yükseltti:
- Şimdi Galatasaray için davul çalıyorum... Sonra da... Sahur için çalacağım.