kapat

08.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Her pencerede bir dudu, gelir gider dedikodu..

Eskilerin lafına bakarsanız "Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün" ağlarmış.. Bizim yazıişleri elimden ne çekiyorsa bu hallere gelmiş işte.. Yüzüme söylediklerinden bilmiş değilim.. Deniz'in röportajından öğrendim..

Acemi nalbant zanaatini Kürt eşeğinde bellermiş, diye bir laf vardır hani! Bizim gazetenin yazı işleri bu lafı aldı, yetiştirdiği elemanlar için yöntem haline getirdi..

Kimi röportaj yazarı yapacaklarsa önce benim üzerime salıyorlar.. "Git bak bakalım.." diyorlar.. "Hele şu adamla bir röportaj yap.. Eğer ki dediklerinden bir mana çıkarabilirsen herkesle konuşabilirsin.."

Ünlülerden devşirme stajyer röportajcılara bu şekilde gaz verdiklerinden haberim yoktu tabii.. O sebepten bana gelenlerin neden gergin, neden tedirgin olduğunu anlayamıyordum..

***

Daha evvel Mine Baysan'da böyle oldu.. Duygu Asena'da böyle oldu.. Aktüelcilerin üzerime saldıkları isimlerle de böyle oldu.. Karşıma gelen her kimse sanki benimle konuşmaya gelmemiş, kendi cesaretini test ediyor..

İlk kez bir kuduz vak'ası ile karşılaşmış stajyer doktor gibi gerginler..

Haaa! Haklarını yemeyeyim.. Bazılarının kendini kontrol edip "normal biriyle konuşuyormuş.." gibi yaptıklarını hatırlıyorum.. Daha duygusal olanları da.. (Duygusalları ben konuşurken "Vah vah! Nasıl etti de kafayı sıyırdı acaba?" der gibi bakışlarından ayırıyorum..)

Sarmaya mı geliyoruz?

Doğrusu, bunların ruh halinden habersiz olduğumdan kendime bir şey konduramıyordum.. Hatta kendi kendime "şöhretim çocukları biraz eziyor olmalı.." diye düşünüyor, davranış acemiliklerini meslekte yeni olmalarına veriyordum..

Taaa ki Deniz Akkaya röportaja gelip de façasını verene kadar..

Arkamdan ne konuştuklarını, nasıl düşündüklerini kızcağızın açıksözlülüğü sayesinde öğrenmiş oldum.. Gerçi buna açık sözlülük demek olayı biraz hafifletmek sayılır ama varsın olsun..

Onun açık sözlülüğü resmen "Selamınaleyküm Kör Kadı.." kıvamında çıktı..

Zaten telefonunu aldığımda bir aykırılık olacağı içime doğmuştu.. Durduk yerde zırlayan telefonun sesi içgüdümü titretmişti.. Açtım, inceden bir ses:

- "Ben Deniz Akkaya.. Sizinle röportaj yapmak istiyorum.. Acaba ne zaman müsait olursunuz?" diye sordu..

Ben de içimden "Tamam.." dedim.. "Gazetenin işsiz güçsüz takımı beni sarmaya çalışıyor.."

Kızcağız tereddüt ettiğimi sezmiş olmalı ki "Erdal Ağabey görev verdi.." diye referansını da takdim etti.. Ağabey koduyla adı geçen şahıs Erdal Şafak.. Yazı Müdürü..

Adını duyunca hiç şüphem kalmadı.. Çünkü Erdal Ağabey katiyen para harcamaz.. Çocukken büyük yemin etmiş galiba.. Aklı erdiğinden beri "bedava yaşama" konusunda master yapar.. Belli ki eğlenceyi de bu sayede bedavaya getiriyor..

İyice huylandım "Ben gazeteyi arayayım, öyle söyleyeyim.." dedim.. Kızcağız itiraz etmedi..

***

Aradım çocukları.. Olay ciddiymiş.. Öyle sarma marma teşebbüsü yok.. "İyi.." dedim.. "Salı günü gelsin.."

Bu konuşmanın hemen ardından Deniz Akkaya bir kez daha aradı.. Saati kesinleştirecek.. Demek ki uyanma saatim konusunda kızcağızın yanında dedikodumu yapmışlar, kafası karışmış..

- "Salı öğleden sonra üç gibi gel.. Kahvaltı yapacağım.. Simit de getir.." deyip olayı bağladım..

Röportajında "Beni kapısında yarım saat bekletti.." diyor ya! Kaprisle filan alakası yok.. Uyuyordum.. Üstelik günlerden Pazartesi idi.. Zırrrr! Telefon.. Yine aynı acıkmış kedi sesi tonunda bir açıklama, benden de kış uykusu bölünmüş mahlukat tonunda homurdanma:

- "Ben Deniz, röportaj için geldim.."

- "Bugün yarın mı?"

- "Ama bugün demiştiniiiiz!"

Demişsem demişimdir.. Ağzımdan çıkanı kulağımın duymayacağı bir saatte konuşmuşsam.. "Peki biraz oyalan.. Bir duş alayım, hazırlanayım.." dedim.. Yarım saat sonra geldi.. Mahut röportaj da bu şartlarda yapıldı..

Off the record

Bir şeyler anlatırken dağılırım.. O yüzden röportajcıları "bunları yazmayın.." anlamında "Buraları off the record.." diye uyarırım..

Kızcağız ya anlamadı veya magazincilerin kendisine attığı kazıkları çıkarmak için benim söylediklerimi fırsat sayıp, bildiğini okudu.. Ne yazma demişsem, onu yazmış..

Allahtan kendime hakim olmuşum da gazetemizin büyükleri hakkında ileri geri konuşmamışım.. Şimdi hepsi aleyhime delil olarak kullanılırdı.. Bir de "Bakü Konferansı" hakkında bir iki laf etmiştim..

Onu "Batı Konferansı.." diye zapta geçmiş ki bu kadar kusur her manken-yazarda olur..

Ayrıca 1920 Bakü Konferansı'nın kaderi mi ne? Üzerine doğru bir laf söylenemiyor.. Ya dış güçler bu konferansta ne olup bittiğinin öğrenilmemesini istiyor ya da işin içine başka şeyler karışıyor..

Bu hata için Deniz'den hesap sormam.. Ondan evvel ağabeyleri neler neler yaptı.. Hele biri var ki konferansı neredeyse rahmetli Enver Paşa'ya yönettirdi.. Sebep! Eline bol bol Enver Paşa dökümanı geçmiş de ondan..

***

Ancak gelirken getirdiği çiçekler için hesap sorarım.. Kucağında kocaman iki demetle geldi.. Onları koyacak vazom yoktu.. O gittikten sonra evin içinde dolaşıp durdular..

Mübarek çiçekler, beyaz yapraklı ve sanki yaprak dökmek için benim evi seçmişler.. Arkasından tam iki gün evi süpürdüm, sonunda baş edemeyip attım..

Elimin altında bir hesaplaşma konusu daha var ki o da bizim yazıişleriyle.. Kızcağızı üzerime salarken ne dedilerse, röportajının birinci bölümünde ağzından kaçırmış.. El kadar spotlardan birine:

- "İmajında sıkça deli sözcüğü kullanılan.." diye başlamış..

İyi.. Böylece ceza-i ehliyetimizin bulunmadığı belgelere geçti.. Ben de ilk fırsatta bundan yararlandım.. Dün benden yazı bekleyen yazıişlerine:

- "Yazmıyorum.." dedim..

Niyesini soracak oldular.. "Yazacak yerlerim ağrıyor.." cevabını aldılar.. Allah razı olsun Deniz'den..

Kıssadan hisse: Harmanı yel döndürür, deliyi el döndürür..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır