|
|
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr
)
|
  
Onlar da bizi dinliyor
Washington
Amerika'nın başkenti aradan 1 ay geçmiş olmasına rağmen, sonuç hala belli olmadığından, seçimle yatıp, seçimle kalkıyor..
Biz ise, Amerikalılarla hem burada seçime yönelik olup bitenleri konuşuyor, hem de başka konuları tartışıyoruz..
Örneğin, Türkiye-İsrail ilişkilerinde, Barak yönetiminin, Manavgat Su Projesi konusunda sersemlik ölçüne varan kararsızlığının perde arkasından kimler çıktı biliyor musunuz?
İsrail özel sektörü..
İsrail'de su konusu, bizdeki gibi tekel.. Ama şirketler büyük para kazanacakları, deniz suyundan temiz su üretme projesini destekliyor ve Türkiye'den su alınmaması için Mekorot denen, bizim DSİ, kuruma baskı yapıyorlar.. Yani sadece biz de olmuyor, özel sektörün devlete baskısı..
Ama bu tutumları, sadece kendilerine değil, Ürdün ve Filistinlilere de zarar veriyor..
Barak yönetimi de kendi içişlerine öylesine dalmış ki, durumun farkında değil.. Burada görüştüğümüz bazı uzmanlar, İsrail'in bunu yaparak, kendine zarar verdiğini, çünkü kendi su kaynaklarının tuzlanma tehlikesi ile burun burunda olduğunu, seneye mutlaka su kullanım kısıtlamasına gidileceğini belirtiyorlar.. Hatta, Türkiye'nin casus uydu, tank ve saldırı helikopterleri gibi yaklaşık 6 milyar dolar civarındaki alımlar için, başka ülkelere bakmasını bile buna bağlayanlar var..
Burada tartışma imkanını bulduğumuz bir başka nokta ise, Amerikan yönetiminin, gerek çok beğendimiz AB kağıdı ve gerekse, IMF ve Dünya Bankası'nın, ekonomik krizi atlatmamız için Ankara'yı desteklemesi konusunda, devreye girmesi..
IMF'nin rakamı 10 milyar dolar olur mu? İnşallah..
Hele bir ayın 21'i gelsin..
Ülkemize verilecek paranın, hangi şartlara bağlanacağı da çok önem taşıyor.. Çünkü Türkiye'nin şeffaf olması, sadece bankalardan geçmiyor.. Şeffaf olması gereken o kadar çok kurumumuz var ki.. Özellikle enerji buna dahildir.. Neler duyuyoruz neler? Ama ispat etme noktasında değiliz henüz... Bu nedenle hepsini size yansıtamıyoruz..
Bu arada Türkiye'de kimse şu sorunun cevabını arıyor mu acaba? Madem ki Türkiye, Demirel dahil, bizim bazı siyasilerin deyimi ile "dünyanın 16'ıncı büyük ekonomisi idi, nasıl oldu da bir anda bu duruma düştü?"
Bu sorunun cevabını, bizim ekonomistlerimizin, gayet açık yüreklilikle, kimseden, hiçbir kurumdan korkmadan, Türk halkına açıklayacaklarını düşünüyoruz.. Yukarıda size ilettiğimiz soru, burada Amerikalılar tarafından bize oldukça sık soruldu..
Türkiye, fırsat bu fırsat deyip, A'dan Z'ye temizlenmeli, temizlenirken de, bütün bu kirliliğe neden olan siyasilerden hesap sormalıdır. Temizliği sadece bankalarla sınırlı tutmak, elimize geçirdiğimiz tarihi fırsatı, çöpe atmak olacaktır.. Bütün kurumlarımızla temizlenmek zorundayız..
Washington'un önde gelen düşünce üretim kurumlarından CSIS'de, konuştuk.. Amerikan Dışişleri Bakanlığı dahil, önemli isimlerin hazır bulunduğu toplantıda, konumuz, son gelişmeler ışığında, AB ile ilişkiler idi.. Tabii bununla kısıtlı kalmadı.. Avrupa Güvenlik ve Savunma İşbirliği konusunda Türkiye'ye yapılan haksızlığı dile getirdik.. NATO'da veto noktasına gider mi Ankara? Bu konuda da eksi ve artıları masaya getirdik..
Son çıkan AB kağıdı ve Ankara'nın yorumlarının, Türkiye'nin, Kıbrıs ve Atina ile sorunlarını, tam üyelik öncesi çözeceğinin teminatının işareti olduğunu anlattık.. Mantık böyle diyor çünkü..
Başka kurumlar da konuşuyoruz. Daha sırada New York'ta hafta başında yapacağımız konuşma var.. Türklerin ortak platformlarda buluşması, daha doğrusu bir türlü buluşamaması ve bunun sonuçlarını tartışacağız.. Ama, Türklerle yaptığımız her toplantıda, Ankara'yı ne kadar eleştirirsek eleştirelim, gündeme getirdiğimiz bir noktayı onlara da tekrar edeceğiz.. "Türkiye sizin de vatanınız.. Onu çok sevin... Ve köklerinizi sakın unutmayın..."
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|