|
|
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr
)
|
  
Demirbank çalışanları, "IMF'ye kızmakta" haksız mı?
Gazete menşetleri; "Kabus gibiydi, geçti" diye yazdılar, "Silindir gibi geldi geçti" diye haber büyüttüler. Gazeteleri kınamıyorum. Kendileri uydurup yazmadılar. Başbakan'ın söylediğini, Maliye Bakanı'nın ilettiğini, Ekonomiden Sorumlu Bakan'ın dile getirdiğini halka haber diye verdiler.
Gazete manşetleri bizi yanıltmasın.
Kabus gitmedi, duruyor!
Silindir geçmedi, eziyor!
Narkozlama gazetecilik, yani milletin beynini uyuşturma sürekli oluyor. Ankara, "Kabusları bitirecek" önlemleri almak yerine her kriz gelişte narkozlama ve uyuşturma demeçleriyle basını da miskin emellerine alet ediyor. Daha 10 gün önce Etibank ile Bank Kapital battığı zaman da aynı tür uyutucu demeçleri vermişlerdi:
Sistemde hasta banka kalmadı.
Hiç kötü banka bulunmuyor.
Dememişler miydi?
***
Söylediklerinin henüz tükürüğü kurumadan, 10 gün sonra demir gibi duran, sistemin dokuzuncu büyük bankası Demirbank da battı. "Aşırı bono pozisyonu tuttuğu için battı" diye bir gerekçe buldular.
Hortumladı...
İçini boşalttı...
Diyemediler...
47 yıllık banka Ankara'da uygulanan "ekonomik programa güvendiği" ve devletin bonosunu satın aldığı için 10 gün içinde 500 milyon dolar zarar edip, sermayesini kediye yüklemek zorunda kaldı.
Yani Demirbank...
Hasan'ın, Hüseyin'in...
Necati'nin, Nevzat'ın...
Bonolarını almadı ki, Hazine'nin bonolarına yatırım yaptı. Ekonomik programla halka vaat ettikleri gibi, zaman içinde, enflasyon ve faizler aşağıya doğru gidecek, özelleştirme zamanında yapılacak, devlet bankalarında 20 milyar dolara ulaşan siyasetçi hortumlamasının önü kesilecek, rekabet gelişecek, devletin harcama huyu değişecek, ordu harcamasını kısacak, belediyeler israfını kesecek, Meclis harcama canavarı olmaktan vazgeçecek, BİT'ler, KİT'ler, birlikler har vurup harman savurmaktan men edilecek, böylece denk bütçe yapmaya doğru gidilecek, sağlıklı, sürdürülebilir bir büyüme gelişeceği için ithalat azalacak, ihracat artacak, Türk ekonomisinin döviz üretimi ile döviz harcaması arasındaki fark, Türkiye'nin toplam milli gelirinin yüzde 3'ünü geçmeyecek düzeye inecek, özel sektör holding bankalarının verimsiz, beceriksiz, kötü yönetilen şirketlerine pompaladıkları kredilerin hesabı günü gününe sorulacak.
***
Dürüst olalım...
Gerçeği korkmadan söyleyelim.
Demirbank, açgözlü oldu. 10 lirası vardı, 100 lira daha borçlandı, gitti yumurtalarını aynı sepete koydu, sepetin altındaki masanın Marmara Deprimi yemiş gibi oynayacağını hiç düşünmedi. Demirbank 4 katrilyon lirasını devlet bonosuna yatırırken, Hazine de onu "Neden bu kadar riskli gidiyorsun?" diye hiç uyarmadı.
Sonuç: Demirbank devlete güvendi...
Hazine'ye, Merkez Bankası'na...
Başbakan'a ve IMF'ye...
Ve uygulanan ekonomik programa...
Ve koca banka battı.
Bu açıdan bakınca; dün akşam Demirbank'ın İstanbul Levent'teki genel merkez binası önünde toplanarak, "Batıştan IMF ve ekonomik programın arkasında duramayan hükümet sorumludur" diye protesto eden Demirbank çalışanları haksız mı, değil mi?
Çalışanlar haklı görünüyorlar...
Niçin çıktı bu kriz?
Başbakan, Maliye Bakanı, Ekonomiden Sorumlu Bakan, Hazine Müsteşarı, Merkez Bankası Başkanı ve IMF'nin Ankara'ya gelen üst düzey sözcüleri, krizin neden çıktığını halka anlatamadılar. Günün sorulacak en hayati sorusu şudur; "IMF programı parasal olarak ve konsept olarak tutarlı mı, değil mi? Yok program tutarlı da hükümet mi beceriksiz?"
Kabus gitmedi, duruyor.
Silindir geçmedi, eziyor.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|