GELECEK kuşakların yetişmesi ve eğitimi açısından aile en önemli müesseselerden biridir. Çocuğun şahsiyeti önce aile ocağında şekillenir. Aile, çocuğa bireysel ve toplumsal anlamda kişilik kazandıran kurumdur. Çocuk, aile ocağında anne-baba, abi-abla veya varsa diğer büyüklerini taklit ederek kişiliğini oluşturur. Bundan dolayı ailenin eğitim düzeyi ve sorumluluk anlayışı büyük önem taşımaktadır. Aile toplumu meydana getiren temel yapıdır. Aileler temsil ettikleri milletin değer yargılarını, kültürünü, dilini, ortak değerlerini, gelenek ve göreneklerini, inançlarını kısaca maddi ve manevi varlıklarını yansıtır.
Bir milletin varlık ve bekasında en önemli temel unsur ailedir. İleride kendisine, ailesine, milletine, devletine ve insanlığa faydalı olacak bireyin, ilk eğitim aldığı yer baba ocağı, ana kucağıdır. Çocuğun eğitim ve gelişiminde aile, okul ve çevre önemli yer tutar. Bu üç sac ayağından ilki ailedir. Çocuğun aileden aldığı ilk terbiye kalıcıdır ve ömür boyu onun davranışlarında belirleyici rol oynamaktadır.
Çocukla iletişim, ona yaklaşım ve onu anlama terbiyenin ilk aşamasıdır. Çocuğa, iyiliği tercih etme anlayışını kazandırmak, kötülüklerden de uzak durması için gereken bilgi ve davranışa öğütlemek anne-baba, yardım, acıma, şefkat, sevgi, saygı, anlayış, hoş görü vb. güzel davranışlar sergileyerek çocuklarına örnek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki çocuklar ve gençler; kendilerine verilecek öğütlerden daha ziyade; ebeveynin örnek davranışlarından daha çok etkilenmektedir. Nitekim sevgili Peygamerimiz, "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır", "Çocuklarınıza ikram ediniz ve onları terbiye ediniz" mesajlarıyla anne ve babanın çocuklarına karşı bu konuda birinci derecede sorumlu olduklarını ifade etmiştir.
Hoşgörü örneği Peygamberimiz, özellikle çocuklara karşı son derece yumuşak davranmışlardır. Hz. Hasan'ı öpüp okşarken bir bedevinin, "Benim on çocuğum var onlardan hiç birini öpmedim" demesi üzerine Peygamberimiz, "Cenab-ı Hakk senin kalbinden merhameti söküp atmışsa ben ne yapayım" buyurdu ve ilave etti "Merhamet etmeyene merhamet edilmez". Keza, "Küçüklerine şefkat ve büyüklerine merhamet göstermeyen bizden değildir" mesajıyla da Hz. Peygamber meselenin önemine dikkatimizi çekmektedir. Anne-babalar çocuklarını yarına hazırlamalıdır. Zira canımız gibi sevdiğimiz, gölgesinde yaşadığımız şanlı bayrağımızı, şehit kanlarıyla suladığımız aziz vatanımızı ve bütün değerlerimizi çocuklarımıza emanet etmekteyiz. Çocuk; geleceğimiz ve bu ülkenin yarınlarıdır.
Günümüz ailelerin ilgisizliğinden dolayı azımsanmayacak sayıda çocuğun evlerini terkettiği ve bir takım olumsuz ortamlara girerek istenmeyen davranışlar sergilediği bir vakıa olarak önümüzde durmaktadır. Şüphesiz bu anlamda bir çok tehlikeyle karşı karşıya olan "Sokak çocukları"nın durumu içler acısıdır. Bu çocuklarımızın kötü durumlara düşmesinin nedenlerinden en önemlisi şüphesiz uygun bir aile ortamına sahip olmamalarıdır. Keza, özellikle gençlerin care olarak baş vurduğu intihar olayları da, çeşitli sebepleri olmakla birlikte büyük oranda aile eğitimi ile doğrudan ilintilidir. Huzursuz ve problemli ailelerin çocukları da sorunlu olmaktadır. Bu itibarla, sorunlu gençlik istemiyorsak, aile fertleri olarak sorumluluklarımızın idrakinde olmalı ve bunların gereğini yerine getirmeliyiz. "Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun" ayeti bu konuda sorumluluğun ebeveyne ait olduğunu açıkça beyan etmektedir.
Unutulmamalıdır ki, toplumsal uzlaşma, toplumun temel taşı olan aileden başlar. Aile bireyleri arasında sevgi-saygı, hoşgörü, anlayış ve diyalog hakim olursa, toplum da, güçlü, mutlu ve huzurlu olur.
Netice itibariyle bu anlamda fert ve toplum olarak bize düşen görev; istiklalimizin ilelebet muhafazasını kendilerine emanet edeceğimiz çocuklarımızı, hazırlamak ve onları milletimize ve bütün insanlığa yararlı bireyler olarak yetiştirmek olmalıdır.
MEHMET NURİ YILMAZ