|
|

Törkiş Dallas
Türkiye'de bir topluluk var, uzakta... O topluluk bizim antrenörlerimiz. Bir dernekleri var, onların derneği. Başında da benim eski takım arkadaşım İsmail Dilber bulunuyor. Öyle bir dernek ki, ne yaptığı belli değil. Çünkü İsmail Dilber yıllarca futbolculuk yaptı. Antrenörlük diploması aldı ama bu işi hiç yapmadı, takım çalıştırmadı. B'den A'ya geçerken göstermelik mukavelelerle yasak savdı. Bir özel işinin olduğunu da zannetmiyorum. 10 yıldır da tamamen antrenörlerin içinde. Uzun yıllardır da futbol federasyonu yönetim kurulu üyesi. Bildiğim kadarıyla federasyon yönetim kurulu üyeliklerinden ücret almıyorsunuz. Tamamen hobi olarak yapılan bir iş.
Bazen kendime kızıyorum, ben de böyle bir hobi niye bulmadım, diye... Ama lobi yapmadan hobi sahibi olamıyorsunuz! Sıralamada önce lobi, sonra hobi sonra da para geliyor. Copperfield gibi... Mutlaka paranızı bir yerlerden, özellikle taştan çıkartıyorsunuzdur. Burası görünen üst taraf. Aşağısı muazzam! Atatürkçü antrenörler, federasyona bağlı antrenörler, Haluk Ulusoy'a direkt bağlı antrenörler, en önemlisi Gündüz Tekin Onay'a bağlı antrenörler, daha da önemlisi Fethullahçılar. Bir de sağı solu oynayanlar var. Hoş, bu grup heryerde var ya...
İşin daha önemli tarafı, bunlar kulüp yöneticileriyle oynuyorlar. Yoksa kulüp yöneticileri bunlarla mı? Aralarında beğendiğimiz belediye başkanları da var. Ama olanları görünce, hele çok taze zamanda bazı şeyleri görmüşseniz, o zaman küçük dilinizi yutuyorsunuz. Evet, aynı Dallas gibi... Bence o kelime de az. Biraz Dallas, biraz KGB, biraz CIA... Yani biraz kül, biraz duman. İşte bizim anlı şanlı kulüp başkanlarımız... Hele dini siyasete alet etmem diyen bazı siyasi kulüp başkanlarımız ve de antrenörlerimiz. Sizi böyle yanyana, kolkola gördükçe, birbiriniz hakkında söyledikleriniz aklıma geliyor da... Benim yüzüm kızarıyor, sizin kızarmıyor. Aslında son basın toplantısında yaptıkları doğru olmayan Erdoğan Arıca size az bile yapıyor. Biraz daha tecrübe kazanıp Fatih Terim olursa, tam yapacak!
Fener'in acemi yöneticileri
Ceza deyince aklıma geldi, bu disiplin kurulu bir muazzam grup... Kararı verirken bile ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. Ama atladıkları bir şey var. Kendilerine yapılan telkinle zaten cezanın miktarı kulaklarına üfleniyor. Siz bakmayın Ulusoy'un "Ben kurullarıma karışmam" demesine. Seçtiği kurallara nasıl karışmaz. Onlar da rötuş yapıyorlar. Biraz allıyor, pulluyorlar. Ama orada tüy dikiyorlar. G.Saray'a, F.Bahçe'ye birer maç, seyircisiz. Yani bu, "Suçlar eşit" demektir. Sıra para cezasına geliyor, G.Saray'ı 2,5 milyar lira, F.Bahçe'ye 1,5 milyar... Aradaki farkın nedenini biri bana izah etsin, onu alnından öpeyim. Bir F.Bahçeli idareci de çıkıp "Madem arada lehimize 1 milyar lira fark var, neden bize de aynı seyircisiz tek maç ceza..." diyemiyor. Kabul etsinler, daha acemiler. G.Saray ve yöneticiler bu işler de onlara göre çok ama çok profesyoneller. Ve oyunu kurallarına göre oynuyorlar.
Musluğu bırakın vanayı kapatın
Arada tribünlerden sesler çıkar. "Yönetim taraftara sahip çık" diye. Yine bağırırlar, "Büyük başkan bilmem nereye otobüs tut" diye. Dikkat ederseniz, sahaya ne atılıyorsa, patlayıcı, slogan, maytap, hepsi bu gruplardan atılır. Şimdi biraz düşünelim. Deplasmana, tutulan otobüsle gidip, yemek parası bulamayan, gerekirse lokanta basın yemek yiyen bu taraftar, o kadar büyük para tutan patlayıcıları, konfetileri nereden alacak?
Çok basit, yönetim kurullarında bulunan taraftardan sorumlu yöneticiden. Her kulübün yönetim kurulunda taraftardan sorumlu bir yönetici vardır. Taraftarın finansmanını o düzenler.
Eğer aksi olursa bu grup o yönetimi de, o teknik direktörü de yani istemediği herkesi o kulüpten uzaklaştırır. Biraz daha cesaretli olurlarsa antrnenmanı bile basarlar. Sadettin Tantan sakın musluklarla uğraşmasın, vanayı kapatsın işi temizler. Bu vana da fazla uzakta değil, yönetim kurullarının içinde. Organizenin en başındaki adam da kulüp başkanıdır. Ama onları güzel güzel beyanatlar verirken görürsünüz, aksini inkâr ederler. Ama üzülerek yazıyorum, işin gerçeği budur.
Gözlerinize gözlük
Oh ne ala dünya! Böyle hakemliği, yaşasaydı rahmetli babam da yapardı. Bir maçta 4 tane hakem, yani 8 tane gözle yumruk atanı, tüküreni, vuranı yakalayamıyorsunuz, sonra gelsin TV görüntüleri... O zaman size ne ihtiyaç var?
Koysunlar kapalı tribünün üstüne büyük ekran bir televizyon, oturtsunlar önüne emekli bir hakemi, gördüğünü oradan çalsın. Düdüğünü de bağlarsın stat hoparlörlerine... "Özellikle tecrübeli" dedim, futbolcunun yaptığı suça göre disiplinin vereceği cezayı bile açıklarsın. Üç büyüklerin maçları kaç kamera ile görüntüleniyor, küçüklerin maçları kaç kamerayla... O zaman burada büyüklerin hakkı yenmiyor mu? Cevap versene, ses versene ey Federasyon...
Hakemler hıyar mı, aptal mı?
Nouma haklı! Adam fizik olarak kuvvetli. Topla da topsuz da girdiği yerden çıkıyor, haliyle de darbe yiyor. Bu sefer başlıyorlar itişmeye, kakışmaya... Bu böyle devam edip gidiyor. Nereye kadar? Nouma'nın yaptığı profesyonelliğe yakışmayan harekete kadar... Bu olaylar Hagi için de, Baliç için de aynı... Hakemler nerede? Onlar maçı idare ediyorlar. Bakın "Yönetiyorlar" demiyorum, idare ediyorlar. Sen hakem olarak adaleti dağıtamayıp suçluya cezasını veremezsen, o zaman futbolcu futbolcuya ceza kesmeye kalkıyor. Çünkü maç başına 800 milyon lira aldığın yerde adamlar deli mi, F.Bahçe, G.Saray ve Beşiktaş ile başlarını belaya soksunlar,. oyuncularını atsınlar, sonra istenmeyen hakem olsunlar. Deli mi onlar? İşte Kadir Tozlu; 1,5 yıl önce Hagi'yi bir attı, hâlâ piyasada yok. Soran da yok. Çocukcağız erken emekli. Ben de bu ortam da hakem olsam, ayda 2,5 milyar kazansam, belki aynı işleri yapardım. Yoksa yapmayana "Hıyar" derlerdi.
Kara kutu
Bir teknik adam için kulüpteki en önemli adam masördür. Kritik yerde masaj yapılan oda... Çünkü bütün dedikodular orada yapılır. Futbolcular orada masajın da verdiği rehavetle herşeyi konuşurlar, ağızlarından kaçırırlar. Zaman zaman tartışırlar, münakaşa ederler veya gülerler. Masör bir yerde kulüp için İsviçre bankasıdır. Onu akıllı ve dikkatli kullanırsan takımdaki herşeye hakim olursun.
Bunu Türkiye'de en iyi yapan adam da, Fatih Terim'di... Belki gözünüzden kaçmıştır, Fiorentina'ya giderken masör Rıza'yı yanından ayırmadı. Doğru da yaptı. G.Saraylı yöneticiler, Fatih Terim'den hala sıkıntılılar. Ortam buldukları yerde ona sallamalarını gönderiyorlar. İşte burasını anlamıyorum. Siz adam olun, takımınıza sahip çıkın. Eğer siz bunu yapamazsanız, o zaman başkaları sahip çıkar. Ondan sonra da ağlamayın!
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|