kapat

08.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Online
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Ölüme gidişlerini izledik'
Pekçok hükümlü işitme kaybı, görme, konuşma ve denge bozukluğu yaşıyor.

1996 yılının Temmuz ayında yaşanan ve 12 hükümlünün ölümüyle sonuçlanan ölüm orucunda hükümlülerin sağlık durumlarını yakından izleyen doktorlar, ölüm oruçlarında 40'ncı günden sonra hükümlünün, hasta olarak kabul edildiğini söylüyorlar.

1996 yılındaki ölüm oruçları sırasında mahkumlara yarıdım etmeye çalışan doktorlar mahkumların gözlerinin önünde eridiklerini görmelerinin ve fazla birşey yapmamanın çok üzücü bir duygu olduğunu belirtiyorlar.

İlk bir ayda kilo kaybı ve açlıktan kaynaklanan mide kokusunun dışında ölüm orucuna giren hükümlülerde önemli sağlık problemleri görülmediğini belirten doktorlar, daha sonraysa kusma, mide krampları, halsizlik, duyu kaybı gibi belirtilerin ortaya çıktığını söylüyorlar.

Tokyo Bildirgesi'ne göre hastanın tedavi olmayı reddetme hakkı çerçevesinde ölüm orucunu tutan hükümlülerin tedaviyi reddettiklerini kaydeden ve isminin açıklanmasını sitemeyin bir doktor 1996 ölüm orucunda yaşananları şöyle anlatıyor: "Hastanın elini, başına dahi kaldıracak hali kalmıyor ve su içmek istemiyorlar. Damlayla, kamışla sıvı vermeye çalışıyoruz. Açlıktan kaynaklanan mide kasılmaları yüzünden sık sık kusma vakalarına şahit oluyorsunuz. Sona yaklaştıkça doktor da olsanız etkileniyorsunuz. Çünkü insanların göz göre göre ölümüne şahit oluyorsunuz ve hiçbir şey yapamıyorsunuz."

Alper URUŞ-Engin AYTAŞ


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır