Ölüm orucuyla 199 tutuklu ve hükümlü adım adım ölüm yaklaşırken eski adalet bakanları kendi dönemlerindeki uygulamaları ve son durum hakkındaki görüşlerini açıkladılar.
Seyfi Oktay: "F-Tipi cezaevlerine karşı başlatılan ölüm orucları son derece riskli bir noktaya geldi. Ölümler başlamadan sorunun çözülmesi gerekir. Doktorların ölüm orucuna müdahale edip etmemesi konusunda ise yorum yapmak istemiyorum. Adli Tıp Kurumu, daha önce yaşanan açlık grevleri sırasında, oruca müdahale edilmesinin tıp etiğine aykırı olmadığı yönünde görüş bildirmişti. TTB ise bu konuda farklı düşünüyor. Bu noktada yapılması gereken grevi sonuçlandıracak adımın atılmasıdır.
Hasan Denizkurdu: Hekim müdahale etmeli"Ölüm oruclarının can kaybına yol açmadan sona ermesini diliyorum. Hastaya iradesi dışında tıbbi müdahale yapılamayacağı, böyle bir müdahalenin tıp etiğine aykırı olduğu görüşüne ise katılmıyorum. Hiçbir etik insan hayatından daha değerli olamaz.Bu cezaevleri, kamuoyunda yeterince tartışılmadan hazırlandı. F-Tipi cezaevleri konusunda yürütülen tanıtım kampanyaları bana göre geç kalınmış çalışmalardır.
Mehmet Ağar: F tipi cezaevlerine karşı sürdürülen ölüm orucu, haksız bir eylemdir. Cezaevlerinin mevcut koşulları dikkate alındığında F tipi uygulamasından vazgeçmek Türkiye açısından artık mümkün değildir. Çünkü şu anda koğuş sistemindeki cezaevlerinde devlet otoritesi dışındaki otoriteler hakim. Ölüm orucunda kritik sınıra gelen ve tedavi kabul etmeyen mahkumlara, Tabipler Birliği üyesi hekimlerin müdahale etmemesi yanlıştır. Doktorların görevi yaşam kurtarmaktır. Müdahale etmemeleri kabul edilemez.
Oltan Sungurlu: "Su konudaki tartışmaya girmek istemiyorum."
Kazan: Diyalog yoluyla sorunlar çözülebilir
Refahyol döneminin Adalet Bakanı Şevket Kazan, cezaevlerinde ölüm orucunu sürdüren mahkumlardan tıbbi müdahaleyi kabul etmeyenler için yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Kazan, bilincini yitirenler hakkında ise Adalet Bakanı ve Sağlık Bakanı'nın karar vermesi gerektiğini vurguladı. Kazan, soruna diyalog yoluyla çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
1996 yılında 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan açlık grevleri sırasında Adalet Bakanlığı görevinde bulunan Şevket Kazan, "Bilinci açık olduğu halde tıbbi müdahale kabul etmeyen mahkumlar için yapacak bir şey yok. Bunlar ikna edilemezse bu oruçlar ölümle sonuçlanır. Ama müdahale bekleyen var da birileri bunu önlüyorsa, örneğin oradaki mahkumlardan bazıları müdahale yapılmaması için baskı oluşturuyorsa, bunlar hakkında dava açılır" dedi.
Ersin BAl - Şebnem HOŞGÖR