|
|
Vive le Cimbom
Hagi'siz, Popescu'suz Avrupa Aslanı, Sami Yen'i Fransızlar'a dar etti. Ümit'in attığı penaltı golü puanımızı 4'e, G.Saray'ı da liderliğe taşıdı
Hagi kadar başlarına taş düştü nihayet. G.Saray'ın en önemli adamı ligde yediği tekmeler yüzünden Şampiyonlar Ligi'nin en kritik maçında oynayamadı diye ne kadar mutlu olmuşlardır. G.Saray'ın doktorları ve masörleri Hagi'nin ezilmiş adalelerini düzeltebilmek için olağanüstü bir çaba sarfettiler ama tekmelerin sayısı o kadar çok, o kadar acımasızdı ki, Hagi kadroya bile giremedi. Hagi olmayınca G.Saray Jardel'i de kaybetti.
Böyle bir futbolcu olur mu, olmaz mı bilemiyorum. Jardel, ilk yarıda topa iki kere dokundu. İlki 12. dakikadaydı, boş kaleye 2 metre mesafedeydi. Hasan'ın çaprazdan nefis şutunu kaleci Letizi köşeden, bana kalırsa biraz da içeriden çıkarmıştı ki, top Jardel'in önüne düştü. Yalnız bunun için oynayan Jardel, tıpkı F.Bahçe maçındaki gibi topu berbat ve gayrıciddi bir vuruşla dışarı attı. İkinci buluşması ise 42. dakikadaydı. G.Saray'ın bir kontratağında duvar pası yapayım derken topu rakibe kaptırınca PSG kontratağı gelişti. Az kaldı golü yiyorduk.
Jardel hayalet gibiydi
Hagi olmayınca Jardel niye olmuyor? Adam, 18 içinde o kadar gamsız ve tasasız duruyor ki, topu tam onun kafasına ya da ayağına nişanlamalısınız. Yarım metre sağına, soluna attığınız mı, "Hani olur da rakibi şaşırtır mıyım" diye hamle dahi yapmıyor. Jardel'in göründüğü yere G.Saray sağdan, soldan 15 orta yaptı ilk yarıda ve kaleci ya da savunma adamları bu topları aralarında sanki sarı-kırmızılı bir hayalet duruyormuşçasına armut gibi topladılar. 14 akının böylesine ziyan olması ne demektir bir düşünün...
İlk yarıda kapanan ve geride rakibinden en az iki misli adam bulunduran PSG beraberliğe razı idi. 10 ile 20. dakikalar arasında fırtına gibi esti G.Saray. Ama önce Jardel golü yedi. Bir dakika sonra Okan gerçekten güzel vurdu kafayı, top direği sıyırdı. Bundan üç dakika sonra da Ergün'ün savunmadan dönerken yakaladığı kontra topa salladığı ayağı biraz ölçülü ve dikkatli olsaydı gol mutlaktı.
Sonra oyun yeniden rölantiye girdi. İki taraf da aktif dinlenme idmanı yapar gibiydi. Aniden, G.Saray'ın bir işaret almışçasına başlayan orta saha presi dayanılması zor bir baskı getirdi. PSG, santrayı geçemez oldu. Bu sırada yanımda oturan Alp Yalman'ın "Bu çocuk kendini sakatlayacak" sözü neredeyse ağzında kaldı. Toplara öyle dikkatsiz, amatörce giriyordu ki Emre... Yalman'ın dediği oldu. G.Saray Hagi'den sonra ikinci ve sonuncu oyun kurucusunu da kaybetti. O bunaltıcı pres zayıfladı; ataklar etkinliğini yitirdi. Çünkü Emre'nin yerine giren Ümit sahada sadece dolaşıyordu.
Yeni Popescu Bülent
Popescu'nun rolünü yüklenip defansı yöneten Bülent başarılı isimlerin başındaydı. Kaptan, saman alevi gibi parlayan PSG akınlarını dalgakıran gibi kesmekle kalmadı, çok akıllı paslar verdi, zaman zaman hücuma da çok akıllı katıldı.
İlk yarıyı G.Saray'ın önde bitirmesi gerekirdi. Eğer Jardel bütün akınları öldüren adam olmasaydı... G.Saray Jardel'e göre oynama huyundan vazgeçmeli. Çünkü 10 akından 9'u ziyan oluyor. Konuk ekip yalnız 42. dakikada tehlikeli geldi. Depar atmaktan ciğerleri yanan Fatih geri gelemeyince onun boşalttığı yerden gelen ortada bomboş iki adam vardı. Ama onlar da Jardel gibi berbat bir vuruş yapıp bu fırsatı kullanamadılar.
Taffarel'in oynamasını sürpriz olarak bulanlar vardı. Takım iki kaleciden hangisine daha çok güveniyorsa o oynamalıydı. Bunu hissedecek adam da Lucescu idi. Taffarel ilk yarıda kendisine çok iş düşmemesine rağmen çok güvenilir bir görünüm sergileyerek Lucescu'yu yanıltmadı.
İkinci yarı daha iyi bir G.Saray değilse de, muhteşem bir Hasan Şaş seyrettik. Bir adam tek başına bir takım olabilir mi; tek başına rakibi çökertebilir mi; tek başına maçı alabilir mi? Bu soruların hepsinin yanıtı, evet! Ve adamın adı Hasan Şaş. Sol kanatta aldığı bütün toplarla PSG'yi nasıl dağıttı, rakibin ataklarında daha hücumun ilk kademesinde başladığı presi kendi 18'ine kadar sürdürerek müthiş bir enerji, müthiş bir hırs ve müthiş teknikle oynadı Hasan Şaş. Galibiyet onun hakkıydı ve aldı.
HINCAL ULUÇ
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|