kapat

07.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Tinerci Orhan emin ellerde
"Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" filminin galasında bıçakla sahneye fırlayıp dehşet saçan tinerci Orhan aslında derdini anlatmak istemişti. Onun gibi sokakta büyüyen pedagog Yusuf Kulca, Orhan'a sahip çıktı

İki gün önce, Beyoğlu Emek Sineması'ndaki bir galada koltuklarına gömülen seyirciler filmi seyretmeye hazırlanırken sahneye bir genç fırladı. Bir elinde bıçak, diğerinde koklamaktan kendini kaybettiren bir tiner bez parçası... Salondaki ters davranışlar yüzünden boynunu elindeki bıçakla kesen gencin yardımına yine Yusuf Kulca koşuyor...

Olayı tüm televizyon kanallarından dehşetle izledikten sonra Yusuf Kulca ile konuştum. Tam 48 saat uyumadığını söyledikten sonra; "Orhan'ı alıp hastaneye götürmek istedim; kaçtı. Polislerle peşine düştük; sabahın beşinde onu parkta bulduk. Çok kan kaybetmişti; hemen İlkyardım'a yetiştirip 5 dikiş attırdık. O saatten beri yanımdan ayıramıyorum. Çünkü bu çocuklarla o kadar haşır neşirim ki onların ancak kendisini sevdiğine inandığı kişilere itaat edeceklerini biliyorum.

'ORGANİZE OLMALIYIZ'
Nitekim onu birkaç gün yanımda tuttuktan sonra Bakırköy'de tinerci gençlerin tedavisini üstlenen bölüme yatıracağım. İyileşince de ona uygun bir iş bulup Umut Evlerimizden birinde kalmasını sağlayacağım" diyor.

Birkaç ay önce Ağaçlı Köyü'nde açılan merkezde ilk defa İstanbul Emniyet Amiri Kâzım Abanoz ve yardımcısı Ali Tom'la buluştuk. Uzun uzun sokak ve tinerci çocukların sorunları için neler yapılabileceğini görüştük.

Gelmiş geçmiş bakanlar içinde bu konuya gönlünü veren ilk Sosyal Hizmet Bakanı Hasan Gemici, gece gündüz çocukların yardımına koşan psikolog Günnur Ertürk, bu çocuklardan mesul, polis amiri Filiz Kaya ve Ağaçlı Köyü projesini başlatan eski İstanbul Valisi Kutlu Aktaş'la saatlerce görüştük.

İstanbul Valisi Erol Çoker'in makamında ikinci toplantı yapıldı. Ancak üçüncü toplantının tarihi saptanmaya vakit kalmadan Emek Sineması'ndaki olay vuku buldu.

İstanbul Emniyeti'nin gösterişten hiç hoşlanmayan Amiri Kâzım Abanoz dün şunları söyledi: "Bakın, artık gerçekçi olalım. Önce kendimizi eleştirelim; hattâ sorgulayalım.

280 MİLYAR DESTEK
Bu tinerci ve sorunlu çocukları akşam içeri alıp sabah salmak marifet değil. Oysa sivil toplum örgütleriyle birlikte toplantılar düzenleyip tinercilerin isimlerini, resimleyerek takip etmeli ve hangisini kurtardığımızı görmeliyiz. Bugün her Belediye ilçesindeki esnaf hem bu çocuklara acıdığı, hem de gördükleri zararı azaltmak için maddi yardıma hazır. Bu da her telden bir ses çıkarmakla olmaz; kurumlar arası toplantılar yapıp, belediyelerce oluşturulacak fonlara maddi destek toplamak şart. Halkımız bu konuda çok duyarlı; özveriden kaçınmayacağından eminim. Ayrıca Vali Beyin başkanlığını yaptığı Çocuk Vakfının 280 milyarı var. Bu para bu çocukların kurtarılmasına büyük katkı sağlayabilir. Artık toplantıları azaltalım, daha organize olup halkın katkısını sağlayalım; daha doğrusu halka hesap verelim."

Sokaktan geldi ama oradakileri unutmadı
Kendisi sokaktan geldiği için sokak çocuklarının hislerini anlayan, yaşamını sokak ve sorunlu çocuklara adayan Yusuf Kulca'yı yaklaşık yirmi yıl önce ilk defa Samatya Sosyal Sigortalar Hastanesi'nde tanımıştım.

O günlerde Yetiştirme Yurtlarındaki çocuklarla ilgili 5 bölümden oluşan bir diziyi sevgili Türkân Şoray'la birlikte hazırlıyorduk.

18 yaşını doldurduğu için dayanılmaz kötü şartlar altında yaşamayı dahi kabullenen bu çocuklar, "Siz asıl, yaşını doldurması nedeniyle yurttan atılacağı için ölmek isteyen bir arkadaşımızla görüşün" demişlerdi.

"DUYUN BU ÇIĞLIĞI"
Yusuf Kulca'yı yatağında bulmuştuk. Doğrulup devlet büyüklerine avaz avaz bağırırken, böbreğinin şiddetli ağrısını bile unutmuştu.

İşte, o gün, Yusuf Kulca'ya bazı kesimler suçluluk hissiyle kulak verdi. Biz de bu hislerin hemen unutulmaması için bir fon kurduk. Ali Rıza Çarmıklı, Topkapı'daki mezbelelikten çıkardığı o çocukları cebinden harcadığı yüklü bir parayla yaptırdığı tertemiz bir binaya taşıdı. Sonra o bina Fazilet Partisi'nin hışmına uğradı; boşaltılıp başka amaçlar için kullanıldı.

HEPSİ ONU DİNLİYOR
Yusuf Kulca birkaç çocuğun rahata ermesiyle vicdanen huzura kavuşan insanlardan biri değildi. Sokak çocuklarıyla ilgili çalışmaları yürütürken üniversiteye devam etti; geceleri bir gazetede kağıt balyalarını taşıyarak kazandığı parayla iki kardeşine de sahip çıktı.

Pedagog olduğu zaman da zaten sokaklar tinerci çocuklarla dolmaya başlamıştı.

Yusuf Kulca'yı görünce peşine takılan bütün sokak çocukları onlara en yakın kişinin "O" olduğunu biliyorlardı. Ve o ne derse harfiyen yerine getiriyorlardı.

İşte, iki gece önce sahnedeki genci kanlar içinde görenler Yusuf'u cep telefonundan buldular. Yusuf hızır gibi oraya koştu; Orhan'ın kimseye zarar vermemesi için gereken her şeyi yaptı.

LEYLA UMAR


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır