Önce idari yükümlülüğümüzün elvermemesi , son iki hafta da sağlık sorunlarımız nedeniyle yazamadık. Yazılarımıza ara verdiğimiz bu dönemde mali piyasalar alt üst oldu.
3 Kasım'da borsa endeksi 2.18 cent seviyesinden 1 Aralık itibariyle 1.17'ye indi ve yüzde 46 değer kaybetti. Bono faizleri yüzde 35'ten üç kat artışla yüzde 107'ye çıktı. Gecelik faizler de yüzde 1.700 ile görülmemiş bir düzeye yükseldi. 1994 krizinde bile, gecelik faizlerin en üst düzeyi yüzde 1.100'e kadar çıkmıştı.
Nereden çıktığının, nasıl çıktığının, nedeninin ne olduğunun artık önemi yok. Ancak hükümetin Mart ayından itibaren gündemin siyasete dönmesiyle ekonomik icraatlarına ve reformlara ara vermesi, bürokrasi ile aşırı rehavete ve güvene kapılması yeterince vurgulanmadı.
Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan bu sonuçtan, öncelikle mali piyasalardaki yatırımcılar, sonra aracı kuruluşlar etkilendi. Etkilenmeye devam ediyor. Ancak mali krizin iki haftadan beri devam etmesi ve şiddetini giderek artırması sorunu artık, bir hükümet sorunu haline getirdi.
Hatta küreselleşmenin etkisiyle bir dünya sorunu haline dönüşme sinyalleri veriyor.
Bu nedenle IMF, hatta ABD Başkanı yardım için devrede.
Soruna artık herkes çare aramakta.
İnşallah kısa sürede bulunur da, Türkiye yüksek faiz cehenneminden kurtulur. Yoksa yüksek faiz ateşinin aylara sarkması halinde kriz reel ekonomiye de sıçrayacak.
* Dövizi sat, faize yat- Krizi önlemek için Merkez Bankası, 6 milyar dolarlık rezerv kaybının ardından, IMF'nin onayı ile ekstra TL fonlamayı bıraktı, tekrar dövizi kontrol etmeye sarıldı. Önümüzdeki haftalarda Türkiye'ye döviz girişinin hızlanacak olması da dikkate alınırsa, içine girilen likidite krizinde devalüasyon beklentisi yersiz. Merkez Bankası'nın tutumu da bir süre daha faizin yüksek seyredeceğine işaret ediyor. Dolayısıyla kısa sürede faiz çok cazip bir yatırım aracı. Tasarruf sahipleri için bulunmaz bir fırsat. Psikolojik ortam nedeniyle çok zor da olsa, dövizden faize geçmek ise en isabetli davranış tarzı. Yüzde 60-70'den başlayarak yüzde 1.700'e kadar faiz var. Seç beğen al.
* Çöküşün sonu mu?- Yine bu olaylar sırasında borsadaki fiyatlar kısa, orta ve uzun vadeli alım için uygun düzeylere indi. Hatta buna tarihi düzeyler demek daha doğru. 1.17 cent düzeyi geçen yılın Mart düzeyine denk geliyor. Üstelik 17 Ocak'taki 3.79 cent'lik tepe noktasına göre yüzde 69'luk bir çöküşü ifade ediyor. Grafiklerden de görülebileceği gibi, borsada ilk büyük çöküş yüzde 87, ikincisi yüzde 80, üçüncüsü yüzde 65, dördüncüsü yüzde 78 gerilemeyle noktalanmış. Geçmiş veriler bize, borsada çöküşün ya dibine vardığımızı, yada çok yaklaştığımızı düşündürüyor.
Mali piyasalarda en büyük kazanç kriz zamanlarındaki yatırımla sağlanır. Hem faizdeki oranlar hem de borsadaki fiyatlar asıl şimdi ev ve araba satmayı, döviz bozdurmayı gerektirecek düzeylerde. Bir mal ucuzken alınır, pahalıyken satılır.
Sonuç- "Güneş doğudan doğar, batıdan batar."