kapat

03.12.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Ramazan Özel
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Yoksa bu yolsuzluklar mı ekonomiyi ayakta tutuyordu?

Mali piyasalar büyük krize girdi. Borsa çöktü.

Önce dövize hücum oldu.

Ekonomi bürokrasisi uyandı!

Dövize hücumu piyasaya milyarlarca dolar sürerek önlemeye çalıştı. Bu kez de dövize olan talep faize yöneldi.

Faizler bir anda fırladı.
Gecelik repo faizleri 1700'lere kadar çıktı. Şimdi panik yaşanıyor. Eğer yarın IMF verdiği sözü tutar ve Türkiye'ye taze para aktarımı yaparsa, bir parça nefes alınacak.

Peki bütün bunların normal vatandaşla ilgisi var mı?

İlk günlerde yok elbette. Sorun çok parası olanlarda yaşanıyor. Ama çok parası olanlar sıkışınca sorun bize doğru yansımaya başlıyor.

Önce tüketim kesiliyor, çünkü insanlar şu sıralarda mal ve hizmet almaya yanaşmak istemiyor. Bir para harcama korkusu doğuyor. Tüketim azalınca üretime yansıyor olay.

Satamayan yenisini nasıl üretecek?
Üretemeyecek tabii. İşte facia o zaman başımızda. Çünkü üretim yoksa, üretimde çalışanlar da olmaz. Yani emeği ile geçinen insanlar.

Tabii iş oraya kadar gidecek mi? Zannetmiyorum, Türkiye'de herkes o kadar da sersem değil.

Ancak, bu arada ilginç gelişmeler oluyor. Kimi çevreler bütün bu sıkıntıyı son zamanlarda başlatılan yolsuzluk operasyonlarına bağlamak istiyorlar. İş dünyasının önde gelen isimleri bu yönde şartlandırılmaya çalışılıyor.

Zekeriya Temizel'e, Tantan'a, Savcı Nuh Mete Yüksel'e, Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer'e yönelik eleştiriler iş dünyasında yaygınlaştırılıyor. Deniyor ki "Yolsuzluk adı altında herkese saldırıyorlar. Piyasalar tedirgin edildi. Namuslu insanlar da çamurun üstlerine bulaşmasından korkuyor ve paralarını kaçırıyor. İşte yabancılar kaçtı bile. Götürdükleri para 6 milyar dolar. Durdurun artık bunu."

Piyasa krizine bakınca, bu sözler insana bir parça doğruymuş gibi geliyor. Çünkü çok doğal, bu kriz yolsuzluk iddialarının ortaya atılmasından ve bazı işadamlarının hapse girmesinden sonra başladı.

Tamam da, o zaman şunu sormak gerek; "Türk ekonomisi yolsuzluklar üzerinde mi duruyordu? Yolsuzluklar ortaya çıkarılınca niçin ekonomi krize girsin, niçin namuslu insanlar da tedirgin olsun?"

O zaman insanın aklına şu geliyor; demek ki, yolsuzluk ekonominin temel taşı olmuş. Yolsuzluklar yapılırken ekonominin dengeleri de yerindeymiş. Sonra biri gelip bu sistemi yani yolsuzlukları sarsınca ekonomi bozuluyor.

Böyle mantık olur mu? Bu ancak "yolsuzluklar lobisinin" ki bu maalesef çok güçlü bir lobi, etrafa yaydığı hava.

Türkiye'de yükselen değer artık ahlak. Bütün işadamlarının, yatırımcıların, hatta rantiyelerin bile ahlaklı olması gerekiyor artık. Dengeler değişiyor, yolsuzluk yapan cezasını çekecek, yolsuzluklardan medet umanlar hizaya girecek, bundan sonra ahlaklı insanların Türkiye'si harekete geçecek.

Çünkü uluslararası genel kabul görmüş kurallar, bazıları istemese de kurallarına göre işleyen bir ekonomik ve sosyal düzeni dayatıyor.

Kaç araç tünelde kaldı?
Tam bir yıl önceki Düzce Depremi'nde henüz bitirilemeyen Bolu Tüneli de ağır hasar görmüştü. Tünel öyle hasar gördü ki, şimdi yeri değiştirilecek güya. O da ne büyük yolsuzluktur yarabbim. Bu arada tünel içinde çok sayıda iş makinası da enkaz altında kalmış. Bunu dilden dudağa getirmemişler hiç. Acaba tünelin içinde kalan araçların sayısı ne kadardır?

Yabancılara ayrıcalık
Polis Akademisi öğrencileri ile konuştum. Hepsi pırıl pırıl, gelecek vaad eden gençler. Çeşitli sorunlarını anlatırken bir de garip uygulamadan söz ettiler, bu onları çok kızdırıyormuş, size de anlatayım.

Polis Akademisi'nde yabancı ülkelerden gelenler de okuyor. Buradan mezun olup kendi ülkelerinde polislik yapıyorlar. Ancak bunların çoğu yıl boyunca tembellik ediyor günlerini eğlenceyle geçiriyormuş.

Yıl sonu gelince tabii böyle olanların çoğu kalıyor. Bütünleme sınavı yapıldığında da hepsi sınıflarını geçiyor. Oysa aynı durumda olan Türk öğrencilere bu tolerans tanınmıyormuş.

Ben "Olur mu canım öyle şey" dedim. rakam verdiler. Bu yıl 86 yabancı uyruklu öğrenci bütünlemeye kalmış, 85'i geçmiş. 22 Türk öğrenciden ise geçen yok. Biraz tuhaf ama.

Herhalde yabancı uyruklular ülkelerinde rezil olmasın diye yapılıyor da bizimkilere ayıp olmuyor mu?

İki mesaja iki cevap mesajı
Sizlerden gelen mesajların büyük bölümünü, tabii özetleyerek yayınlıyorum. Bu mesajların bazılarına düzeltmeler ya da karşı mesajlar geliyor.

Bunlardan biri Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden... Burs alamadığını söyleyen ve okul yönetimini suçlayan mesaja karşılık ODTÜ Burs ve Yardım Komitesi Başkanı Prof. Dr. Nesip Erkip'ten gelen mesajda 4 bin 250 öğrenciye çeşitli miktarlarda burs verildiği, şikayetçi öğrencinin beyanlarında bazı eksikliklerin olabileceği, asla bir kayırma yapılmadığı vurgulanıyor. Prof. Dr. Erkip ayrıca burs konusunda bir de web sitesi adresi veriyor:

https://www.oidb.metu.tr/turkce/bursindex.html

İkinci mesaj Elidor firmasından. İzmir'de bir promosyon dağıtımı sırasında başı örtülü kadınlara ürünlerin verilmediğini şikayet eden hanım okura gönderilen cevapta dağıtımın ayrı bir kuruluş tarafından yapıldığı, ayrıca böyle bir şeyin şirket prensiplerine de aykırı olduğu, konunun araştırıldığı belirtiliyor ve "Eğer böyle bir izlenim yaratıldıysa sorumlulardan hesap sorulacaktır, yanlış izlenim edinen hanımefendiden de özür dileriz" deniyor.

Cehennemin mühendisi
Mühendisin biri ölmüş ve cehenneme atılmış. Cehennemin konforundan hoşnut kalmayan mühendis bir takım iyileştirmeler yapmaya başlamış. Kısa bir süre sonra cehennem; klimalı odaları, otomatik tuvaletleri, asansörleri, içecek otomatları ve diğer lüksleri ile rahat bir yer haline gelmiş. Bu arada mühendisin de iyice tanınıp sevildiğini söylemeye gerek yok.

Derken, günün birinde Cennet Meleği, Cehennem Meleği'ni aramış:

"Selam cehennemde işler nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz?"

Cehennem Meleği memnun mesut gülümsemiş: "Biz burada çok iyiyiz. Bir mühendis düştü buraya ki sorma gitsin. İnanılmaz lüks ve konforlu bir yer yaptı bizim orayı. Bir görsen, tuvaletlerimiz otomatik, kola makinemiz bile var."

Melek şaşırır: "Nee! O adamın burada olması lazımdı, onu arıyoruz, yanlışlıkla gitmiş oraya, çabuk onu buraya gönderin!"

Diğer melek "Mümkünü yok! Kadromda bir mühendisin olmasından çok memnunum ve onu burada tutacağım!" diye çıkışmış.

Cennet Meleği sinirle bağırmış: "Onu çabuk buraya gönder yoksa seni dava ederim!"

Öteki kahkahayla gülerken şöyle demiş: "Evet, eminim yaparsın! Peki avukatı nerden bulacaksın?"

NOT: Avukatlar kızmasın, internetten geliyor bunlar.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır