Zübeyr (R.A.) bunun üzerine tekrar Mekke'ye döndü. Resõlüllah'ın (S.A.V.) sohbetlerine devam etti. O'nu gölgesi gibi takib etti. Gerektiğinde O'nu korudu ve savundu. Bir akşam oturmuşlar hanımı ile yemek yemek üzere idiler.
"Resulüllah öldürüldü!" diye bir ses duyduğu vehmine kapıldı. Hemen fırladı. Kılıcını çekti, iç elbiseleri ile sokağa fırladı. Evleri dinliyor, haberin doğruluk derecesini araştırıyordu. Şaşılacak bir hal ki, yolda Resõlüllah'a rastlayıverdi. Bakakaldı.
- Ne oluyor?.. Bu halin ne Zübeyr?..
- Seni öldürüldü diye duydum!..
- Peki, öldürülseydim ne yapardın?
- Mekke müşriklerine saldırmayı, hepsinin kanlarını ırmaklar gibi akıtmayı niyetime almıştım!
Onun bu sözlerine Resõlüllah gülümsedi. Hayır duada bulunup, kılıcının keskin kılınmasını yüce Mevlâ'dan dilediler.
Bundan dolayı tarihçiler, "Şüphe yok ki, Allah (C.C.) yolunda kılıcını kınından ilk çıkaran kişi, Zübeyr'dir," derler.
Allah yolunda, iman yolunda, İslam yolunda canını böyle ortaya atmışken, Resõlüllah ona,
-Zübeyr!.. Yavaş ol! Bu türlü savaş için henüz acele etme! İlerde o günler de; sıcak savaş günleri de gelecek. buyurdu.
Evet o günler de gelecekti ve Zübeyr o günlerde dünyaya sadece Allah'ın (C.C.) nizamını hakim kılmak için kâfirlerin kellelerini devirmek üzere can pazarına yalın kılıç dalacaktı; hiç bir şeyden çekinmeden. Biraz sonra bunları daha yakından görme fırsatı bulacağız.
(DEVAM EDECEK)