


Piyasa sonunda faiz riskini keşfetti
Şimdiye kadar hep bankaların döviz açık pozisyonları tartışılırdı. Geçen hafta yaşananlar, faiz riskinin nelere yol açabileceğini gösterdi
Geçen hafta Çarşamba ve Cuma günkü yazılarımızda mali piyasalarda yaşanan aşırı dalgalanmaların nedenleri üzerinde durduk. Sözkonusu yazılarda vurgulamaya çalıştığımız hususlardan birisi, yaşanan gelişmelere "sadece dedikodular neden oldu" demenin yanlışlığıydı. Dedikoduların katkısını yadsımıyoruz. Zaten dedikodunun olmadığı bir mali piyasa krizi örneğini bulmak da zor.
Bu durumun veciz ifadesi, "bardağı taşıran her zaman son damladır" demek. Yatırımcıların kafasını bulandıran ve gidişat hakkında tereddüte düşüren çeşitli gelişmeler oluyorsa bunun bir noktada patlak vermesi kaçınılmaz. Bu süreci oluşturan çeşitli unsurlar arasında sadece sonuncusunun üzerinde durmak ise doğru bir yaklaşım değil.
Faiz riskinin sonucu
Düşünün ki, bazı bankaların Hazine kağıdı portföyleri, kısmen döviz açık pozisyonu ile kısmen de gecelik repolar ile finanse ediliyor. Banka gözetim ve denetiminden sorumlu kuruluşların ve IMF'nin dikkati ise hep açık pozisyonlara yönelmiş. Ayrıca, bankaların taşıdığı bu tür riskleri tespit etmek ve önlemek ile kamu finansmanını en ehven şartlarda sürdürmek arasındaki tercihlerde hep ikincisi ön planda olmuş. Kamuoyu ve basın genellikle açık pozisyonların riskini tartışmış ama faiz riskine, yani kısa vadeli fonlama faizlerinin portföyde taşınan kağıtların getirisinden uzunca bir süre yüksek kalması durumunda ne olacağına fazla kafa yormamış.
Bizce geçen haftaki gelişmelerin arka planında faiz riskinin son zamanlarda realize edilmekte olmasının büyük payı var.
KIbrıs resti anlamlı
Geçen hafta Cuma günü Cumhurbaşkanlığı köşkünde devlet zirvesi ile KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş toplandılar. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada Kıbrıs görüşmelerine Türk tarafı olarak artık katılınmayacağı mesajı çok vurgulu bir biçimde verildi. Malum, bu açıklama AB ile ilişkilerin çok gergin olduğu bir zamanda gelmiş oldu.
Ekonominin ve piyasaların içinde bulunduğu mevcut
ortamda dış ilişkilerin böylesine gerilmesi olumlu değil. Dış ilişkilerdeki gelişmeler ile ekonomiyi ve piyasaları birlikte izlemekte yarar var.
Bütçeden ilginç detaylar
Geçen hafta açıklanan bütçe verileri, faiz dışı fazla ve bütçe açığındaki olumlu gelişmelerin Ekim ayında da sürdüğünü gösterdi. Ekim sonu itibariyle faiz dışı fazla 8 katrilyon ile 7 katrilyonluk yıllık hedefi aşmış durumda.Bütçe açığı ise 11 katrilyona ulaştı. Dolayısıyla, 14 katrilyonluk yıllık hedefin altında bir açık gerçekleşmesi bekleniyor. Bütçedeki bu gidişat önceki aylarda ortaya çıkmış olduğu için şimdi sürpriz olarak algılanmıyor. Diğer bir deyişle, bütçenin sene başındaki yıllık hedeflerden daha olumlu olması artık veri olarak kabul ediliyor.
Diğer taraftan bütçenin gelir tarafındaki bazı detaylar gelecekte açıklanacak başka veriler için öncü gösterge niteliğinde. Örneğin, dahilde toplanan KDV ve taşıt alım vergisi rakamlarının Ekim ayında Ağustos ve Eylül'ün biraz üzerinde olduğu görülüyor. İthalattan alınan KDV ise önceki iki ayın epeyce üzerinde. Dolayısıyla Ekim'de iç piyasada ve ithalatta bir yavaşlama olmamış görünüyor.
Bütçede ekonomik aktivite göstergeleri
| Ağustos | Eylül | Ekim |
| İçeride alınan KDV | 408 | 444 | 474 |
| Taşıt alım vergisi | 38 | 38 | 41 |
| İthalattan alınan KDV | 375 | 372 | 434 |
| (trilyon TL) |
İçte ve dışta diğer olaylar
* Ek vergi yasası: Özel işlem ve özel iletişim vergileri ile eğitime katkı payı uygulamasını iki yıl daha devam ettiren yasa tasarısı, geçen hafta Meclis'te kabul edildi. Tasarının Meclis'te görüşülmesi sırasında iki önemli madde daha eklendi. Bunlardan birisi ile serbest meslek kazancı sahiplerine hayat standardı esası yeniden getirildi. Tasarıya yapılan ikinci ekleme ise banka birleşmeleri ve satın almalarına vergi kolaylıkları getirilmesi ile ilgili.
* Kamu bankaları yasası onaylandı: Geçen hafta Meclis'te kabul edilmiş olan üç büyük kamu bankasının özerkleştirilmesine yönelik yasa, Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Daha önce söz konusu yasanın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayacağına ilişkin spekülasyonlar vardı
*Bu haftanın verileri: Bu yılın Temmuz-Eylül dönemine iilişkin milli gelir büyüme rakamlarının bu hafta Perşembe günü açıklanması bekleniyor. Geçen yılın aynı döneminde büyümenin çok düşük olmasının da etkisiyle GSMH ve GSYİH yıllık büyüme oranlarının yüzde 8.5-9.8 civarında çıkmasını bekliyoruz. Eğer geçen iki aydaki gibi bir gecikme olmazsa Eylül ayı dış ticaret verilerinin de bu hafta açıklanması mümkün. Bu konudaki öncü göstergeler Eylül'de de dış ticaret açığının yüksek düzeyde seyrettiğine işaret ediyordu. Ancak, Ağustos'taki 3 milyar doların biraz altında bir açık bekliyoruz. Kasım ayı enflasyon verileri ise önümüzdeki Pazar günü açıklanacak. Özellikle toptan eşya ve özel imalat sanayii enflasyon rakamlarının Ekim ayına göre biraz daha düşük olmasını bekliyoruz.
* Yurtdışındaki gelişmeler: ABD stoklarının artmış olduğunu gösteren raporlar nedeniyle petrol fiyatlarında geçen hafta bir miktar düşüş oldu. Ancak, ilk bahardan önce rahatlatıcı ölçüde bir düşüş olması zor görünüyor. Bu arada ABD Eylül dış ticaret açığı rakamı beklenenden daha yüksek, rekor düzeyde(34.3 milyar dolar) çıktı. Euro bölgesindeki en önemli veri ise Eylül ayına ilişkin yıllık bazda yüzde 5.6'lık sürpriz büyümeydi. Bu verilere rağmen euronun ABD doları karşısındaki değeri Cuma akşamı itibariyle 0.84'ün altındaydı.