kapat

27.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Mübarek Ramazanımız hayırlı olsun...

Bugün Ramazanın ilk günü... Ben nedense bu ilk gün çok heyecanlanırım. Sanki büyük bir imtihana girecekmişim gibi... Dünya hali bu ya, yaptığım yanlışlıklar, hatalar, eksiklikler hep bu ilk günde önümden sinema şeridi gibi geçer. Ondan sonra da durup, düşünürüm, "yahu biz ne kadar günahkar insanmışız" derim... Ama yüce dinimiz o kadar müsamalı, o kadar yapıcı, o kadar iyiye teşvik edici ki, elimizde olmadan yaptığımız bütün yanlışlıkları düzeltme imkanını veriyor. Onun için Ramazan ayı, kutsal ayımız.... Bu ay silkinip, kendimize gelme imkanını buluyoruz. Yaptığımız yanlışlıkları bir daha yapmamak için yaşantımızda frenlemeler, düzeltmeler yapabiliyoruz. Hatta çoğu kişi tövbeler ederek kendini arındırma yoluna gider.

İşte inanan bir insan olarak bu ayı; doğruya yönelme, nefsine hakim olma, kötülüklerden arınma, fakirlere yardım etme vesilesi olarak kabul ediyorum. Belki diyeceksiniz ki, fazla edebiyata kaçtın, duygusal olmaya başladın... Evet bu ay bizim kendimizi doğrulara ulaştırma ayı... Gerek ibadet, gerekse davranışlarımızla ve yapacağımız hayırlarla elimize kadar gelen imkanı kaçırmamamız lazım... Bunları zaten bilmeyenimiz yok ama bir daha hatırlatmakta fayda var...

Ramazanda ne yapacağız, oruç tutacağız... Oruç nedir?... İmsak vaktinden, yani gün ağarmasından, iftar vaktinde kandiller yanana kadar ağzımıza hiçbir şey koymadan, aç kalarak nefsimize olan hakimiyetimizi kanıtlamak... Ama sadece aç kalmakla olmuyor bu iş... Kimsenin kuyusunu kazmamak, kötü niyetli olmamak, kimsenin hakkını yememek, yenen haklar varsa onları telafi için çaba göstermek, kimseye kötü gözle bakmamak, şehevi duygulardan arınmak, sadece ve sadece iyilik düşünmekte lazım... Bu arada çevremizdeki fakir, fukaraya yardımcı olmak, onlara erzak, giyim, kuşam ve para vererek sevindirmek işin en güzel, en asil yanı... Tabii bunları yaparken de, sağa-sola caka atmamak lazım... Öyle fiyakayla, hay-huyla yapılırsa işin bir kıymeti kalmaz. Çünkü yukarıda Allah olduğunu hepimiz biliyoruz. O herşeyi görüyor ve biliyor.

Bilindiği gibi Türk halkı aşağıdakilerle, yukarıdakileri oynuyor. Yukarıdakiler, aşağıdakilere dürbünle bakıyor ama bir türlü göremiyor. Ne biçim bir dürbün kullanıyorlarsa... Yaklaştıracağına, uzaklaştırıyor... Belki de dürbüne tersinden bakıyorlar. Sıkışan, ağlaşan öyle bir kesim var ki, çoğunlukta olduğu halde ve onların ücretlerini ödedikleri halde tahakküm altından kurtulamıyorlar. Duamız şöyle olmalı; "Yarabbim, bizi kötülerden ve kötülüklerden koru... Başımızdakilere akır, fikir ver... Yukarılarda ahkam kesenlerin esiri etme... Memurlarını fitre ve zekata muhtaç edenlere doğru yolu göster... İşçi kesimini hastane kapılarında süründürme... İnsanlarımızı soyan, kemiren, kanını içen, hortumlayan vicdansızların elinde oyuncak etme... Bizleri doğru yoldan ayırma..."

Bu vesile ile bizleri okuyan, okumayan tüm halkımıza hayırlı Ramazanlar dilerim.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır