|
|
İyi ve kötü
Maçın bence renkli portresi, F.Bahçe kalecisi Rüştü'dür. Çünkü Rüştü, Jardel'in 0ol olabilecek pozisyonlarına izin vermeyen, kalesinde devleşen, G.Saraylılar'la birlikte Jardel'e de saç baş yolduran adam oldu. Eğer Rüştü gününde olmasaydı, G.Saray Jardel'le farklı galip gelen takım olurdu. F.Bahçe bu maçta G.Saray'ın golcü futbolcusu Jardel'e böylesine gol fırsatı veriyorsa, savunması çok biçare ve kötü futbol sergiliyor demektir. Jardel'in en yakın markajcısı Uche idi. Her hava topunda Uche hakim gözükürken bu kadar gol pozisyonu verdiğine göre görevini yapmamıştır derim.
F.Bahçe'nin görevini yapan oyuncusu (sadece görevini yapan) diyorum, Samuel Johnson oldu. Oyun disiplinden hiç ayrılmayan, rakibini orta sahada bir başına kontrol etmeye çalışan ve de agresif görüntülerin hiçbirine girmeyen bu futbolcu iyimser futbol oynamayı yeğledi.
Jardel'e kızılmaz
G.Saray'daki portrem, elbette ki golcü Jardel. Bu futbolcu çok gol pozisyonuna girdi. %100 gol olabilecek 3 tanesini Rüştü becerikli elleriyle kurtarırken Jardel'e kızmak futbol adına acımasızlık olurdu. Ama Rüştü'nün uzanamadığı bazı pozisyonlar da vardı ki, bunları gole çevirememesini onun gibi golcü futbolcuya elbette yakıştıramadım.
Hagi beni delirtti
Bir de maçın gerçek portresi vardı. Sahanın hem kabadayısı, hem starıydı, hem de önüne gelene fırçayı atmaya meraklı beynelminel patronuydu. İsim vermedik değil mi? HAGİ'den bahsediyorum.
Futboluna şapka çıkartacağım, her zaman alkış tutmak istediğim bu futbolcuya bu karşılaşmada delirircesine kızdığımı söylemek isterim. Dünya futboluna böyle yıldızlar zor düşer. Örnek olmaları gerekmez mi? Hagi futboluyla örnek olurken, inanılmaz çirkefliği ne yazık ki kötü örnek oldu. Maç içinde hakem Erol Ersoy'u omzundan tutup yaka paça çekmesi sarı değil, kırmızı kartla cezalandırılmalıydı.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|