|
|
Jardel ve hakeme rağmen
G.Saray, dün en az iki ton daha ağır olduğunu gösterdiği maçta, "Jardel" ve "hakeme" rağmen 1 puan aldıysa bunu başarı hanesine kaydetmelidir.
Önce hakem... G.Saray'ın bu yıl yolunu kesmeye azimli "Haçlı ordusu"nun 1 numaralı gücünün hakemler olduğu artık açıkça ortaya çıktı. Murat Ilgaz'dan sonra dün de Erol Ersoy G.Saray'ı yok etmek için elinden geleni yaptı. Ersoy'un yerinde hakemliğin "H"sinden haberdar birisi olsa, F.Bahçe yasal 7 kişinin de altına düşer ve maçı hükmen kaybederdi. Ama Ersoy ne mal olduğunu daha maçın başında Emre'ye yumruk atan Mirkoviç'e kırmızı kart göstermeyerek - dikkat edin "Gösteremeyerek" demiyorum, çünkü en yüreksiz hakemin o durumda çaresiz kalıp kırmızı kart çıkarması gerekirdi - bir de topu bir an evvel oyuna sokmaktan başka çabası olmayan Emre ile sarı kartları paylaştırarak belli etti. Yumruğu geçin, kitap diyor ki, "Duran topta 9 metrenin içine girerek oyunun başlamasını engellemek sarı karttır." Bu bir... Bir de Emre'ye çaktığı yumruğa hadi sarı diyelim. Etti iki... Erol Ersoy, maç boyu sarı kartını çıkartmak için F.Bahçe'nin kart görmemiş numaralarını cımbızla aradı. Daha evvel sarı kart görenler Ersoy'un himayesinden "Her nasılsa" emin olduklarından kasap gibi oynamayı sürdürdüler ve hepsi oyunda kaldılar.
Ruhsuz, kayıtsız Jardel
Gelelim Jardel'e... +48. dakikada Hagi Jardel'in üzerine adeta saldırdı. Neler söylediğini duymamıza imkan yok. Ama "Maçı satıyor musun?" diyor idiyse, şaşmam. O 45 dakikada Jardel'in yaptıklarını ancak... Gerisini söylemek istemiyorum. İki tanesi akıl almaz, kaçırdığı 5 gol de değildi Jardel'in zararı. G.Saray'ın her topu kesişinde en az 5 metre ofsaytta durarak ileriye top atılmasını engelledi ve akınları geciktirerek F.Bahçe savunmasına nefes aldıran, toparlanma zamanı kazandıran adam oldu. Hagi çıldırmayacak da, ne yapacak? Yine de, devre bittiğinde Hagi Jardel'in yanına gitti; beline sarıldı; çıkış tüneline kadar gönlünü aldı. Çünkü bir 45 dakika daha olduğunu biliyordu. Ama Jardel, ikinci yarıda da aynı ruhsuz ve kayıtsız oyununu sürdürüp, adeta tek kale oynayan G.Saray'ın maçtan golsüz çıkmasını başarıyla sağladı.
Maçın baştan sona bir sinir ve taktik mücadelesi halinde geçeceği belliydi. İki hoca da, kenardan taşlarını iyi oynadılar. Denizli, beraberliğe razı olduğu için başarı onun hanesine yazılabilir. Zaten maç bitimi F.Bahçe seyircileri de havai fişeklerle zaferlerini (!) kutladılar.
Lucescu, gerçekten büyük ümitlerle oyuna soktuğu Arif'in dolaşmasına, Ümit'in maç başından beri aldığı her topu olumsuz kullanan Okan'dan daha beter bir oyun sergilemesine herhalde çok şaşmıştır. Aslında bu, G.Saray hocasının sezon başından beri en mükemmel maçlarından biriydi. Ama önce hakem, sonra Jardel, Lucescu'yu ve G.Saray'ı durdurmayı başardılar. G.Saray yönetiminin bu hakem konusunu çok ciddi bir şekilde ve çok ciddi platformlarda dile getirerek gündeme alması gerek. Bu hakemlerle yarın G.Saray Türkiye Ligi'ni geçin, Avrupa'da sahaya çıkaracak sağlam takım bulamaz. Ayıptır, yazıktır ve günahtır. İnsanın lanet edesi geliyor.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|