Aslında bu durum kadınlar kadar erkekler için de son derece can sıkıcı. Kendimizle ilgili her türlü sorumluluğu bir adamın üstüne yükleyerek onu nasıl bir baskı altında, nasıl bir yük altında bıraktığımızı düşünsenize? Onsuz hiçbir şey yapamayacağımızı, onsuz, tabir-i caizse bir "hiç" olacağımızı düşününce kendini nasıl kısıtlanmış, bağımlı hissedecektir. Gönül bağlılığı bağımlılığa dönüşecek ve ilişki çıkmaza girecektir.
Bunun yerine kendi zevkleri, kendi istekleri olan kısacası "bir ilişkinin yarısını oluşturmasına karşın ilişkinin haricinde tam bir insan olan kadın"ın erkeğe verebileceği ne kadar çok şey olduğunu bir düşünün. Konuşacak, anlatacak, paylaşacak şeylerin çokluğu, ilişkide her iki tarafında gelişimi için ne kadar etkili olacaktır. Mutsuzluklar azalacak, takıntılar yerini sağlıklı düşüncelere bırakacaktır.
Ama en kültürlüsünden en kendi halinde olanına kadar her kadın aynı hataları yapmaya devam ediyor.
Biriyle flört aşamasında iken, ondan telefon gelme ihtimaline göre hayatını düzenleyen kadın, söz konusu ciddi bir birliktelik olunca arkadaşlarından, sosyal hayatından, isteklerinden ve kendine ayıracağı, ayırması gereken zamandan tamamen feragât ederek, hem kendisini hem de ilişkisini büyük bir çıkmaza sokuyor. Üstelik bunu bilerek ve isteyerek yapıyor.
Hazır kadınlar ve ilişkiler bahsi açılmışken, bu konuda size üç hatta dört adet tavsiyem var. Tavsiyem özellikle de bekâr kadınlara...
Cine5'te yayınlanan ve Manhattanlı dört bekâr kadının hayatını konu alan "Sex and the City" isimli dizi son günlerde özellikle kadınlar arasında vazgeçilmezler arasında yer alıyor.Kadınların "en" favori konularından biri olan ilişkiler üzerine son derece eğlenceli ve bir o kadar da gerçekçi bir dizi. Özellikle bekâr kadınların seyretmesi şiddetle tavsiye edilir. Bir başka dizi ise CDBC-E kanalında yayınlanan "Seinfeld". O da kadınların, özellikle de ilişkiler üzerine bir hayli kafa yoran bekâr kadınların en sevdiği dizilerden. Kaçırmayın derim.
Diğer tavsiyem ise hâlâ okumadıysanız Helen Fielding'in "Bridget Jones'un Günlüğü" isimli kitabı okumanız.
Eğer okuduysanız, bu kitabın devamı olan "Mantığın Sınırı" isimli kitabı okumanız. Hem eğlenceli hem de kendinizle ilgili pek çok şey bulabileceğiniz iki kitap. Bu arada kendi hatalarımızı görüp tartmamız ve üstünde düşünmemez için iyi bir tetikleyici.