kapat

27.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Aşkın ateşine elimi sokmam
Muazzez Abacı, özel yaşamındaki ilişkiler konusunda artık çok daha temkinli... Yalnız yaşıyor ama arayışlar içinde değil. Belki de kendini koruma güdüsü... Çünkü aşkın bir ateş olduğuna inanıyor...

"Aklı başında bir beraberlik bana biraz hayal gibi geliyor" diyen Abacı bugüne kadar dört evlilik yaptı. Ama şimdi aşktan çok aklı başında bir beraberlik içinde yer alabileceğini söylüyor

Sanat yaşamındaki mücadelesi, zirveye oturuşu ve hep orada kalışı, evlilikleri, kızına bir gelecek yaratma çabası ve ölüm ile yaşam arasındaki o incecik çizgide gidip geldiği hastalığı... Koca bir 50 yıl... Abacı şimdi hırslardan, zaaflardan, yıpratan ilişkilerden uzakta bir yaşamda. Bütün dünyası müziği, Amerika'da yaşayan kızı Saba ve 9 aylık torunu Sera... Yaşamıyla ilgili bütün planları kızı ve torununun üzerine yapıyor. Ve Saba'dan söz ederken, iyi bir evlat yetiştirmiş tüm annelerin yaşadığı o duygu, gözlerinden bir ışık olarak yansıyor.

* Kızınız Saba sizin hayatınızın en büyük dayanağı gibi. O büyüdükçe anne-kız rolü biraz değişti mi?

Evet. Zaman zaman o benim annem zaman zaman da arkadaş gibi oluyoruz. O benim yaşam kaynağım, dayanağım, onurum, en güzel bestem, gururum.

* Saba olmasaydı ne olurdu?

(Gülüyor) Felaketim olurdu. Annelik insanı disipline eden bir duygu. Aman evladım örselenmesin, aman okula giderken başı dik gitsin diye çok dikkatli yaşadım. Saba olmasaydı dağınık olurdum. Nerede akşam orada sabah yaşardım. Annelik bir ağırlık veriyor tabii.

PİŞMANLIKLAR DA VAR
* Sanatçı kimliğinizde çok hanımefendi bir üslubunuz var. Ama kavgacı ve biraz erkeksi bir tarafınız olduğunu da biliyorum. Bu kendinizi koruma güdüsünden mi kaynaklanıyor?

Evet, erkeksi bir tarafım var. Bu da çocuğumu yalnız yetiştirmemden kaynaklanıyor. Ona baba gibi olmaya da çalıştım çünkü. Disiplinliydim. O zamanlar Saba'yla yapayalnız yaşadık. 91 yılından beri hayatımda 'Bu benim kocam' dediğim kimse yok. 91'de Hasan Bey'le (Heybetli) ayrıldık. Ondan önce 10 yıl yine ayrılmıştık.

* Yalnızlık rahatsızlık vermiyor mu?

Bir alışkanlık oluyor. Evliliği kaldırmak da çok zor. Bence evlilik sevgiden de öte anlaşabilmek, bir misyonu paylaşabilmek. Evlilik paylaşım istiyor. Örneğin ben Hasan Bey ile evli olduğumda hapisteydi. Evlilik her türlü mutluluğu, ızdırabı paylaşabilmektir.

* Şimdi pişmanlıklarınız var mı?

Sanatçı olarak yaşarım tabii.

* Kadın olarak?

Beni hırpalayan, ruhumu ezen pişmanlıklarım yok. İnsan çok mantıklı bir inzivaçta bile kendi kendini yıpratır. Kendimi çok iyi tanıyorum. Kendimi seviyorum. Romantik duygular içindeyim. Ve karşımdakinde evladım da dahil olmak üzere yüzde yüz saygı yaratıyorum. Bu da beni huzurlu kılıyor. Böylece karşımdakinden bana gelecek yanlışlıklara set çekmiş oluyorum. Benim ilişkilerimde sevgiden çok saygının yeri var.

MANTIKLI BERABERLİK
* İlişkilerde çok alttan alan, sakin bir insan değilsiniz. Bir anda yangınlar da çıkarabilirsiniz. Öyle değil mi?

Uzun bir süre her şeyi alttan alırım. İnsanları çatlatacak kadar bir sabrım vardır. Sonra lüzumsuz bir anda ve yerde patlarım. Her şeyi bir anda da bitirebilirim. Bir anda. Bir yumruk vurmama bağlı... Kavga edeyim, beni hırplasın, ben onu hırpalayayım duygusunu sevmem. Çünkü ilişkilerde laubaliliği hiç sevmem. 10 yıllık kocam da olsa, üç aylık arkadaşım da olsa laubali olamam.

*Aşk, her an kapıyı çalabilir. Aşk acayip bir şey. Ama sevgi çok önemli. Sevgiyi bulmak çok zor.

* 9 yıldır hayatınızda kimse yok.

Yok...

* Küçük flörtleriniz de olmadı mı?

Küçük flörtlerin kadını değilim. Enterese etmez beni.

* Neden olmuyor peki?

Aşk bir kesişmedir. Bu kesişmenin içinde Tanrı'nın yazısı vardır, zamanlamalar vardır. Aramakla bulunmaz. Öyle bir anda gelir çatar ki, şaşırırsınız. Bir alışverişte, elinizden paketler düştüğü anda olabilir. Bir de artık eski hırslarım yok. O kaç lira alıyor, bu ne yapmış gibi kaygılarım yok. Şu an benim dünyam Saba, torunum Sera ve aklı başında bir yaşam tarzı. Sürekli medyanın içinde olmak, gece alemlerinde görünmek istemiyorum. Ama aklı başında bir beraberlik biraz hayal gibi geliyor bana. Aşk bir ateş çünkü. Aşktan çok aklı başında bir beraberlik içinde olabilirim.

* Ateşe elimi sokmam mı diyorsunuz?

Yok. Hayır. Asla aşkın ateşine elimi sokmam...

Heybetli'yi hiç unutmadı
*4 evlilik yaptınız. Yanlış evlilikler miydi? Yoksa birileriyle aynı yaşamı paylaşamıyor musunuz?

Bence evliliklerin yürümemesinin başarısızlık diye nitelendirilmesi yanlış. İnsanlar mutsuz evliliklerini de devam ettirebiliyorlar. O zaman onlar başarılı mı oluyor?

* Evlilikleri bitirmek de bir başarı o zaman?

Bence de. Mutsuz olmamak adına yapılan olaylar bunlar. Hem kendini hem karşı tarafı örselememek adına yapılan bir şey. Evlilikte iki ayrı insan, iki ayrı dünya buluşuyor. Bazen bir şeyler sıkışıyor ve insan götüremiyor. O zaman ne oluyor? Ya sen karşı tarafı ezeceksin ya da karşı taraf seni ezecek. Mesela Saba'nın babasıyla biz dünyanın en bulunmaz iki dostuyuz. Bundan daha mükemmel bir şey olabilir mi? Saba'nın babası evli. İki kızı ve mükemmel bir hanımı var. Hanımıyla sık sık telefonda konuşuruz.

* En büyük aşkınız Hasan Heybetli miydi?

Hasan Bey'le ben tanıştığım zaman yıl 1975'ti. 25 yıl olmuş. 25 yıl önceki aşkı unutmadığımı söylesem inanır mısınız? Onunla da çok iyi dostuz. Hayatınıza girmiş insanlarla konuşmamanız imkansız. Benim onlara yanlışım olmadı, onların da bana. Dünya böyle güzel.

Sibel Can'a geçer not
* Gençlere bakınca eleştireceğiniz, 'Bunlar çok yanlış şeyler' diyeceğiniz neler görüyorsunuz?

Halka hizmet eden konularda eğer duyguların altyapısı yoksa depremde yıkılan evler gibidir olay. Sağlam değildir. Şu anda sanat yaşamı böyle. Gençler konusunda bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü 'Kadına bak, bize neler öğretiyor' derler. Ben 'Aman ne iyi, maşallah' diyorum. Çünkü ne söylediğimi kesinlikle anlamayacaklar. n Sizden geçer not alan kimse yok mu?

Sibel Can'ı severim. Benim elimde büyüdü. Beni dinler.

* Bir gün kenara çekilirseniz ardınızdan bayrağı taşıyabilecek, insanlar var mı?

Türk Sanat Müziği öyle ağır, öyle yerinden oynamayan bir meseledir ki onu kimse eline alamaz. Ancak bir nefer gibi o müziğe hizmet etmekle yükümlüdür sanatçılar. Bayrak taşıma başka bir şeydir. Bugün bir kasetle çıkarsın 300 bin, 500 bin satarsın. Ama gerçek anlamda müziğe hizmet etmekle medyatik olmak ve çok satmak arasında çok büyük bir fark var. Sibel bir kaset yapmış, güzel Türk Müziği şarkıları var. Muazzez Ersoy nostaljik şeyler yaptı, beğenildi. Ama gerçek manada emek vermek, yürek vermek daha başka bir olay. İstiyorum ki kandırmacalar olmasın, biraz da müziğe emek veren insanlar olsun.

ŞENGÜL BALIKSIRTI


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır