|
|
2001, kâr değil savaş yılı olacak!
Harcamaları kısıcı ve vergiyi artırıcı sıkı para politikaları nedeniyle 2001 tüm sektörler için eski kârların unutulduğu bir yıl olacak
Harcamaları kısıcı ve vergiyi artırıcı sıkı para politikalarına hazırlanan Türkiye'de reel kesimi zorlu bir yıl bekliyor. Bu yılın başında uygulamaya konulan üç yıllık istikrar programıyla geçmişteki kârları elde edemeyen şirketler, 2001 yılının durgunluğuna hazırlanmaya çalışıyor. Hükümetin hedeflediği yüzde 4-4.5 civarında büyümenin tutturulması için tüketici faiz oranları şimdiden yükselmeye başladı bile. OECD'nin, önümüzdeki iki yıl için hazırladığı Türkiye raporunda büyümeyi yüzde 3 olarak tahmin ediliyor. Yani önümüzdeki iki yıl beklendiğinden de durgun geçebilir.
HAZIRLIKLAR ARTTI
Peki durgunluğun had safhaya ulaşacağı 2001 yılına şirketler nasıl hazırlanıyor? Bütçelerini hazırlarken nelere dikkat ediyor? Özellikle ekonomik program için hayati önem taşıyan 2001'in ilk yarısını en az hasarla atlatmanın yollarını arayan şirketlerin iki kurtarıcısı var. Birincisi maliyet, ikincisi de ihracat. Gıdadan teknolojiye, tekstilden beyaz eşyaya kadar hemen her sektörde maliyetleri aşağıya çekmenin hesapları yapılıyor. Bazı sektörlerde bu, ucuz hammadde temini ile sağlanırken, bazı sektörlerde ise işçi azaltma veya verimsiz bölümleri kapatma olarak karşımıza çıkıyor. En büyüğünden en küçüğüne kadar bütün şirketler maliyetler üzerinde kafa yoruyor. Şirketlerin kurtarıcı olarak gördüğü bir diğer araç da ihracat.
İHRACAT İLAÇ OLACAK
İç piyasada Uzak Doğu ve Rusya krizinin ardından yaşanan depremlerle birlikte ertelenen talep, bu yıl tüketimin beklendiğinden daha canlı geçmesini sağladı. Artık 2001 yılında ertelenmiş bir talep de olmadığına göre şirketler yüzlerini yeniden yurtdışına çevirdi. Kapasitesini belli bir seviyede tutmak isteyen şirketler, ihracatı durgunluğun etkisini en aza indirecek bir silah olarak görüyor. Bugünlerde şirketlerde en fazla mesaiyi yapan bölüm de doğal olarak ihracat departmanları. Bu bölümler harıl harıl 'Mevcut pazarların yanına başka hangi pazarları ekleyebiliriz?' sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Öyle görünüyor ki, şirketlerin genel müdürleri ve üst düzey yöneticileri, gelecek yıl zamanlarının çoğunu Türkiye'den çok başka ülkelerde yeni bağlantı kurmakla geçirecekler. Euro ile çalışan şirketler bu yıl bir şekilde ayakta kalmayı başardı. Ancak gelecek yıl için alınacak önlemlerin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğine inanıyor.
Evlilikler artmalı
Erkut Yücaoğlu/ (TÜSİAD Başkanı)
EKONOMİ beklenenin altında bir küçülme gösterebilir. Marjlar sürekli düşüyor. Özel sektör yeni verimlilik arayışlarına girmeli. Sağlıklı büyümeyi sağlarken maliyetleri düşürmek lazım. Bunun en önemli girdisi yeni teknolojik uygulamalar. Sirketler bütün organizasyonlarını gözden geçirmeli. Kişi başına daha çok iş çıkarmak lazım. Şirket birleşmeleri veya güçbirliği yoluyla rekabet şansını artıran dayanışmalara girmek şart. Bu hem dış pazar hem de iç pazar için geçerli.
Stok devri bitti
Cengiz Solakoğlu /(Koç Holding Tüketim Grubu Başkanı)
Her şey verimlilikten geçiyor, maliyeti düşürücü çalışmalar sürekli gündemde. Lojistik, üretim ve sunumda tasarruf ve verimlilik ön planda. Üretim süreçlerini gözden geçiriyoruz, teknolojimizi yeniliyoruz. Tüketiciye ulaşımdaki yolu kısaltmaya çalışıyoruz. Asgari stok tutuyoruz. Stok gün sayımızı daha da kısaltacağız. Kira konusu da çok önemli. Kiraların makul oranı aşmamasına özen gösteriyoruz.
İhracat akılcı
Lütfi Yenel (Alcatel-Teletaş Genel Müdürü)
Gerek özelde gerekse kamuda telekomünikasyon yatırımlarına öncelik verileceğini düşündüğümüz için durgunluktan çok da etkileneceğimizi sanmıyorum. Ama tüketim mallarında sıkıntılı bir yıl olacağı ortada. İç piyasaya yönelik projeler yerine ihracata yönelmek daha akıllıca olacak. Bunun için de bir konsensus lazım. Bu konsensus verimliliği artırıp maliyetleri düşürme yönünde olmalı. Bunlar kısa sürede olacak şeyler değil ama başka da çare yok.
Leyla ŞEN-Esen PİŞİRİCİ
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|