Gazete yazarlarının sürekli olarak bir türlü gemleyemedikleri intikam ve öfke duygularıyla hareket ettiklerini ve toplumda, hırsızlık, rezillik ve skandallardan başka hiçbir şeyi göremediklerini hep yazıyorum ya...
Tanrıya şükür ki, okurlarımızdan büyük bir çoğunluk sağduyusunu muhafaza ediyor.
İşte bunlardan birinin, Deniz Utku'nun, benim yazdığım makale üzerine gönderdiği mektubu, sizinle paylaşıyorum:
"Ne kadar doğru yazmışsınız, inanın sabah gazeteleri okuduktan sonra gun boyu içimi bir umitsizlik basıyor, devamlı dolandırıcılık, ırza geçme, adam öldürmeyle ilgili haberler bir de bunun üzerine köşe yazarlarının insanın içini boğan yazıları. Bu ülkede hiç mi guzel şey olmuyor, hiç mi benim gibi insan yok diye düşüne düşüne inanın artık Türk halkından, kendi ülkemin insanından nefret eder hale geldim.f Bu yazıları okumak topluma bakış açımı değiştiriyor, insanlara güvensiz, sokakta dolaşmaktan korkan, ülkemle ilgili herşeye eleştiride bulunan bir insan haline geldim. Bir de ben Amerika'da okudum, okuldan sonra çalışma iznimi almışken bile buraya geri döndüm, hem kendi insanlarımın arasında olmak, hem de kendi ülkeme katkıdaf bulunmak için. Ama inanın geldiğim günden beri herkes 'neden döndün, Amerika'dan dönülür mü, büyük hata yaptın' deyip durdu.
Toplumumuz kendisinden nefret eden bir toplum haline dönüştü ne yazık ki... İşin daha da kötüsü hepimiz herşeyi eleştiriyoruz ama düzeltmek için de en ufak birşey yapmıyoruz.
Amerika'da okurken çok dikkatimi çekmişti, her ülkenin gençleri bir grup oluşturur, birbirlerini kollar, laf ettirmezlerdi ama Türk gençleri tam aksine devamlıfkendi içlerinde kavga dövüş halindeydiler. Sanırımftopluma bakış açımızı kökten değistirmemiz gerekiyor, inanın yazınızı okuduktan sonra içime su serpildi,fsizin sayfanıza gelene kadar okumadığım kötü haber kalmamıştı."
Gazetelerde "yazarlık" yapan bazı amatörler, kendi iç sıkıntılarını, hayata duydukları öfkelerini, sebepsiz ve yersiz düşmanlıklarını ve psikopatolojik ruh hallerini köşelerine yansıttıkça, okurlara hiçbir yararlarının dokunmadığını, tam tersi zarar verdiklerini bilemiyorlar.
Evet, özgürlük var, isteyen istediğini yazar, herkes de kaabiliyeti, kavrayışı ve iç dünyası kadar yaratıcıdır.
Ama okurların da, huzur içinde gazete okumak özgürlüğü ve hakkı var. Okura saygı duymayan gazetecilik, içi boş bir gazetecilik ve kuru gürültüdür.