kapat

26.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Hülya Avşar, Banu Alkan'ı atlattı..

Yayıncılığın gözünü patlattı.. Ben piyasaya önce Banu dergisinin çıkmasını bekliyordum, Hülya Avşar beni yanılttı.. Hem işi kaptı hem de yayın dünyasına "editör" olarak adımını attı.. Sebep olanlardan Allah razı olsun..

Tövbe olsun, bu işten önceden haberim yoktu.. Diyeceksiniz ki "Nasıl yoktu? Sen bu gazetenin en önde gelen kişisi değil misin? Uçan kuşun kanadından hile sezip, herkesten önce tedbir alman gerekmez mi?"

Burası doğru.. Gazetenin ne kadar aklı eren adamı varsa kanuni vesayet altına alındığından Sabah dahil bütün yayınlar benden soruluyor..

Üstelik cebinde nakit para gezdirebilen tek kişi olduğumdan resmen Rahmi Koç muamelesi görüyorum..

***

Güç derseniz güç.. İtibar derseniz itibar.. Fiyaka derseniz fiyaka.. Yine de bir takım kararlar alındığında, bir tek benim haberim olmuyor.. Ya yanımda konuşulanları anlamıyorum.. Veya bunlar askeriye şifresi ile konuştuklarından takip edemiyorum..

Nereden bakarsanız bakın kaderin garip bir cilvesi işte..

Oku oku.. Adam ol!

Ben HÜLYA dergisini ilk önce masamın üzerinde gördüm..

Fizik olarak, kalınlık olarak bizim "Bir Numara Yayıncılık"a ait ne kadar akla ziyan dergi varsa, onlardan bir farkı yok.. Kapağında da Hülya Avşar'ın resmi var..

Dergiyi görmemle "Eyvah!" çekip elimi dizime vurmam bir oldu.. Kendi kendime "Eyvah ki eyvah.. Bu Ercan Arıklı'nın manken kıvamındaki editör kızları Buzz Bar'a gidip içkiyi fazla kaçırdılar.. Derginin adını yanlış yazdılar.." diye düşündüm..

Ya da her güzellik yarışmasında dereceye girenlerin editör olarak atanmasına sinirlenen küpeli oğlanlardan biri dergiye kazık attı.. Hülya Avşar'ın resimaltı niyetine kullanılan ismini büyütüp başlık kadar yaptı..

Aklıma bunlar geldi.. Dizlerime bir iki daha vurdum.. Vurdum ama diz kapağımı dağıtsam faydası yok.. Çünkü odada yalnızım..

Zafer Mutlu veya Dinç Bilgin odamın yakınlarında dolansalar fiilen "sin" yapıp, göğsümü de yumrukladıktan başka tırnağımı suratıma çalıp, yüzümü yırtacağım..

Yırtacağım ki hallerimi görende "Vay bu ne hakikatlı köşe yazarıymış, müessese için kendini paralıyor.." desinler.. (Gerisi kolay..)

***

Ne zaman ki dergiyi kurcalamaya başladım, ancak o vakit bunun ayrı bir yayın organı olduğunu anladım..

Bir Numara Yayıncılığın ileri gelenleri oturup kafa kafaya vererek meşveret etmişler.. Birbirlerine bu memleketin nesi eksik, diye sormuşlar.. Cevabında anlaşamamışlar..

Kalkınma desen kalkınma var.. İnsan hakları desen fazlasıyla var, insandan artanını hayvansevenler derneği kullanıyor.. Adalet desen var.. Medeniyet desen var..

Çok şükür Galatasaray sayesinde UEFA şampiyonluğu gördük, Süper Kupa'ya el değdirdik, şampiyonlar liginde çeyrek finale kaldık..

Kültür sanat haftada bir patlıyor.. Dünya sadece bizim edebiyatçıları merak ediyor.. (Neden birşey yazamıyorlar, diye)

Sosyetemizi sorsanız Türkiye'ye yetiyor.. Artanları ihraç etsek bütün komşulara yeter.. İhraç fazlası defolu sosyetiklerimizin etinden, sütünden, derisinden yararlansak memlekette turiste göstermek için numunelik fakir kalmaz..

O kadar ileriyiz yani..

Hal böyle olunca Bir Numara'nın aklı erenleri "Bu memleketin nesi eksik?" sorusuna cevap bulamayıp, birbirlerinin yüzüne baka kalmışlar.. Nüket Sarıoğlu "Yazıklar olsun, bize.. Bunca insanız.. Bir eksik bulamadık.." deyip, içini çeke çeke ağlamaya başlamış..

O sırada önündeki kağıda gül goncası resmi çizmekte olan Ahmet Örs "Sakin olun arkadaşlar, panik yapmayalım.. Elbette bir eksik bulunacak.. Yayın dünyası olarak bu eksiği dolduracağız.." demiş..

İşte eksik bulundu..

Mehmet Demirel toplantı sırasında Gülriz Devrim'e rizotto tarifi verdiğinden konuya uzak kalmış.. İşte o sırada biri, artık Alev Er mi yoksa Balçiçek Pamir mi bilemiyorum.. Belki de Gülseçenek Kopçanaz'dır.. (Gerçi bu isimde biri yok ama yakında bulacaklarına eminim..) İçlerinden biri;

- "Hülya Avşar dergisi çıkaralım.." demiş..

Diğerleri de "Aaaa! Çok iyi fikir.. Hem Kaya Çilingiroğlu'na da satarız.." deyip fikrin üzerine atladıklarından, yeni bir yayın doğmuş.. Böylece memleketin başka bir eksiği kalmamış..

Ben dergiyi uzun uzun inceledim.. Bir kere kapak hariç 258 sayfa.. Birinci hamur kuşe kağıda basıldığından çok ağır..

Aman diyeyim.. "Ağır.." dedimse içerik açısından değil.. Irwin Yalom'un felsefi romanları ile karıştırıp almamazlık etmeyin.. Benim sözünü ettiğim fiziki ağırlık..

Dergiyi elinize aldığınızda ağırlığını hissediyorsunuz.. Zaten tek elle taşınmıyor.. İnşaatta tuğla taşır gibi iki elinizle alttan tutup, göbek hizasında götürmeniz icap ediyor..

***

Ağırlığı açısından "ateşli silahlar kapsamına" alınması mümkün.. Alın HÜLYA dergisini elinize.. Aile içi tartışmalarda karınızın kafasına ekleştirin.. EX olmasa bile en azından altı ay yoğun bakımda kalacağından Bodrum'a gidip istediğiniz gibi sürtebilirsiniz..

Dergiyi içerik olarak da çok tuttum..

"Neştersiz Güzellik" konusu ilginizi çekecektir.. Doğal hayattan yanaysanız yani "anti-tıpcı" iseniz alternatif olarak "Limonla güzellik" konusu da var..

Modada hiç akla gelmeyen "Aksesuvarlar" konusu işlenmiş..

Ayrıca "Kadının Gizli Silahı Parfüm / İşkadınının Alışkanlıkları / Kocamın Eski Karısı En İyi Arkadaşım / Bitmeyen Aşklar / İstanbul'un in Mekanları.." gibi kimsenin aklına gelmeyen konuları işlemişler..

Hülya Hanım editör olarak kimsenin konuşturamadığı Kaya Çilingiroğlu ile röportaj yapmayı başarmış.. (Bu ayrı bir yazı konusudur..)

Ayrıca kadınlara erkeği elde tutma metodlarını öğretiyor ki bu da ayrı bir yazı konusu olup, haftamın yarısını kurtarır..

Özetlersek; Harpers Bazaar'dan, Cosmopolitan'dan, Vizyon'dan, hatta Şamdan'dan çok daha üstün bir yayın ortaya çıkmış.. Bunlardan eksiği yok fazlası var.. (Küçük Zehra'nın fotoğrafları..)

Özellikle ev kadınları bu dergiyi çok sevecek.. Ev kadını olsaydım mutlaka alırdım.. Ne yazık ki ev erkeğiyim..

YARIN: Kaya anlatıyor, Hülya dinliyor.. Zehra altına yapıyor..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır