G.Saray-F.Bahçe buluşmaları farklıdır. Ama lig maçlarının atmosferi, bambaşkadır. Futbol hiç olmasa bile, sinir harbi maçı güzelleştirir. Üstelik bu maçta G.Saray'da Hagi, Emre, Okan, Jardel, popescu; F.Bahçe'de Baliç, Rapajç, Andersson, Rüştü gibi yıldızlar var. Seyri keyif verecek futbolcular bunlar. İki tarafın da defansında zaaf var. Fener de kolay gol yiyip kolay atıyor, G.Saray da... Bu maçlar şampiyonluğu değil, bundan sonrası için morali etkiler. Hiçbir Fenerli G.Saray'a yenilmek istemez. Aynısı G.Saraylılar için de geçerli.
G.Saray, UEFA ve Süper Kupa şampiyonu; Şampiyonlar Ligi'nde yola devam ediyor. İyi yardımlaşıyor. Avrupa kaynaklı tecrübe de var. Ama Fener'e karşı Avrupa'daki gibi rahat olabilecekler mi, kenetlenebilecekler mi? Yoksa küçümseyip iyi motive mi olamayacaklar? Geçmişte G.Saray, birçok Fener maçında sinirlenip 10 kişi kalmıştır.
F.Bahçe, eskiye göre çok iyi. Ama A.Gücü ve Trabzon maçındaki bilinçli futbolu ortaya koymaları için koşan bir Fener olması lazım. Beceriler, o zaman ortaya çıkar.
G.Saray'ın önemli silahı Jardel, topla 18 içinde ne kadar çok buluşursa, o kadar tehlikeli olur. "Jardel pres yapmıyor"diyorlar. Selim Soydan doğru söylüyor: "Tarih pres yapanı değil, gol kralını yazıyor."
Türkiye'de taraftarlık küfür etmekle eşdeğer olmaya başladı. Oysa, seyirci rakibe küfür etmeye değil, kendi takımı lehine bağırmaya gelmeli. Küfür ters tepiyor ve rakibi güçlendiriyor, hırslandırıyor, movite ediyor.
İdareciler, maç öncesi ve sonrası hem günü hem kendilerini kurtarmak için bahaneler üretiyor hakemi devreye sokuyorlar. Yenen centilmence konuşmalı, yenilen rakibini kutlamalı. Çünkü bu maçlar hep sürecek.