|
|

Ortaoyununa devam
Futbolda rezillik daha ilk devre bitmeden hortladı. Gözlemciler raporlarını gördüklerine göre mi, TV'de görüntülerine göre mi, yoksa Futbol Federasyonu baskısıyla mı yazıyorlar? Bunların çok örneklerini gördüm ve yaşadım. Eğilip bükülen, bukalemun gözlemciler de var, bükülmeyen de...
Yavuz Karaozan Jardel'i yazıyor. Olayın dibindeki yardımcı yazdı mı? Yazdıysa hemen hakemliği bıraksın. Çünkü atılan dirseği gördüyse, maç anında niye hakemini bipli bayrağı ile uyarıp, operasyonu yaptırmadı. "Bip"inizi burada kullanmayacaksınız da, nerede kullanacaksınız?
F.Bahçe-Trabzon maçında, dördüncü hakem dahil 4 hakemin, iki gözlemcinin, bir de temsilcinin, 7 kişinin 14 tane gözü var. Hepsi de FIFA'nın yetkisiyle, disiplinden sorumlular, yetkili ve etkililer. Andersson'un pozisyonunda önemli bir şey görmemişler. Haluk Ulusoy görmüş. Niye? Jardel gitti ya, Andersson da gitsin, maç 1-1 olsun.
Bu ortaoyununa devam edecekler. İkisine de birer maç ceza verdirecekler. Ne zaman? G.Saray-F.Bahçe lig maçından sonraki kupa randevularında... Yani dandik maçlarda... Hareketlerin şiddetine göre ayrım yapacaklar mı? Andersson'un hareketini baz alıp Jardel'e ona göre mi ceza verecekler, yoksa tersi mi olacak? Göreceğiz.
Bu raporları kamuoyuna açıklayın, herkes bilsin. Hep gizli, hep saklı tuttukça perde arkasında olanlar mide bulandırıyor.
Üç Büyükler'in maçları görüntülerle köküne kadar irdeleniyor. Yimpaş Yozgat-İstanbulspor maçında veya A.Gücü-G.Birliği maçında bu olaylar olmuyor mu? Tonla... Onlar güme gidiyor. Okkanın altına da gözönünde olanlar gidiyor. Haksızlık değil mi?
Bluz davası
Haluk Ulusoy'un danışmanı, yönetim kurulu üyesi, Adana delegesi Hüsnü Hayali, İstanbul Conrad Otel'e bir bayan götürüyor. Çünkü kuru temizleyiciye temizlettirilen bir bayan bluzu var. Hemen ters anlamayalım, büyük ihtimalle eşinindir. Buraya kadar herşey normal de, bundan sonraki biraz tuhaf. Bu temizleme parasını Futbol Federasyonu ödüyor.
Yıllarca "Federasyon özerk olsun" dedik. Büyük kavga verdik. Sebebi de milli takım kamplarında içilen çayların, maden sularının bedellerinin Beden Terbiyesi müfettişlerince sorun yapılmasıydı.
Biz mücadelemizi "bayan bluzlarının temizlik paraları ödensin" veya yine Hüsnü Hayali, "Van bileti alıp da Van'a gitmeyip, bilet parasını tahsil etsin" diye yapmadık.
Futbol Federasyonu, Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından bir kişi ile araştırıldı. Niye üç-dört kişi bu işi yapmadı? Adamcağızı iki taraf da karşılıklı prese soktu, baskı yaptı. Aynen bankalar araştırılması gibi bu olayın üstüne gidilsin, bakın daha neler ortaya çıkacak. Bakın ne kadar net iddia ediyorum. "Çıkacak" diyorum, "Çıkar mı?" demiyorum.
Doping uykusu
İtalya'da her maçta doping uygulaması var, hem de çok ciddi. Tüpün içine malzemeciyi veya masörü işetemezsiniz. Türkiye'de Ayhan ve Hasan Şaş olaylarından sonra bu işler savsaklandı. Arada bir göstermelik yapılıyor. Bu kadar paranın döndüğü bir yerde neden her maç yapılmaz? Nerelere para harcıyorsunuz, rezilliğiniz ortaya döküldü. Esas olan bu işlere neden harcamıyorsunuz?
Yavuz'a az bile!
Yargıtay'ın eski başkanı çok güzel ve doğru kelâm etti. "Türkiye'de hakim ve savcılar vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışıp kalıyorlar" dedi. Şimdi Bülent Yavuz'un aldığı ücret tartışılıyor. MHK Başkanı Bülent Yavuz 2 milyar lira ücret alıyor. Bir hakemin 4 maç idare edip eline 2-2.5 milyar lira para geçtiği bir ülkede, inanılmaz paranın döndüğü futbol endüstrisinde, bence Bülent Yavuz'a 8 milyardan aşağı bir ücret verilmemeli... Bu parayı ona veririm, 24 saat mesai bekler, gerekirse onun ciğerini sökerim!
Arif olan
Türkiye'de bazı futbolcular ceza alanı içinde kendilerini çok iyi atıyorlar. Bazıları da sun“... Jardel'in bu konuda şansı var. Yanına Arif geldi. Ona ceza alanında nasıl düşülür, mutlaka anlatıp gösterecektir.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|