


Konuşalım, anlaşalım, barışalım..
Bu işler hep böyle olur.. Vukuat çıkar, herkes birşeyler yazıp çizer, olay sonunda benim dilime düşer.. En son lafları etmek bana kalır.. Artık dilimizi nasıl kullanıyorsak, mesele de kapanır.. Bu kavga da böyle olacak inşallah..
Siz siz olun; Talat Bulut'un "Ben hijyeniğe önem veren bir erkeğim.." lafına bakıp da başka manalar çıkarmayın..
Hande Ataizi'ni hedef alan o basın açıklaması haddinden fazla duygusal.. Biraz da nisbet olsun diye yazılmış gibi.. Metinde "Bak ben böyle alengirli cümleler kurabiliyorum, sen de kurabilir misin?" havası var..
Talat Bey istese "Lastik gibi uzarım, fiyakanı bozarım.." da diyebilirdi.. Veya "Karpuza kama çekerim, domatesin kanını içerim.." diyerek gözdağı da verebilirdi..
Hijyenik lafını kullanmasının sebebi Hande'nin tuvalet penceresinde sıkıştığını kamuoyuna hatırlatmak..
***
Evet.. Ben de biliyorum.. Hande, Bodrum'da medya leşkerlerinden kaçmaya çalışırken tuvaletin penceresine sıkıştı..
Geçtiğimiz gün Adana'da kafasını konserve kutusuna sıkıştırıp, itfaiyecilerin eline düşen sokak kedisi gibi çaresiz kaldı..
Ama bunu ikide bir ısıtıp başına kakmanın yararı yok.. Çünkü kötü bir şey yaparken yakalanmış da onun için kaçmış değil.. Bu kızda "panik atak" halleri var..
Gazeteci milletinden birini gördü mü böyle oluyor, doğruca tuvalete koşuyor..
"Sen onun avukatı mısın? Nereden biliyorsun?" diye soracak olursanız, cevap vereyim; "Avukatı değilim ama biliyorum.."
Bizi de basmışlardı..
Geçen yıl birkaç arkadaş buluşup, akşam yemeğine gittik.. Hande de gelecekti.. Geldiğinde de benim bir projeme dair konuşacaktık.. Yemeği efendi efendi yedik, erkence çıktık restorandan..
- "Bir yere gidip oturalım.." dedik.. Hep birlikte Qbanas'a yollandık.. O tarihte orada İlham Gencer müzik yapıyordu.. Bize göre sakin, paparazzilerden uzak bir mekan..
Gittik.. Birlikte oturup müziği dinlemeye başladık.. Mekanın başka bir köşesinde de Gönül Yazar ile arkadaşları var.. Her şey sakin giderken içeriye gençten bir oğlan girdi..
Masaların arasında şöyle bir dolaştı.. Hani Afrika belgesellerinde sulak yere göçeden yüzbinlerce sığır vardır.. Serengeti denilen büyük araziden geçerken ne kadar yırtıcı hayvan varsa arkalarındadır..
Aslanlar acıktıkça hayvanların arasına girerler.. Normal şartlarda aslan gören bir antilop veya bufalo kaçarken, Serengeti şartlarında kaçmaz.. Yorgunluğundan mı yoksa bıkkınlığından mı bilmem, kaçmaz işte.. Sakin sakin otlayıp yan gözle aslana bakar..
- "Nasıl olsa beni yemez, arkadaşımı yer.." diye düşünür..
Masaların arasında dolaşan oğlanla mekandaki müşterilerin durumu da öyleydi.. Oğlan Gönül Yazar'ı gördü, bizi gördü.. Sakin sakin çıkış kapısına yöneldi.. Avını seçtiği belliydi..
***
Oğlanın paparazzilerden biri olduğunu anlayan Hande oturduğu yerde kazık gibi oldu.. İki dakika sonra da yirmiye yakın paparazzi mekana daldı.. Oğlan çeteye haber vermiş..
Hande'nin ilk tepkisi bana dönüp "Kaçalım.." demek oldu..
İyi de niye kaçacağız.. Oturmuşuz beş altı kişi.. Önümüzde içeceğimiz, efendi efendi vakit geçiriyoruz.. Tepside kadın oynatırken yakalanmadık ki kaçmaya çalışalım..
Bunları anlatıyoruz ama Hande anlayacak gibi değil.. Panik olmuş, kaçalım diyor başka laf etmiyor..
Paparazziler karşıdaki barda saf tutup bizi kesiyor, biz de sakin sakin onlara bakıyoruz.. Birkaç tanesi Gönül Yazar'a yönelip, onunla ilgilendi ama geri kalanı Hande'yi "körpe av burada.." diye kesmeye devam ediyor..
Panik böyle çıkar..
Allah razı olsun İlham Gencer ağabeyimizden.. Böyle zor zamanlarda çok yardımcı olur.. Piyano başında şarkı söylemesi icap ederken, mikrofonu eline almış paparazzileri yönlendiriyor..
- "Gönül Hanım'ı rahat bırakın.. Asıl çekilmesi icap eden Selahattin Bey.. Bakın yanında kimler var.. Hande Ataizi vaaaar.."
O saate kadar grupta ben varım diye "mesleki kıyak geçen" paparazziler, bu yatıştırıcı anonstan sonra iyice tahriklendiler.. Hala saygıda kusur etmek istemediklerinden aralarında fiskoslaşıp, duayenleri Yaşar Çakmak'ı sözcü yaptılar..
Yaşar yılların magazincisi.. Birlikte çok çalıştık.. Gerçi şimdi saçları bembeyaz kesilip, ortodoks kilisesinden kovulmuş papazlara döndü ama hala elinde makine mekanlarda av kovalar..
***
Yaşar yanıma geldi "Abi ne iş?" diye sordu..
Bizim mesleğin en keyifli dalı paparazziliktir, diye hep söylerim.. Haber peşinde koşarken uzun uzun soru sormak zahmetine katlanmazsın.. "Ne iş?" dedin mi görevin biter..
Tek hecelik iki kelimeden oluşan bu soru cümlesi, güzel Türkçemiz'deki bütün kavramları bütün fiilleri karşılar..
- "Bir şey yok.." dedim.. "Film işi konuştuk, yemek yedik o kadar.."
Film lafı Yaşar'ı iyice huylandırdı.. "Ne filmi?" diye didikledi.. Kendi filmimden söz etmek istemedim, önce..
Ancak laf ağızdan kaçtı bir kere.. "Verem taraması yapıyoruz, o yüzden rontgen filmi çektirdik.." desem yutmaz.. Veya tam tersine.. Hande'nin arşivden göğüs çekimi pozlarını bulup basarlar, altına da;
- "Silikon vereme yol açıyor.." diye yazarlar..
Birkaç laf edip, ATV'ye film yapacağız havası verdik.. Ayrıca Hande'yi elinden tutup "Gel seni tanıştırayım.." diye Gönül Yazar'ın yanına götürdüm.. Kız öyle paniklerde ki her iki adımda bir "Beni bırakma.." diye fısıldıyor..
Sanki bıraksam paparazziler üzerine atlayıp, yiyecekler..
Gönül Hanım da havasındaydı.. Aşka gelip İlham Gencer'in piyanosunun üzerine çıktı.. Hep birlikte bir şarkı okuduk.. Daha doğrusu onlar okudu ben, eski bestekarlara saygımdan, okur gibi yaptım..
Paparazziler de bol bol fotoğraf çekip rahatladı.. Sonra da bizi bırakıp gittiler..
İşte Hande adına bu kadar kesin konuşmamın sebebi bundandır.. Kızda panik atak halleri var ve genellikle gazeteci gördüğünde ortaya çıkıyor.. Kendini o panikle pencerelere atıyor..
Yoksa Talat Bey'in söylediği gibi hijyenik problem yok..
Bunları "Balık kuyruğundan avlanmaz.." gerçeğini bilelim diye anlattım..
- "Yazı yazdım üç saat.. Her sayfası beş kaat.." lafına uyacak ticari bir yazı değildi.. Bir daha okursanız daha iyi anlayacaksınız.. Güzel bir fikir yazısıydı..