kapat

19.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Yakası açılmadık hapazlama fıkraları

Dünkü yazıda emekli Büyükelçi Yalım Eralp'in adı, eski Latinler'in "lapsus calami" dedikleri bir kalem sürçmesiyle Yalım Erez olmuş...

Yalım Eralp'den de, Yalım Erez'den de özürler dileriz.

Yoğun bir hamaset edebiyatı arkasındaki, "vurguncu-siyasetçi-bürokrat" hapazlamacılığının ne kadar yaygınlaşmış olduğu üstünde yeni fıkralar anlatılmaya başlandı...

Söylendiğine göre ülkeyi de uzun yıllar lider konumunda yönetmiş olan kabak kafalı siyasetçilerden biri, "temiz eller operasyonu"nu bir araba kazasına benzetiyor ve kendisinin bu kazadan herhangi bir yara almadan kurtulmuş olmasıyla övünüyormuş.

Herhalde henüz haberi yok hakkında anlatılan şu fıkradan: Play-boy'luğa özenen yaşlı bir hapazlamacı, 200 bin dolara yeni aldığı son model bir arabayla otobanlarda hız rekorları kırarken; bir gün yol kıyısında otostopçu güzel bir kız görmüş ve hemen durup kızı yanına oturtmuş...

Bir yanda arabanın gitgide artan hızı, bir yanda otostopçu kızla gitgide artan aşırı samimiyet...

Ve bir anda arabanın yoldan çıkarak, takla ata ata gidip bir ağaca çarpması..

Önce arabadan fırlayıp bir hayli uzağa savrulan kız; sonra akordeona dönen araba ve arabanın içinde sıkışıp kalmış olan yaşlı hapazlamacı...

Oralarda dolaşan iki köylü kazayı görünce hemen arabanın yanına koşmuşlar, yaşlı hapazlamacıyı zor bela indirmişler arabadan.

Adam, sersem sersem sağa sola bakınıyor ve elini ayağını onyatarak:

- Neyse ki, bir şeyim yok; neyse ki bir şeyim yok, diyormuş..

İki köylü, uzağa savrulan kızı da bulmuşlar. Onun da bir şeyi yokmuş...

Ama avuncunda kopmuş bir erkeklik organı tutuyormuş.

İki köylü biribirlerine bakmışlar:

- İyi ki, o yaşlı herif farkında değil, demişler, neyinin koptuğundan. Bir şeyim yok, bir şeyim yok, diye seviniyor..

"İş iştir"e inanan iki siyasetçi, sonunda hapazlamacı olmuşlar. Biri, yakın akrabalarına önce bir hayır derneği kurduruyor; hayır derneğine de, Hazine arazileri üstünde, Devlet Bankaları'ndan aldığı kredilerle yapı kooperatifleri yaptırıyormuş.

O arada akrabalar arasında esaslı bir hapazlama oluyormuş.

Öteki ise, gecekondu kapatıp apartmanlar yapan bir yapsatçıyla ortak olmuş. Çimentosuyla demiri çalınmış katlardan iki tanesinin gerekli bürokratlara rüşvet verilmesi karşılığında inşaat izni çıkartıyor ve böylece sürdürüp götürüyormuş hapazlamacılığı..

"Temiz eller operasyonu" başlayınca...

"İş iştir"e inanan iki siyasetçiyi de uyku tutmaz olmuş.

Bir gün bir tanesi telefon etmiş ötekine:

- Ben, demiş iyi bir yöntem buldum geceleri uyumak için. Hayalimde bir çitin üstünden; "bir, iki, üç" diye sayarak koyunlar atlatıyorum. Çitten atlattığım koyunların sayısı beş yüze varmadan uyuyuveriyorum...

Öteki de geceleri uyumak için uygulamaya kalkmış aynı yöntemi...

Ve hakkında hemen soruşturma açılmış gizlice...

Çünkü geceleri hayalinde saymaya başladığı koyunları, ihraç etmeye de başlamış hayalen..

Hapazlamacı bürokratlardan biri, büyümeye başlayan oğluna parmakların ne işe yaradığını anlatıyormuş:

- Baş parmak, diyormuş, iyi bir rüşvet aldığını anlatmaya yarar. Parmaklarının hepsini kapatıp, baş parmağını dikerek; gizli ortağına iyi bir hapazlama yaptığının işaretini verirsin. İşaret parmağı, söğüşlenecek kişinin kim olduğunu gösterir gizli ortağına; orta parmak keyif parmağıdır; yüzük parmağı, bekar da olsan bir alyans takıp, "ev bark var, geçinemiyoruz" ayaklarına yatarak, alyansı göstere göstere rüşveti arttırma parmağıdır. Küçük parmak ise, düşük bir rüşvet teklifi karşısında, "duyamıyorum" diye kulağı temizler gibi yapma parmağıdır.

Çocuk sormuş:

- Neden orta parmak keyif parmağı oluyor baba?

- Bir deste banknot olarak aldığın rüşveti, masanın altında orta parmağınla daha hızlı sayarsın da, onun için...

Bektaşiye sormuşlar: - Acı bir fiyaskoyla ıskaladığımız 20. yüzyıl boyunca neden siyasetçiler bayrağımızı daha da yükselteceklerini vaadettiler boyuna?

Bektaşi:

- Çünkü, demiş; bayrakların da kazıklar üstünde yükseldiğini biliyorlardı..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır