
Arsız hayalet
Fransa Senatosu 85 yıl önceki Ermeni olaylarının soykırım olduğunu nasıl kabul etti? Kendi arşivlerini okumaz mı bunlar?
Bugünkü SABAH'ta, "Ermeni Dosyası" kitabının yazarı emekli Büyükelçi Kâmuran Gürün'le yapılmış bilgi ve ibretlerle dolu bir mülâkat yer alıyor.
Bunu Fransız Senatosu üyelerinin yüzüne "tarihin tokatı" olarak vurmak lâzım.
Birinci Dünya Harbi sonunda Güney Anadolu'yu Fransızlar işgal etmişti. Fransızlar Maraş'tan çekilirken 2 bin Ermeni ölmüştü.
İstanbul'daki Patrik, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a "Türkler 2 bin Ermeni'yi katletti" diye mektup gönderdi.
Lord Curzon bir konferansta rakamı 20 bin olarak telâffuz etti. Reuter Ajansı da verdiği haberde sayıyı 70 bine çıkardı.
Fransızlar kendilerini savunmak zorunda kaldılar. Başbakan Millarand, Lord Curzon'a mektubunda şunları yazdı:
"İşgalimiz altındaki bir bölgede, bizim haberimiz olmadan katliamlar yapıldığını siz nereden haber alıyorsunuz?. Ermeniler bizimle beraber Türklere karşı çarpışmış ve ölmüşlerdir. Katledilme söz konusu değil.."
Saldırı ve endişeler..
Emekli Büyükelçi Gürün "Bunu yazan Fransa. Doküman da elimde. Şimdi katledildi diye nasıl söyleyebilir?" diye soruyor.
Bu sorunun resmen Fransa'ya sorulması lâzım değil mi; niye sorulmuyor?.
Ermeni tasarıları Fransa'dan sonra Avrupa Parlamentosu ve önceki gece de İtalya Parlamentosu tarafından kabul edildi.
Başka ülkeler de benzer kararlar alabilir.
Alırsa ne olur?.
Bu hayâsız saldırıların Türkiye'den toprak ve tazminat taleplerine kadar uzanacağı endişeleri geçerli mi?.
Hemen belirtelim ki buna imkân yok.
Birinci neden, olayların soykırım olmadığıdır. "Ermenileri yok edelim" niyetini ima yoluyla bile açığa vuran bir belge yok.
Olay, kendi devletine karşı işgalci Rusların yanında savaşan, Türk ordusunu vuran, Türk ve Kürt köylerini basarak katliam yapan Ermenilerin başka bölgelere göç ettirilmeleri kararıdır.
Bir şey alamazlar..
Batı, bu gerçeğe gözünü kapamaya devam etse bile toprak ve tazminat talebi söz konusu olamaz. Çünkü suçlanan Türkiye Cumhuriyeti değil, Osmanlı hükümetidir.
Toprak talep edemezler çünkü elinden toprağı alınmış bir Ermeni devleti yoktur.
Kâmuran Gürün, tazminat talebi için hukuki bir zeminin bulunmadığını anlatırken şu tarihi gerçeği hatırlatıyor:
"İstanbul işgal edildiği zaman Ermenilerin geri dönmeleri ve mallarının kendilerine iade edilmesi kararı alındı ve bu karar uygulandı. Lozan Anlaşması ile biz bu kararı kabul ettik. Geri dönmeleri için de 6 ay zaman tanıdık. Ondan sonra bir hak iddia edemezler.."
Peki bu durum "isteyen istediğini söylesin" rahatlığına mı götürmeli bizi? Hayır..
Meşru savunma hakkını kullanan atalarımızı iftiradan korumak bizim görevimiz.
Bu görevi de şimdiye kadar iyi yapamadık.
Artık Avrupa Birliği ulusal hedefimiz olduğuna göre bu göreve çocuklarımız için dört elle sarılmak zorundayız.