Bu kadarı da fazla
AB'nin Kıbrıs'tan sonra Ege'yi de pazarlık konusu etmesi Ankara'nın sabrını taşırdı
Başbakan Ecevit'in dün yaptığı açıklama, 11 ay kadar önce Helsinki doruk toplantısında Türkiye'nin Avrupa Birliği adayı kabul edilmesiyle başlayan bahar havasının sona erdiğini ilan etti.
Ecevit'in, AB taleplerine karşı kamuoyu tepkisini yansıtan açıklamasındaki, "AB ile ilişkilerimizi gözden geçirmemiz kaçınılmaz olabilir" sözleriyle ne anlatmak istediğini toplantıya katılan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'e sorduk. Ve Ankara'nın sabrının taşma noktasına geldiğini gördük.
* Neden bu noktaya gelindi?
- Türkiye 8 Kasım Katılım Ortaklığı Belgesi'nde Kıbrıs'ın bir siyasi diyalog unsuru olarak anılmasının kaldırılmasını isterken, şimdi bir de Ege'de sınır anlaşmazlığı sorunu karşısına çıkartılıyor. Bu kadarı fazla.
* Şimdi ne bekleniyor?
- Türkiye daha önce Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı'nın ağzından bu durumu kabul etmeyeceğini söylemişti. Bu durum 20 Kasım Pazartesi günü toplanacak AB Genel İşler Konseyi'nde ele alınıp 7-9 Aralık Nice doruğunda kesinleştirilecek belge metninden çıkarılmalı.
AÇIK KIŞKIRTMA
* Çıkarılmazsa ne olur? İlişkilerin gözden geçirilmesi ne demek?
- En uç noktada Katılım Ortaklığı Belgesi'ni reddederiz. Ulusal Programı vermeyi geciktiririz.
* Bu siyasi diyaloğu kesme anlamına gelmez mi?
- O tanımı şimdi ben kullanmak istemem, ama o durumda AB Türkiye ile siyasi konuları konuşma olanağını yitirir.
* Ama bu Türkiye'nin üyelik sürecini geciktirmez mi?
- Zaten tehlike de burada. Kabul edemeyeceğimiz istekleri sıralayıp oyunu bozan taraf olmamız bekleniyor. Açık kışkırtma... Biz de AB'ye girmek için siyasi irade var, ama karşı tarafta da var mı. İyiniyet göremiyoruz.
Hükümette AB ile uyum işlerini üstlenen Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz farklı açıdan aynı sonuca varıyor:
- Kararlılığımızı ölçüyorlar. Ama kararlı olduğumuzu görüyorlar.
* AB'ye üye olmak için Kıbrıs'tan vazgeçilmesi mi isteniyor?
- Böyle bir ilişkilendirmeyi kabul etmeyeceğimizi defalarca söyledik. Aksi takdirde sorunun çözümünün yalnız bize bağlı olduğu gibi yanlış bir durum ortaya çıkar. Helsinki'den bu yana iyi giden ilişkiler çıkmaza girer.
HÜKÜMET BİRLİK İÇİNDE
Aynı dakikalarda MHP lideri Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'den de benzeri kesinlikte bir açıklama geldi:
- Kıbrıs sorunu, AB ile ilişkilerimiz ve sözde Ermeni soykırım iddiaları aynı kabın içine sığdırılmış olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemiz dış politika gündeminin giderek daha çok ağırlaşacağına işaret etmekte, millet olarak işimizin zor, yolumuzun çetin olduğunu ortaya koymaktadır.
Görünen, son zamanlarda AB konusunda ayrı tellerden çalan hükümet, birbiri ardına gelen darbelerle tek vücut olmuş durumda.
DİYALOG KESİLİR Mİ?
Bu sözlerden şu saptamalar yapılabilir:
1- Hükümet önce Kıbrıs, şimdi de Ege'nin bir AB üyelik koşulu yapılmak istenmesini, aynı sırada patlayan Ermeni iddialarını, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı çevrelerin kışkırtması olarak görüyor.
2- Ancak "kışkırtmaya gelmeyip oyunu bozan olmakla suçlanmamak adına" bu talepleri kabul etme eğilimi yok. Tersine, koalisyon ortakları bu konuda en sert önlemleri alabilecek kararlılıkta.
3- Bu önlemler, üyeliğin gecikmesi pahasına, AB ile siyasi diyalogu kesmeyi getirebilir. Türkiye daha önce 1997'de Lüksemburg'da adaylıktan dışlanması ardından bu kararı almıştı.
4- Ankara, bütün bu olanlara karşın AB üyeliğinden vaz geçme niyetinde değil.
Zor bir süreç hükümeti bekliyor.
MURAT YETKİN
|