Bugüne kadar Türk gözüyle Ermeni olaylarının analizini yapan ve elde ettiği bilgileri kitap haline getiren birkaç kişiden biri olan, Osmanlı arşivi kadar İngiliz, Fransız, Amerikan ve Alman arşivlerindeki belgeleri de inceleyerek derlediği Ermeni Dosyası adlı kitabı yurtiçi ve yurtdışında 1983 yılından beri satılan Emekli Büyükelçi Kâmuran Gürün'le Ermeni olaylarını ve Avrupa'daki son durumu konuştuk.
Dışişleri Bakanlığı'nda tam 35 yıl hizmet vermiş, Fransa, Yunanistan ve Romanya'da büyükelçi, Bonn ve Londra'da ise müsteşar olarak görev yapmış olan Kâmuran Gürün Ermeni Soykırım Tasarısı ve Ermeniler'in dünya ülkelerinde yürüttükleri kampanya konusunda halâ yapılacak çok şey olduğuna inanıyor.
* Sayın Gürün, bu soykırım iddiasının ortaya atılmasına neden olan olay nedir, kısaca?
- Savaş sırasında Ermeniler muhtelif yerlerde isyan çıkarıyor ve ordunun ricat hattı gerisinde ricatı zorlaştırmak ve lojistik ikmali imkânsız hale getirmek için çabalıyorlar. Harp sahasına mücavir vilayetlerdeki Ermeniler'in kaldırılıp başka yerlere nakli, tehcir kararı bunun üzerine alınıyor, karar budur. Yoksa durup dururken "Haydi biz bu Ermenileri yok edelim" demiş değiller. Ermeniler'den başkasını yerinden etmiş de değiller.
Clinton'ın mektubu çok ağır bir mektup
* Ermeni olaylarının etraflıca anlatıldığı, Türk yazarlar tarafından hazırlanmış birkaç kitaptan biri de sizin kitabınız. Nereden aklınıza geldi bu konuda kitap yazmak?
- O dönemde Ermeniler'in faaliyetleri çoktan başlamış ve yoğunlaşmıştı. Birinin bu görevi üstlenmesi gerekiyordu ama yazdıracak kimse bulamadık, bu görevi ben üzerime aldım.
* Kitabınız Avrupa'da var mı?
- Hazırlanıp bittiği zaman satışa çıktı ama çoğu Ermeniler tarafından toplatıldığı için bugün bir tane bulamazsınız. Türkler lehinde hiçbir kitap bulamazsınız.
* Neden yeniden baskısı yapılmadı?
- Evet, yapılabilirdi. Nedenini sormak lâzım.
* Şimdi gelecekte ne yapmamız lâzım? Türkiye ne yapmalı? Fransa'da ve Avrupa Parlamentosu'nda alınan kararlar Avrupa Birliği'ni nasıl etkileyecek? ABD'de bugün çıkmamış olması bundan sonra da çıkmayacak olması demek mi?
- Amerika'da çıkmış kadar oldu. Clinton'ın mektubu kararın çıkmış olması kadar ağır bir mektup. Mektup benim bu olayların olmadığına inanmam ve üzülmediğim anlamına gelmiyor. Başka bir zamanda olsa desteklerdim ama bugünkü siyasi konjonktür bu kararın çıkması halinde Amerikan menfaatlerinin zarar göreceğini ortaya koyuyor, bu kararı geçirmeyin diyor. Yahut da "karar haklıdır" demek istiyor. Daha ne istiyorsunuz, karar çıksa bundan daha fazla etkisi olacak değil.
* İngiltere'de de çıkabilir yakında İngiliz Parlamentosu'nda uzun süredir tartışılıyor. Peki sonuçta hepsi kabul etseler Türkiye'yi neleri zorlayabilecekler sizce?
- Hiç bir şeye zorlayamazlar aslında. Zorlama imkânları yok, isteyebilecekleri akla gelen şey tazminat istemeye kalkacaklar. Madem ki Yahudi soykırımının bir benzeridir, soykırım (Genocid) yasak edilmiştir ve geçmişe de şamildir alınan karar, yani Birleşmiş Milletler'in kararı, dolayısıyla bir tazminat istemeye kalkacaklar. Ama alamayacaklar o ayrı hikâye.
* Vermezseniz AB'ye almayız diyecekler?
- AB'ye ne zaman gireceğimiz de belli değil zaten.
* Beş yıl içinde girmeyi ümit ediyoruz değil mi?
- Ümit etmekle iş bitmiyor tabii. Her neyse Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararlar Konsey'i hiçbir şekilde bağlamayan kararlardır. Bir tesiri olmaz. Amerika'dan bu karar çıksaydı ne olurdu, yine bugünkü durumumuzda olurduk. Fransa'dan çıktı, ne oldu? Bir şey olacağı da yok.
* Bütün Avrupa ülkelerine sirayet edecek, hepsinden çıkacak olursa?
- Bizim bundan sonra tamamen değişik bir yöntemle çalışmamız lâzım. Bu konu son 10 yıl içinde gerekeni yapmadığımız için zaten kaybedilmişti. Oturduk, hiçbir şey yapmadık. Ermeni olayları konusunda ciddi çalışma 20 sene önce başlatıldı. Biz başlattık. Sefirleri ve memurlarımızı yabancı memleketlerde arka arkaya öldürüyorlardı. Biz "kanı yerde kalmaz" diyorduk, yaptığımız bütün kahramanlık buydu. Ben genel sekreter olduğum zaman Dışişleri Bakanlığı'na, karşımızdaki manzara buydu. Oturduk ne yapabiliriz diye düşündük, bir plân yaptık. Fikre karşı fikirle mücadele etmeye karar verdik. İleri sürdükleri iddiaları dünyaya anlatmalıyız ki adamları haklı görmesinler. Çünkü sefirleri öldürdükleri zaman, herkesi soykırıma inandırdıkları için diğer ülkeler neredeyse onları haklı görüyordu. İşte benim kitabımın yazılma nedeni de buydu.
O zaman başladık, devam edilmiş olsa bugün durum farklı olurdu.
* Niye edilmedi?
- Valla ben Bakanlıktan ayrıldıktan sonra bıraktılar. Bizde herşey şahısla kaim olduğu için.
- Toprak talep edemezler. Elinden toprak alınmış bir Ermeni devleti yok ki. Hukuken tazminat talep etmeleri de aslında mümkün değil. Çünkü İstanbul işgal edildiği zaman, işgal kuvvetleri yurtlarından uzaklaştırılmış olan Ermeniler'in geri dönmeleri ve mallarının kendilerine iade edilmesi kararını aldı ve bu kararı uyguladılar. Lozan Anlaşması'yla da biz bu kararı kabul ettik. Ve onlara geri dönmeleri için de 6 ay gibi bir zaman tanıdık. Ondan sonra bir hak iddia edemezlerdi. Dolayısıyla biz bu hükmü ileri sürerek tazminat talebini de reddedebiliriz. Tanınmaya gelince, onlar bizi zaten iyi tanımıyorlar.
Türkiye'nin ihmali var mı, yok mu?
Deneyimli diplomat ve Ermeni Dosyası kitabının yazarı Kamuran Gürün Avrupa'nın ve Amerika'nın her köşesinde Ermenilerin elinden çıkmış ve Ermeni gözüyle sözde soykırımı anlatan birçok kitap bulunduğunu, buna karşılık Türklerin elinden çıkmış ve bizim gözümüzle anlatan tek bir kitabın bulunamayacağını belirtiyor. Kendi kitabının Avrupa'da çıkan tüm baskılarının özellikle, ortada bulunmasın diye Ermeniler tarafından satın alınarak, ortadan kaldırılarak tüketildiğini anlatıyor.
Bunları duyunca, Ermenilerin bu kadar organize bir çalışma yürütmelerine karşın bizim Dışişleri Bakanlığımız'ın böylesine birikime sahip, konuları ve bulundukları ülkeleri herkesten iyi bilen deneyimli büyükelçilerinden bile neden yararlanmadığı sorusu geliyor akla..
Bütün bu alınan kararlarda bizim büyük ölçüde ihmalimiz ve hatamız yok mu dersiniz?
Avrupa Parlamentosu kararının sonuçları
* Avrupa Parlamentosu'nun kabul etmesi bütün Avrupa ülkelerinin de arka arkaya kabul edeceği anlamına gelir mi, yoksa bunu önleyebilir miyiz?
- Doğru dürüst çalışmaya başlarsak yapabileceğimiz çok basit şeyler var. Örneğin Fransa fiilen bu olayın içinde. Ermeniler'den, istifade eden devletlerden biri. Biliyorsunuz 1918'de güneyi Fransızlar işgal etti. Ben yazdığım kitapta Fransızların kendi arşivinden çıkmış bilgileri kullandım.