kapat

18.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
NEBİL ÖZGENTÜRK(nebilo@sabah.com.tr )


Ve... Son...

Eski defterlerden birini açtım ve yeniden Paris'e döndüm.. 1999 Kasım'ına.. Paris, "kara bir kış"a hazırlanıyordu..

Ve o "son röportaj" yapılıyordu.... "Kalp krizi" geçirilen Paris evinde..

TelefonlarIm dün susmadı.. Farklı gazete ve kanallardan arkadaşlar ayrıntı arıyordu doğal olarak.. Hayatın tecellisi bu ya, Ahmet Kaya ile "son röportaj"ı yapmıştım. (Ve belki de "medya"dan, onu son gören biri bendim)..

İnsan böyle durumlarda tuhaf oluyor..

Ne demeliyim diye kendi kendime sordum hep..

Fırtına, Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde "Kürtçe şarkı söyleyeceğim" diye başlamıştı.. Sonra ardı arkası kesilmedi... Çatal bıçaklara, öfke dolu hatta bazen abartılı, hamasi manşetler eklendi, kara kaplı defterler açıldı, davalar peşisıra geldi, Ahmet Kaya'yı artık kimse kurtaramazdı!

O da biliyordu bunu ve Paris'i mesken eyledi...

Ey, hayat.. Dinle..

Ahmet Kaya'nın Paris'te, kalp krizi geçirerek yaşamını kaybettiği saatlerde; bu ülkenin "merkez sağ" partisi ANAP'ın lideri Mesut Yılmaz, Kürtçe Tv'den, Kürtçe eğitimden sözediyordu..

İşte bu karmakarışık haleti ruhiye içinde.. Ben Nebil Özgentürk..

Eski defterlerden birini açtım ve yeniden Paris'e döndüm.. 1999 Kasım'ına..

Paris, "kara bir kış"a hazırlanıyordu..

Ve o "son röportaj" yapılıyordu.... "Kalp krizi" geçirilen Paris evinde..

Çok sıkıntılı, kalbinin sıkıntısı sesine yansıyan ve her üç cümleden birinde "dönmek istiyorum", lincin bitmesini bekliyorum" diyen bir müzik adamının evinde..

Saatlerce, günlerce... O kadar çok konuşulmuştu ki..

Anlatılanların tümü aktarılamamış, bir kısmı "bir başka bahar"a kalmıştı..

Ve yine hayat bu ki, "anlatıcı"nın yitip gitmesinden 48 saat sonraya denk düştü!

* Neden Türkiye'yi terkettiniz?

"Ben bu "yurtdışına kaçtı" sözünden çok rahatsız oluyorum. Bu kaçışlar biz de ünlüdür, herkes soluğu Amerika'da alıyor.

Ben neden kaçayım? Kürtçe bir şarkı söyleme talebinden dolayı bir adam ülkesinden kaçacak duruma getirilmiş bile olsa, bunu o ülke çok düşünmeli ve çok konuşmalıdır. Bu o adamın kaçışından daha önemlidir çünkü.

Ben Türkiye'nin ceza yasalarından hiçbirini ihlal ettiğimi düşünmüyorum. Adam öldürmedim, bir yeri bölmedim, kimseyi dolandırmadım, hiçbir yeri soymadım, vergi kaçırmadım, namussuzluk yapmadım, uyuşturucu satmadım. Sadece düşündüklerimi söyledim.."

* Burada (Avrupa'da) olmaktan mutlu olduğunuzu söyleyemeyiz galiba..

"Tabii ki değilim. Şu anda Paris'in orta yerinde olmaktansa İstanbul'da evimin balkonunda bir ayağı kırık bir mangalın başında olmayı, ya da isimlerini bilemediğim bir avuç şarabı içmek yerine kokusunu ve lezzetini hiç unutmadığım bir kadeh rakı içmek isterdim. Ya da Boğaz'a inerek köfte ekmek yemek.. Ve ardından cila yerine geçecek bir bardak bira içmeyi.... Devamında da eve her zamanki gibi sokaklardaki polislerle şakalaşarak gitmeyi isterdim.. Hatta şakalaştığım polislere şunu söylerdim; Hakkımda çıkarılan söylentilere inanmayın!"

* Avrupa'daki ilk günleriniz nasıl geçti, müzik çalışmalarınız oldu mu?

"Avrupa'da ilk gün ile son gün farkı yok. Burada kendimi konuk olarak hissetmediğim andan itibaren bazı heyecanlarımın biteceğini düşünüyorum. İnsanın doğasında olan "aitlik" duygusunu yenmesi çok zordur.

Buranın yağmurlarıyla ıslanırken yeni şarkılar da yaptım, yeni şiirler de yazdım. Kendimi iyi hissediyorum. Ahmet Kaya'nın kalbi ve beyni ve emeği ve varoluş biçimi hedeflenerek fırlatılan oklardan kendimi korumaya çalışıyorum. Her zamanki gibi kendimi Açık ve Aydınlık hissediyorum. Benim yokluğumda halkın kafasında nasıl bir Ahmet Kaya yarattılar bilmiyorum ama şunun bilinmesini istiyorum ki, o ben değilim."

* Ailenizle görüşebildiniz mi?

"Arasıra görüşüyorum, genellikle telefonla tabii. Çocuklar TV'de izlediklerinde bildikleri baba dışında haksızca suçlanan bir baba görüyorlar. Onlar bile bunu biliyorlar ki hiçbir şarkıcı şarkılarıyla bir ülkeyi bölmez, bölemez. Şarkılar birleştirir, asla bölmez."

* Neden onlar yanınızda kalmıyorlar?

"Onlar orada kalmak zorundalar, eğitim vs. Ama eğitimlerini kendi ülkelerinde tamamlamalarını istiyorum. Ayrıca yakında döneceğim."

* Gündelik hayat nasıl geçiyor?

"Sürekli şiir yazıyor ve beste üretiyorum. Sıklıkla da Paris'in dışında bir göle gidip düşünüyorum. Bazen de sıkıldığımda "Armene" adı verilen kenarı zincirli def benzeri bir sazı alıp Paris'in dışında bir tarlada saatlerce çalıyorum ve çok mutlu oluyorum."

*Dostluklar nasıl gidiyor Avrupa'da?

"Yalnızlık iradi bir tercihim değil. Ama şimdilik çaresi yok, ne yapayım!"

* Özlüyor musunuz konserleri, memleketi, Türkiye'deki dostlarınızı?

"Türkiye'deki dostlarımı özlüyorum ama, yapamadığım yasaklanan konserlerimi nasıl özleyeyim?"

* Hatalarınız olduğunu düşünüyor musunuz?

"Hatalarım oldu. Kendimi yeterince ifade edemediğimi defalarca kez anlattım. Ama ben anlattım ve sadece ben dinledim. Üslupta bir yanlışlık yapmış olabilirim. Kendi mizacımdan kaynaklanan bir durum. Mizacım ise, çabuk sinirlenip çabuk yatışmak."

* Korkuyor musunuz?

"Hayır korkmuyorum. Çünkü doğru şeyler yaptığımı düşünüyorum. Bir de her zaman söylediğim bir söz var. Arka cebimde kefenimi saklıyorum. Meraklısına duyurulur."

* Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz? Türkiye'ye gelecek misiniz?

"Ben Türkiye'den çıkmadım ki zaten. Ben zaten o ülkedeyim ve kolay kolay da bir ülkeye gitme niyetinde de değilim. Sadece bu "Özel Linç Programı"nın finalini bekliyorum."

* Bir örgüt ya da kişi icin beste yaptınız mı? Yapıyor musunuz?

"Ben bugüne kadar yalnızca annem, çocuklarım ve eşim için şarkı yaptım. Bunun dışında her hangi bir partiye, kuruma, kuruluşa ya da parti liderine şarkı yapmadım. Annem için yaptım, çünkü bütün anneler vardı gözlerimde. Çocuklarım için yaptım, ülkenin çocukları vardı, şarkıları vardı. Eşim için yaptım, bizim insanlarımızın sevdaları ve kavgaları vardı içinde. Çünkü ailem o ülkenin parçası.

* Bunca zaman buralardasınız. Ekonomik sıkıntı söz konusu oluyor mu?

"Geçinebiliyorum diyeyim."

* Üslubunuzda bir fark var galiba... Buradayken sizinle yapılan söyleşilerde de, konserlerde de, günlük konuşmalarda da hep farklı olma çabası içinde mi bulundunuz?

"Deyim yerindeyse, kimseye benzemem, benzetilmem. "Ortalama" değilimdir. Uyumsuz ve hoşnutsuz biriyimdir. Aptal olmadığım ve dünyanın farkında olduğum için mutsuzumdur. Çelişkilerim vardır ve süreklidir. Hep daha iyi bir dünya arayışı içerisinde olduğum için, kurulu-mevcut düzene hep muhalifimdir. Bu farklılıklar yığınla, itiraf ediyorum."

* Türkiye'den haberler alıyor musunuz? Mesela deprem sizi veya ailenizi etkiledi mi? Türkiye'de yaşanan kimi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Ben Türkiye'den başka yerden haber almıyorum zaten. Gözüm, kulağım, yüreğim orada. Yapamadığım şeyler var. İçimi acıtan şeyler. Bacım ve yeğenim Çınarcık'ta taşlar altında kalıp can verdiler. Gidip üzerlerinden bir taş parçası kaldıramadım. On binlerce depremde can veren insanın acısı içinde erittim acımı da hasretimi de özlemlerimi de. İnsanlara sabır dilerim. Başsağlığı. Orada olup da acılarını paylaşamadığım için hepsinden özür diliyorum. Türkiye'de aydınlara yönelik saldırıları da nefretle kınıyorum. Giderek çoğalıyor, azalmıyor. Onlara kıymak gelecekteki kurmak istediğimiz bağımsız demokratik bir Cumhuriyet'in temelini yıkmaktır."

* Türkiye'den uzak geçirdiğiniz günleri nasıl özetliyorsunuz..

"Giderim buralardan / Giderim bir gece vakti / Umurunda olmaz umurunda olmaz bilirim... / Ya beni sararsa memleket hasreti!.. / Bağırsan duyamam ki / İstanbul'da değilim ki / Çağırsan gelemem ki / Varna'da değilim ki / Uzaklardayım uzaklardayım ben bende değilim ki / Ya beni sararsa memleket hasreti"

* Ya Paris...

"Ben hiç böyle yalnız kalmadım / Ve hiç bu kadar yağmurlara sığınmadım / Yoksa bu ömrüm hep Paris'te mi geçecek / Akşamlar hep böyle yağmurla mı bitecek / Sürgünde aylarım / Masum yalanlarım / Dostum gözyaşlarımdır..."

* İçinde olduğunuz durumu, kendini özdeşleştirdiğin bir şiir var mı?

"Benim ile lokma yiyip içenler / Gölgemin altında konup göçenler / Sizi gidi dar günümde kaçanlar / Ben kendi halime yanar ağlarım..."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır