


Kartal kuluçkası...
Bir kartal, tavuk yumurtaları üzerinde kuluçkaya yatsa ne olur?
Başlangıçta kartal, yumurtalardan kartal yavrusu çıkacağını ve bunların büyüyüp kartal olacağını sanır. Kuluçka dönemi bittiğinde bir de görülür ki, yumurtalardan civciv çıkıyor.
Sonra kartalın etrafında yüzlerce civciv dolaşır yalçın tepelerde gezinip bir iş becerdiğini sanırlar...
Bizim otuz yıldır Ermeni meselesi üzerindeki yaklaşımımız tavuk yumurtasında kuluçkaya yatmış kartal edası taşır...
Bir sürü insan da kendini kartal kuluçkasının civcivi gibi önemseyerek gezinir.
***
Günü geldiğinde celallenen üslup ile olaya tavır takınırız ve çok kısa süre sonra her şeyi unutup gideriz. Amerikan meclisinde Clinton müdahalesi ile ertelenen durum sanki nihai zafermiş gibi algılandı ve işin peşi bırakıldı.
Meclis Başkanlığı bünyesinde bir araştırma grubu kurularak tarih araştırmalarının kesin çözüm getireceği tesellisi dillendirildi. Arada bir iki, sivil toplum örgütü girişimi söz konusu oldu ve sesi çıkmadan kendi sönük dünyasına döndü.
AB'nin bu konuda aldığı karar en tehlikeli gelişmedir. Amerikan Temsilciler Meclisi tartışmaları sırasında buna işaret etmiş ve olayın sıcağı yaşanırken asıl ve ciddi müdahelenin AB üzerinde yoğunlaştırılmasını belirtmiştim.
Arjantin veya Lübnan parlamentosunda alınan kararın siyasal sonuçlarının önemi olmayacağının ama Türkiye'nin asıl önünü tıkayan gelişmelerin AB'de alınacak karar ile başlayacağını anlatmıştım.
Şimdi bu sorunu yaşıyoruz.
***
Önceki gün TBMM'de Kamrân İnan gündem dışı konuşmasında Türkiye'nin maruz bırakıldığı tehlike ihtimallerini anlattı ve dış politika planlamasındaki hatalarımızı belirtti. Akıllı ve gerçekçi önlemler önerdi.
AB kararı, Türk dış politikasının geleneksel planlama hatalarının teşhiri yanında çok ciddi sorunları da gündeme getirdi.
Katılım Ortaklığı Belgesiyle Kıbrıs'ta taraf olduğunu söyledi. Gücü yetseydi ve desteklediği PKK başarılı olsaydı Kuzey Irak'ta federe Kürt devleti kurulmasını isteyecekti.
Kuşku yok ki bu talepler önümüzdeki günlerde AB üyeliğinin söz konusu olduğu her fırsatta değişik niteliklerle önümüze konacak...
Nitekim, belgedeki bir cümle bile Türkiye'nin iç siyasetinde ihtilaf yaratmaya yetti. Gereksiz münakaşalar ile koalisyon disiplininde çatlamalara yol açacak konuşmalara sebep oldu.
Her şeyi bıraktık, Kürtçe televizyon konusunda gereksiz ve yersiz bir tartışma çıkmazına kitlendik. Çanak antenler ile yurttaşın evine girerek her türlü melaneti telkin edenlerin karşısına doğruyu anlatacak televizyon yayınını neredeyse vatana ihanet sayacak itiraz üslupları başlattık.
Pekiyi ne yapacağız?
Evvela hazırladıkları her tuzağı en açık dille yüzlerine vuracağız ama papaza kızıp oruç bozmayacağız.
Türkiye'nin AB üyeliğinin taşıdığı önemi idrak etmeyen her yaklaşım Türkiye'nin gerçeğine bigane kalan sorumsuzluktur. Karşımızdakilerin tahrikine kapılan delikanlı heyecanı, gerçeği kavrayan bilgi ve deney karşısında egemen olamaz ama, ülkede yersiz tartışma zemini yaratır.
Belki amaç da bu... İleride verilecek nihai karar aşamasına kadar Türk ulusunu bu yanlış tartışma girdaplarına bıkkın hale getirmek...
***
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduğu zaman, Batı medeniyetine sahip olmanın zor ve zahmetli yolunu tarif etmiş ve bu yolu hiçbir şekilde terk etmemek gerektiğini her vesile ile tekrarlamıştı.
Ulusunu, ülkesini seven ve yüreğinde bir parça Atatürk düşüncesi ve saygısı taşıyan her yurttaş, Türkiye'nin AB'ye girmesini engellemeye yönelik iç ve dış bütün tertiplere karşı göğsünü siper etmelidir.
Kimse, kartal kuluçkasından çıkmış civciv gibi kendini kartal sanıp, Türkiye'nin geleceğini tehlikeye sokmasın.