kapat

18.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
MEHMET ALTAN(maltan@sabah.com.tr )


Kürtçe konuş vatandaş...

Avrupa Birliği sanayileşme sürecini geride bırakarak, sanayi sonrası evresine geçenlerin oluşturduğu bir birlik... Sanayi dönemi, burjuvazinin palazlanması için gerekli olan, dış rekabetten uzak bir ulusal Pazar anlayışını da oluşturdu. O dönemde vatan kavramı ve etnisiteye bağlı "ulus" anlayışı fetişleşti. Üretimin çarkını, "kol gücünü" temel alan teknolojiler döndürmekteydi. Yığınsal ve standart bir anlayışa dayalı bir üretim tarzı herşeyi şekillendirdi. Eğitimi, yaşamı, tüketimi, düşünceyi... Kısacası "standartlaşma" tanımlanması o dönemi en iyi tanımlayan sıfattı.

İnsanların değil, sınırların, bayrakların, ulusal paraların, orduların daha önemli sayıldığı bir dönemdi. Bireysel her türlü farklılaşma, standartlaşmayı yücelten bir hamaset ile boğulmaya çalışılırdı.

Emek ve sermayenin etkin olduğu o dönemin toplumsal yapısı da o dönemle birlikte geride kalmaya başladı. Fransız Burjuva Devrimi, yarattığı "kutsal kavramlarını" aradan iki yüz yıl geçmeden 1989 yılında Maastrich Anlaşması ile kendi vaftiz suyunda boğdu. Sınırlar, paralar, bayraklar ve ordular ulusal olmaktan çıkartılmaya başlandı. Çünkü artık toplumların ve üretim anlayışının geldiği yeni noktada bunlara ihtiyaç kalmamıştı.

OYUNUN EFENDİSİ
Bugün "kol gücünü" değil, "insan beynini" temel alan teknolojik bir döneme varmış bulunuyoruz. Sermaye de emek de hakimiyetini yitiriyor. Köylülük gibi, işçilik de tarihe karışıyor. Bill Gates gibi arkalarında babadan kalma sermayeleri bulunmayan insanlar, sadece "beyinsel yaratıcılığa" sahip oldukları için yeryüzü ölçeğinde zengin olabiliyorlar. Bilgisayarlar sayesinde toplum sürekli yenileniyor. Sanayi döneminin "standart" anlayışı, bugün "anti-standarta" dönüşüyor. Bilgi çağının bireyi, benzerlikleri ile değil "farklılıkları" ile öne çıkıyor. Kökeni, beğenisi, tercihleri ve yaratıcılığı onu diğerlerinden ayırıyor. Ulus-devlet örgütlenmesinin kol gücü ile çalışan ve toplumsal standartlaşmaya kurban edilen insanı, artık tabularından ve herkesi aynı sayan milliyetçi hamasetin esiri olmaktan kurtuluyor. Irka ve kana dayalı zoraki bir dayanışma yerine, çok farklı diyarların ve ırkların, tercihleri aynı olan bireylerinin yakınlaşması daha makbul hale geliyor.

BEYAZ ÇORAP
Türkiye henüz sanayileşmesini tamamlayamadığı gibi, köylülükten de paçasını kurtaramadı. Bilgi toplumunu oluşturacak olan dinamiklere de sahip gözükmüyor. Yeryüzü, "ulus kavramından bireyin kutsallığına" geçip, milliyetçilikten "dünya vatandaşlığı" kavramına doğru yol alırken, Ankara'daki siyasal iktidarın ikinci ortağı, bireyi değil de ırk anlayışına dayalı milliyetçiliği savunan bir parti. Milletvekilinin bakanı dövdüğü, genel kongrelerinde taraftarların anlaşamadıkları vakit tekme tokat birbirlerine girdiği, Güneydoğu illerinde parti içi muhaliflerin kafalarının çekiçle kırıldığı, üyelerinin takım elbise altına beyaz çorap giymemeleri için uyarıldığı, sarmısak yemenin uygun olmadığının talimatlarla parti tabanına duyurulduğu ve son genel kongresini de "tek bir ses ve nefes" halinde gerçekleştiren bir parti bu.

TATARA TİTİRİ
Bu partinin bugünkü anlayışı ile Avrupa Birliği'ne dahil olması ne kadar mümkün. Oraya Avusturya'nın ırkçı partisi bile dahil olamıyor.

Olamamasının nedenini de en iyi, "Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı" anlatmakta... Bu tasarı metin, Avrupa Birliği vatandaşlığının da hukuksal çerçevesini çiziyor. Avrupa Birliği vatandaşının hak ve görevlerini tanımlıyor...

Metnin girişinde, Avrupa Birliği'nin bugünkü ruhu ve felsefesi de açıklanıyor:

"... Birlik, bölünmez ve evrensel değerler olan insan onuru, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerleri üzerine inşa edilmiştir. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanmaktadır. Birlik vatandaşlığını tesis ederek ve bir özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi oluşturarak, bireyi, faaliyetlerinin merkezine yerleştirir."

Herkesi sıradanlaştıran milliyetçi hamaset nerde, "bireyi faaliyetinin merkezine yerleştiren" sanayi-sonrası toplum süreci nerde?

Evrensel düzeyde üretemeyen, rekabet ederek yaşamaktan korkan, beyinselliği geliştiremeyen, sanayi döneminin meslek eğitimini bile yakalayamamış, kendini sadece kan bağıyla bağlı olduğu ırkı yücelterek tanımlayan bir anlayışın, bugünkü "bireyin odak" alındığı evreye ulaşması kolay değil...

Kolay olmayınca da gelsin hamaset edebiyatı...

Avrupa Birliği, Ankara'nın çoktan söylemesi gerekeni söyleyince ona veryansın etmek de bunun bir parçası...

VUR DEMOKRASİYE
Türkiye'nin "çağdaşlaşması" için yapması gerekenlerin sıralandığı Katılım Ortaklık Belgesi, "Türk vatandaşlarının ana dillerinde televizyon ve radyo yayınları yapmalarını engelleyen yasal düzenlemeler kaldırılmalı" dedi ya, bu, "Türklüğü birey olmaktan" daha makbul sayanları kızdırdı.

İnsan olmak değil, Türk olmak önemliydi onlar için... Sanki Türklük insanlıktan kopartılabilirmiş gibi. Sanki Türk olmak insan olmaktan farklı bir şeymiş gibi.

Kürtçe özel televizyonun bizi nasıl böleceği "kırmızı başlıklı kız" hikayesi gibi anlatılmaya başlandı.

Milliyetçi Partinin hızını alamayan bir üyesi de, bunları önermenin bile "vatan hainliği" olduğunu iddia etti.

Bitlis'in ilçeleri ile İstanbul'un ilçeleri arasındaki gelir uçurumunu "bölünmenin en tehlikeli unsuru" olarak görmeyenler, insanlarımızın "ana dillerini" konuşmasını tehlikeli buluyorlar.

Andıçlarda tanımlanan basındaki "seçilmiş askeri katipler" de bu koronun darbukacılığını yapmaya başladı...

İnsan bireyselleştikçe kutsallaşır... Yığınsallaştıkça da sürüleşir...

Türkiye bunun ikisi arasında karar verecek...

İnsanın ve o insanın değerini anlamış olanların kazanacağını umut ediyoruz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır