kapat

18.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Cezaevi 'af' kokuyor!
Mahkumların sabrı kalmadı, sık sık dile getirilen 'af' sözleri küllenen umutları yeniden canlandırdı. Artık yeter diyorlar: Çıkacaksa çıksın

İki yıldan beri bir türlü hayata geçirilemeyen af yasasıyla ilgili çalışmalar sona yaklaştı. Hükümetin bayramdan önce çıkarma vaadinde bulunması, iki yıldır af bekleyen mahkumların küllenen umutlarını yeniden canlandırdı. Tüm mahkumlar ve yakınları afla birlikte çifte bayram yaşamaya hazırlanıyor. Ankara Ulucanlar'da bulunan Yarı Açık Cezaevi de çıkacak affı bekleyen sabırsız mahkumlarla dolu...

BAVULLAR TOPLANIYOR
1938 yılından kalma eski bir bina... Ürkütücü ve soğuk duvarlar... Pişmanlık ve özlemle çoğalmış, derinleşmiş çizgilerle dolu yüzler. "Allah kurtarsın" diyerek Cezaevi Müdürü Şerafettin Paküz'le birlikte giriyoruz mahkumların arasına. İlk durak 82 yaşındaki müebbet hapse mahkum Rıza Durmuş. Cinayet suçundan aldığı müebbet cezası indirime girmiş. Yaşlılığı ve iyi hali nedeniyle şimdi yarı açık cezaevinde. Emekli maden işçisi. Göğsünü kabarta kabarta emekli maaşını karısına bıraktığını söylüyor. Belki de kitaplara konu olacak öyküsünü dinliyoruz Rıza Durmuş'un: "İstemeyerek oldu. Çok tahrik ettiler. Küfürlere maruz kaldım. Dilekçeler verdim savcılığa, emniyete. Olmadı. Bir gün önümü kestiler. Artık başka çare kalmamıştı. Elimi belime attım. Vurdum O'nu. Vurmasaydım , O beni vuracaktı."

Devam ediyor Rıza Dede: "Emekli maaşımız var. Bundan sonra yapacak birşeyimiz yok. Para yiyeceğiz kocakarıyla. Çocuklar alırsa Zonguldak balığını çok özledim. Mangalı yakar bir kadeh de rakı içerim yani. 6 çocuk 18 torun var. Onlarla oyalanırım. Daha ne kadar yaşarız ki. Güzelim yılları buralarda geçirdik. Ömür bitti. Kalan da nasıl geçerse geçsin.

OLDU BİR KERE
YaŞInI denk gördüğü için Rıza Dede'nin yanı başından hiç ayrılmayan 65 yaşındaki Selim Unatoğlu da cinayet suçu ile dam altında yatıyor. Zaten 30 ay zamanı kalmış tahliye için. Ancak değil 30 ay, 30 dakikayı bile geçirmenin çok zor geldiğini söylüyor. 6 çocuk ve 20 torun sahibi. Cinayet nedenini anlatmıyor. Anlatamıyor belki de.. "Oldu bir kere" diyerek geçiştiriyor. Başında takkesi ve ağarmış sakallarıyla kendisini namaza niyaza adamış. Hac farizasını yerine getirmek en büyük dileği.

OĞLUNU VURANI ÖLDÜRDÜ
Cezaevİnİ gezerken kalın bir dosya geldi Müdür Şerafettin Bey'in eline. Sayfaları karıştırdı ve gerekli yerleri imzaladıktan sonra bağırdı." Gel bakalım Mustafa Amca helalleşelim."

Aksaya aksaya geldi 1930 doğumlu Mustafa Macit. Adam öldürmek suçundan müebbet hapis cezası almış. 2028 yılına kadar aslında cezaevinde kalması gerekiyor. Ancak şartlı tahliye edilmenin heyecanı içinde. "Gebze'ye gideceğim. 5 çocuk var. Torun yok. Daha doğrusu erkek torun yok. Hepsi kız. Sayını da bilmiyorum. Bir cinayet işledik ve içeri girdik. Suçu ararsan bende yok. Oğlumu vurdular. Ben de gittim, oğlumu vuranı vurdum. Hoca yüzünden girdik içeri. İnşallah Hac görevini yapacağım. Sonra da yan gelip yatacağım."

HAYAT SÜRÜYOR
Halil İbrahim Değirmenci daha 24 yaşında. Maraş'ta dondurmacılık yapıyor. Yakın arkadaşı ile detayını anlatmadığı bir tartışmaya giriyor. Sanki Fenerbahçe-Galatasaray tartışması gibi bir şey. Kendisini savunduğunu söylüyor. Ama bu küçük tartışma bir ölüm ile sonuçlanıyor. Halil İbrahim'in üzgün olduğu belli ki o günlere gitmek istemeden anlatıyor cinayet gününü:

"Dükkanda çalışıyordum. Uğradı ve konuşmaya başladık. Sen-ben kavgasına dönüştü iş. Sonra bıçakla saldırdı. Kendimi savunmak istedim. Benim de elimde dondurma satırı vardı. Başına değdi ne olduysa o an oldu. 15 sene 2 ay hapis verdiler. 5 yıl 4 aydır da yatıyorum. Af çıkarsa tekrar memlekete döneceğim. İşimi yapacağım. İnsan üzülmez olur mu? Üzüldük biz de. Evlenmeyi düşünüyorum. Hayat bıraktığımız yerden devam edecek. "

KAN DAVASI MAĞDURU
Yanışbaındaki hemşehrisi Sami Hacıbektaşoğlu ise 30 yaşında. Toprak sahibi. İşi tarım. Amcasını vurdukları için aile toplanıyor ve Sami'ye görev çıkıyor. Aşiret yasası. Kan davası oluşmasından dolayı Sami aşiretten aldığı emri yerine getiriyor ve amcasını vuranın kardeşini vuruyor. O zaman 24 yaşında idi ve vurduğu hasımı da 37-38 yaşlarındaydı. 18 yıla mahkum oldu. 7 yıldır cezaevinde. O sadece görevini yaptı. Töre yasalarını uyguladı. Pişman mı? Tartışılır. Elbette af konusunda duyarlı. Af sonrası o da Maraş'a gidecek. Aşireti ve ailesi ile birlikte toprağını ekmeye, biçmeye devam edecek. Sami yiğit bir genç. Ailesine ve toprağına çok bağlı. Toprak kutsal ona göre ve toprak terkedilmez. O nedenle çıkar çıkmaz ilk otobüs ile güzergah Maraş. Mapusaneden aklımızda binbir soruyla çıkıyoruz: Af çıkınca kaçı geri dönecek, kaçı iş bulacak. Mahkumun da devletin de işinini aslında hapishane kapılarının açıldığı gün başladığını herkes biliyor.

Taki DOĞAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır