Bosna Hersek'te dolaşırken Kıbrıs'ı düşünmeden edemiyorsunuz. Kıbrıs'ta Rumlar'ın döktüğü kanın belki bir kaç bin katını dökenlere bağımsız federasyon ortaklığı hakkı verilmiş.
Kıbrıs için zorlanan sözde çözüm burada gerçekleştirilmiş.
Üç ayrı toplumdan iki bölgeden oluşan devlet ancak binlerce askerden oluşan NATO gücüyle ayakta duruyor.
Dayton Anlaşması uyarınca, Bosna Hersek Federasyonu toprakların yüzde 51'ine, Sırp Cumhuriyeti ise yüzde 49'una sahip.
Cumhurbaşkanlığı makamı üç ayrı toplum tarafından sırayla kullanılıyor.
Daha altta bağımsız hükümetler, parlamentolar var.
Bunların dışında üstünde de ortak bir devlet mekanizması öngörülmüş.
Siyasal ve bürokratik yapının karışık ve karmaşıklığı devlet çarkının işlemesini yavaşlatıyor.
Devletin kuruluş nedeni soykırımın ve etnik temizliğin açtığı yaraları sarmak.
Ama kurulan sistemin yavaşlığı gerçek barış ortamına ulaşmayı engelliyor. Seçmenler etnik kökenlerine göre siyasal partilerini belirliyor. Aşırı milliyetçi ve dinci akımlar ise azalacağına, bu kez demokrasi yoluyla güçleniyor.
Hırvatlar ve Sırplar komşu devletleri hala "anavatan" sayıyor. Başkenti Zagreb olan Hırvatistan Cumhuriyeti, Hırvat kesimin anavatanı, Başkent'i Belgrad olan Yugoslavya ise Sırplar'ın anavatanı olarak görülüyor.
Bu türden bir anavatana sahip olmayan tek etnik grup ise Boşnaklar. Boşnaklar ise milliyetçiliklerini İslami düzenle yürütmek ve güçlendirmek istiyorlar.
Toplam üretim savaş öncesinin yüzde 25'ine bile ulaşmış değil. İşsizlik her iki kesimde de ortalama yüzde 50 dolayında.
Her iki kişiden birisi işsiz. Suç oranlarında hızlı bir artış var. Ülkenin yönetimindeki siyasi gruplar geniş çaplı yolsuzluklara karışmış durumdalar.
Bu siyasal ve ekonomik görüntü her kesimde bir umutsuzluk yaratmakta, UNDP'nin yaptığı bir araştırmaya göre Bosna Hersek'te gençlerin yüzde 65'i ilk fırsatta ülkeden ayrılmak istemektedir.
Özellikle Boşnak nüfusa yönelik gözle gönülür bir yıldırma siyaseti var. Sırpların egemen olduğu, Saraybosna'ya 2 saat uzaklıktaki Banja Luca kentinde savaş sırasında ağır hasara uğrayan Ferhadiye Camii bundan bir süre önce tamamen yok edilmek isteniyor.
Türkiye Büyükelçisi, Belediye Başkanı'na başvururak bunun Bosnalı Müslüman nüfusa karşı bir haksızlık olduğunu bildiriyor.
Sırp Belediye Başkanı, orada cami değil, aslında bir Ortodoks kilisesi olduğunu ve çok kısa bir süre için camiye çevrildiğini, yıkılmış olduğu için de yerine şimdi otopark yapmak istediğini belirtiyor.
Büyükelçi, bu kararın yanlışlığını ısrarla anlatıyor ve ekliyor:
- Sayın Başkan o otoparkı yine de yapmayın. Medyaya güven olmaz. Sizin kiliseleri yıkıp otopark yaptığınızı yazabilirler.
Belediye Başkanı dinlemiyor. Cami bir süre sonra tümüyle yıkılıyor.
Bosna Hersek'te Avrupa orduları görev yapıyor. Bundan beş yıl önce onbinlerce Bosnalı'nın katledilmesini seyreden Avrupa, yüzlerce yüzyıllık dinsel yapıların yok edilmesine engel olmuyor.
Aynı Avrupa, Avrupalı saymadığı ülkelerdeki toplumların kültürlerini, dillerini ve dinlerini yaşaması gerektiği edebiyatını sürdürmekten geri kalmıyor.
Kamran İnan'ın dün TBMM'de yaptığı konuşma aslında her şeyi özetliyor:
- 26 yıldır kan akmayan ve barışçı bir çözüme bağlanan Kıbrıs her gün Avrupa'nın gündeminde. Neden? Çünkü onun bir tarafı kendi kültürlerinden ve dinlerinden...