kapat

17.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Diş hekimlerinden Sağlık Bakanı'na top ateşi...

"Çok acele... Çok acele..." başlığıyla geçenlerde yazdığım konu ile Sağlık Bakanlığı ilgilenmiş, hatta hatta açıklama bile göndermişti. Konu, diş hekimlerinin DMS ile göreve alınmamaları idi... Zira Sağlık Bakanı açıklamasında, "İlk atamalar 15 Ekim tarihinde ilan edilecek" diyerek, bana müraacaat eden diş hekiminlerinin de "Yapılacak kur'aya katılabileceklerini" belirtmişti.

Bu yazıdan sonra ülkedeki diş hekimlerinden Sağlık Bakanına adeta top ateşi açıldı. Gelen fakslar ve e-mailler bu yaylım ateşini gösteriyordu. Bunun için ben haklarının gasp edildiğini belirten diş hekimlerinin yolladıkları şikayetleri görmemezlikten gelemezdim. Ama onların hepsini de yayınlamaya kalksam bu sütunlar dar gelir.

"Hakkımız gasp ediliyor" diye başlayan bir fakstan kısa bir örnek vermek istiyorum; "Ahmet ağabey, yazınızı okudum ve ben de bir diş hekimi olarak Antalya'dan Ankara'ya gittim. Yani Bakanın dediği gibi diş hekimlerinin kurasına başvurmak için... Kapıdan içeri girebilmek bile çok zor oldu. Daha sonra başvuru yapmak için içeri girdiğimizde Bakanlık çalışanları başvuru falan yok dediler. Daha sonra sizin köşenizdeki yazıyı gösterdiğimizde ise, "Git derdini Bakana anlat..." cevabı ile karşılaştık. Yani Marko Paşaya anlat der gibi... Sonuçta ben başvurum yapamadan Antalya'ya eli boş olarak döndüm. Bize önce bu sınava gireceksiniz diyorlar sonra da dişhekimlerinni alımları bu sınava göre olmayacak diyorlar. Bu resmen verilmiş hakların elimizden alınmasıdır. Söyleyin, şimdi biz kime inanacağız?..." Eğer Bakan Bey arzu ederse diğer faksları da kendisine gönderebilirim.

Avcılar Karakolu ne iş yapar?....
Emniyet Teşkilatına saygım ve sevgim sonsuz... Onlara mümkün olduğu kadar laf söyletmemeye çalışıyorum. Zira muhabirliğimin büyük bir kısmı bu teşkilatta geçmiş, türlü-çeşitli olaylara onlarla birlikte girip, çıkmışımdır. Ama bu demek değildir ki, hata yaptıkları zaman da görmezlikten gelecek değilim.

Avcılar Karakolundan gelen şikayete bayağı canım sıkıldı. Tarih 11.10.2000... Karakola 300 metre kadar mesafede, işlek bir caddede bir iş yeri... Saati merak ediyorsanız onu da söyleyeyim; Azerbaycan-Türkiye milli maçının oynandığı saatler... Yani güpegündüz... Adamın biri bir dükkan basıyor, içeride kavga başlıyor. Bunu gören çevre esnafı, kavganın gidişatından endişe ettiği için koşarak karakola haber veriyorlar. Ama karakoldan kimse oraya gitmiyor. Aradan biraz daha zaman geçince, dükkandaki kavga biraz daha şiddetleniyor. Bu sefer karakola haber veren esnaf, "Adamın elinde bıçak var" diyor. Ama olay yerine ne gelen var, ne de giden... Karakola üçüncü defa gelen esnaf bu sefer ne diyor biliyor musunuz; "Komşumuz öldürüldü, bari katilin kaçmasına izin vermeyin..." Ama maalesef katil de kaçıp gidiyor... Evet bu karakolun kulağını şimdi kim çekecek?...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır