kapat

17.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Armudun asmaları, mavidir basmaları

Bende bir şeyi dört dörtlük anlama kabiliyeti olmadığı kesinleşti.. Bir kere etrafımdakilerin kafasındaki kavramlarla benim kafamdaki karşılıkları örtüşmüyor.. Yazıya lütfen spottan devam edin de ben de kurtulayım..

Temsil bir yerde oturuyoruz.. Yan masadan bir yiğit kişi sesli olarak yellendi, diyelim.. Adam utanır, birileri gülüşür.. Neticede herkesin aklından aynı şeyler geçer.. Benim gelgit aklım olaya bir kızılderilinin mantığı ile yaklaştığından;

- "Beyaz adamın adı Gökgürültülü Pantolon olmalı.." diye düşünür, tanışmak için elimi uzatırım..

***

Bir yere giderim.. Çok güzel bir kadın görürüm.. Herkesin yan gözle seyrettiği bu güzellik, onlarda açık veya gizli hayranlık duyguları uyandırırken benim aklıma;

- "Her kadın muhteşem olabilir.. Yapacağı tek şey, hareketsiz durup öylece bakmaktır.." diyen Hedy Lamarr'ın lafı gelir..

Mantık böyle çalışınca iletişim kurmak da zor oluyor.. Erkekler yine bir derece.. Özellikle kadınların ne yaptıklarını, ne yapmaya çalıştıklarını hiç anlamıyorum..

O sebepten her zaman 1-0 mağlubum..

"Bir şey yapalım mı?"
Gülse aradı.. Bizim Murat Birsel ile evlendikten sonra soyadını değiştirip, kuyruğuna kızlık soyadını taktırmayan Gülse..

Sırf bu halinden dolayı kendisine sempatim çoktur.. Çünkü evlendikten sonra kocalarına asi olmayı kafalarına koymuş ne kadar feminist artığı varsa, soyadına kuyruk gibi bir ekleme daha yaptırırlar..

Böylece koca soyadını yani erkekten gelme bir ismi tek başına taşımayı reddetmiş olurlar.. Lakin kızlık soyadları da bir başka erkekten kalmadır.. Böyle bir protest tavrı sürdürürken babalarının da neticede bir erkek olduğu katiyen akıllarına gelmez..

Gülse aslanlar gibi dergi editörüydü.. Güzellikse güzellik.. Akılsa akıl.. Ünvansa ünvan.. Ayrıca şık mağazalardan alınma bir dolu fistan.. Buna rağmen soyadını çatallama eylemine rağbet etmedi..

Kendisini sevmem, bir şey istediğinde hayır diyememem bundandır..

Nitekim arayıp da "Sizinle dergiye birşey yapalım.." dediğinde, ruhuma çökmüş bütün atalete rağmen hayır demedim..

- "Yapalım.." dedim.. "Ne yapalım?"
Ben bekliyorum ki evime güzel bir muhabir kız yollasın.. Güzel bir kız diyorum çünkü bizim Bir Numara Yayıncılık'a orta güzellikte kız alınmaz.. Yayın politikaları bu.. En güzeller seçilir..

Güzellerin boylu poslu olmasına da itina edilir.. Sanıyorum bunun da bir sebebi var.. Anladığıma göre Bir Numara Yayıncılık'ı yönetenlerin medyanın geleceğinden pek umudu yok..

Sektör çökerse Paris'teki Lido gibi bir yer açıp, ellerindeki kızları "Can Can dansçısı" olarak burada istihdam etmeyi düşünüyorlar..

***

Ben Gülse'ye "yapalım.." dediğimde onun aklından ne geçtiğini bilmiyordum.. Zaten kurnaz, huyumu bildiğinden; öyle bir saatte aramış ki uyanalı ya beş on dakika olmuş ya onbeş.. Daha fikrimde tek bir gonca açmış değil..

Bu hallerdeyken biri "Kafanı duvara vur.." dese "Niye?" demeyi akıl edemeyip "Kaç kere?" diye sorarım..

Maçka yakınlarında bir güzellik merkezi varmış.. Dergi için herkes birşey yapıyormuş.. Acaba ben de oraya gidip, uygulamalı birşey yapabilir miymişim?

Güzellik merkezi, yosun.. Bu laflar yanyana geldiğinde hiç düşünmeden yaparım, dedim.. Aklımdan geçen, beni oraya götürecekler.. Güzel bir kadını elime verecekler..

Gusul abdesti pozisyonuna sokup masaya yatıracağım.. Elime tutuşturdukları kovadan yosunları alıp alıp orasına burasına süreceğim.. Buna niye itiraz edeyim?

Bırakın itirazı, "yosunun artanını da sen ye" deseler, uyarım..

Kadın yok, yosun var..

Prensip olarak anlaştık ya! Gülse ertesi gün yeniden aradı. "Ne zaman gidelim? Yarın olur mu?" diye sordu.. Aklıma ancak o zaman, gideceğimiz güzellik merkezinde ne yapacağımızı sorgulamak geldi..

Yosun meselesinde yanılmamışım.. Yosun varmış lakin güzel bir kadın yokmuş.. Onun yerine beni soyup bir masaya yatıracaklar, orama burama yosun süreceklermiş..

- "Bu gördüğün yosun.. Bunu süren tosun.." uygulaması yani..

İş yosunla bitmiyor.. Bu güzellik merkezlerinin adetidir.. Selülit tedavisi yapıyoruz veya haftada dört kilo zayıflatıyoruz diye müşteriyi yosuna, çamura buladıkları yetmez.. Vücuduna bir de bir sürü kablo bağlarlar..

Artık elektrik mi verirler, toprak hattı mı çekerler belli değil..

Uzaya gönderilmeden önce sağlık muayenesinden geçirilen şebek gibi ortalarında bakınıp durursun..

***

Oynatmaya az kaldığını belli etmeden "Eeeee!!" şeklinde bir sahya çıkardım.. Gülse bütün ciddiyeti ile anlatıyor..

Beni yosunlamadan önce fotoğraf çekeceklermiş.. Yosunlama sırasında fotoğraf çekeceklermiş.. Bir de iş bittiğinde yani bunların fikrince beni güzelleştirdiklerinde fotoğraflarımı çekeceklermiş..

Böylece okuyucu benim şahsımda uygulamanın yarattığı farkı görecekmiş..

Dellenip, şarlamam bu dakikadan itibaren başladı.. "Bre kızım.. Akıllarına şaşarım.." diye telefona naralandım..

- "Eğer beni bir kova yosun kurtaracaksa hiç kurtarmasın.. Beni okyanusun dibindeki Titanik'e koyup, yosun tutmamı bekleseniz faydası yok.. Bunlar ne biçim akıllar?"

Bir eyyam söylendim.. İkna oldu.. Zaten ikna olması için avazlanmama gerek yoktu.. Tipimi gözünün önüne getirip iki üç saniye düşünmesi yeterliydi..

- "Madem istemiyorsunuz, başka birşey yaparız.." deyip beni sakinleştirdi.. Yemekleri ile ünlü bir mekan varmış.. Oraya gidebilir, yemek konusunda düşündüklerimi söyleyebilirmişim..

Yosundan kurtulduk ya! Lafın önünü ardını tam anlamadan "Çerez gelsin taş üstüne, ne gelirse baş üstüne.." deyip teklifin üzerine atladık..

Bugün öğrendim ki yemek yedikten sonra gözlemimi dergiye ben yazacakmışım.. Röportaj filan yok angarya var anlayacağınız..

İşte o yüzden kendime kızıyorum..

Kıssadan hisse: Deli Hasan el lafıyla evini yakar.. Külünü savurup keyfine bakar..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır