kapat

17.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Yanlış adres

Gelin bugün, "Asker ne düşünüyor?" sorusuna cevap arayan demokrat gazetecilere bazı sorular soralım..

Hayretle gördük ki, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Aslan Güner'in davetine katılan medya mensupları, biz mazeretemiz nedeni ile katılamadık, Tümgeneral Güner'e, ordunun asli görevi ile ilgili hiçbir soru sormamışlar.. Ne ihalelerden, ne ordunun yeniden düzenlenmesinden, ne profesyonelliğe geçiş sürecinde gelinen son noktadan, ne füze savar sistemlerinden, ne uçmayan helikopterlerden, ne tanklardan söz etmemişler..

Ama ne yapmışlar; hiçbir demokratik ülkede görülmeyen bir şekilde, ordumuzun AB belgesi hakkında ne düşündüğünü öğrenmek istemişler.. İnsan hakları, istenen dilde eğitim ve TV yayını gibi..

Oysa AB konusundaki soruların muhatapları Genelkurmay değil, hükümet olmalıydı..Yanlış mı düşünüyoruz? Çok olmak istediğimiz, gerçek anlamda demokrasi ile yönetilen ülkelerde bu soruların muhatabı hükümetler değil mi?

Bu olay bile, Türkiye'deki demokrasinin, Batı ülkelerindeki demokrasiler ile arasındaki mesafeyi göstermiyor mu? Eğer illa, ordunun ne düşündüğünü merak ediyorsak, onlar görüşlerini MGK'da anlatıyorlar.. Gidersiniz sorarsınız Başbakan'a veya katılan bir sivil üyeye.. Doğrusu budur..

Gazeteciler, Genelkurmay'a askeriye ile ilgili konular dışında sorular sormayı bıraksa, demokrasiye daha çok katkıda bulunacak..

Hem bunları yapıp, Türkiye'deki yönetim biçimini Avrupalılar'a bir kere daha göstereceğiz, hem de kalkıp Avrupa'ya biz de demokratız mavalını sallamaya devam edeceğiz..

Nasıl olacak bu?

Sivillere sorulması gereken soruları askerlere sormamak bu kadar zor mu?

Kıbrıs'a rehin
Başbakan Ecevit, Avrupa Parlamentosu'ndaki oylama sonucu hakkında, "Ciddiye alınacak bir yanı yok" dedi ve doğruyu söyledi.. Biz de aynı görüşteyiz.. Bağlayıcı hiçbir tarafı yok..

Şimdi gelelim Katılım Ortaklığı Belgesi'ndeki Kıbrıs meselesine.. Bize göre, fazla çabuk ve gereksiz tepki veriyor ve neredeyse koca belgeyi Kıbrıs'a rehin hale getiriyoruz..

Oysa bunu yapmamamız lazım.. Çünkü Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri'ni destekliyor.. Ankara, Kıbrıs'ın öncelikli yapılacak işler bölümüne alınmasına kızıyor.. Oysa oraya da alınsa, sonuçta bir müzakere sürecidir bu.. Yani adadaki iki taraf konuşa konuşa bir noktaya geleceklerdir.. Hiç kimse, "Adanın Kuzeyi'ni Güney'e teslim edeceksiniz" demiyor..

Türkiye, BM Genel Sekreteri'ni desteklemeyi sürdürmeli.. Her şeyin masada çözüleceği mantığından yola çıkılırsa, bu konu belirli bir ilerleme noktasına taşınabilirse, o zaman Ankara'nın, bu konuda, AB'ye söyleyebileceği sözleri de olacaktır..

Bizce daha önemlisi, Ankara'nın hazırlayacak olduğu bizim belge.. Bu belge Türkiye'de çok önemli değişimlerin habercisi olabileceği gibi, uygarlığa direnmenin de habercisi olabilir.. Koalisyon ortakları, Türkiye'nin geleceği için hayati kararların altına imza atacaklar.. Bundan kaçınmak, Türkiye'nin geleceğini karartmak ile aynı anlama gelir..

Tabii ki bu belge, MHP'nin tabanı açısından bir sorun yaratabilir.. Ama Bahçeli ve kurmaylarının bu zorluğu aşıp, bu belgenin, bütünü ile ne anlama geldiğini, kendi tabanlarına anlatmaları mümkün olacaktır diye düşünüyoruz..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır