Ýstanbul Emniyet Müdürü Kazým Abanoz aradý dün. Konu doðal olarak dün yazdýðým yazý. Mehmet Tezkan'ýn ve eþinin baþýna gelen olay. Lokantada otururken polislerin hüviyet kontrolü yapmasý sonra Tezkan'ýn eþinin trafik cezasý borcu olduðu gerekçesiyle gözaltýna alýnmasý. Bir süre sonra böyle bir borcun olmadýðýnýn anlaþýlmasý. Son birkaç gündür üzerinde durduðum olay yani.
Emniyet Müdürü Abanoz "Polis devleti" sözünden alýndýklarýný söyledi önce. "Biz böyle davranmýyoruz" diyerek suç ve arananlar kayýtlarýnýn güncelleþtirilmesi için çalýþýldýðýný belirtti.
Ýstanbul'da göreve geldiði günden bu yana halka yaklaþým konusunda çok hassas olduðunu söyleyen Abanoz "Elbette benden önceki müdürler de ayný hassasiyeti gösterdiler, ben daha da titizlenmeye çabalýyorum" dedi. Emniyet Müdürü yasa gereði arananlar listesinde adý bulunanlarý gözaltýna almak ve sonuç alýnýncaya dek tutmak zorunda olduklarýný belirterek "Mehmet Tezkan Bey'in eþini de aslýnda býrakmamamýz gerekiyordu. Ancak samimi beyanlarýndan borcu gerçekten ödedikleri konusunda kanaatimiz oluþtu. Normalde tutmak zorundayýz" diye konuþtu. "Olayý sadece bizim açýmýzdan deðerlendirmeyin" diyen Abanoz "Adalet Bakanlýðý'nýn da sorumluluðu var. Onlar bilgisayar konusunda bizden daha geri. Aranan listesi gönderiyorlar, ama sonra iþi bitenleri listeden düþmüyorlar. Bu durumda biz ne yapabiliriz" diye sordu.
Emniyet Müdürü "Burada eleþtirilen ne sizsiniz ne de polis, sistemi eleþtiriyorum, bir hukuk devletinde bunlar olmamalý" dedim ve ekledim "Polis açýsýndan üzerinde durduðumuz ise davranýþ biçimi. Arananlar listesinde adý geçiyor diye insanlar toplum önünde rezil edilmemeli, sabahýn karanlýðýnda otel odalarýnda yataklarýndan fýrlatýlmamalý."
Emniyet Müdürü bu sözlerim üzerine "O konuda çok çalýþýyoruz. Bu da bir eðitim meselesi. Zaman içinde hepsi çözülecektir" sözünü verdi.
Kýsacasý sonuçta, aranan listesi gündemde oldukça bu tür uygulamalar da sürecek. Kžrra sonucu birgün herhangi birimize yine çarpar, dikkatli olun.
Ýþte bir tanesi daha; anlatacaðým olayý bir okurumdan öðrendim. Adý bende saklý okurum hamile eþiyle yaþadýðý dehþeti anlattýktan sonra "Aslýnda bir vatandaþ olarak bizim de müdahale etmemiz gerekiyordu, ama bunun sonunda dayak yemek ve en azýndan hakarete uðramak korkusuyla kýlýmýzý bile kýpýrdatamadýk" diyor.
Olay 6 Kasým akþamý saat 20.30 sýralarýnda Ümraniye Shell benzin istasyonunun önünde yaþanýyor. Trafikte büyük ihtimalle yol verme nedeniyle çýkan tartýþma sonucu iki araç duruyor ve içlerinden birer kiþi iniyor. Araçlardan biri Renault Flash diðeri de Kartal. Renault'tan inen býyýklý adam, diðer kiþinin yakasýndan tuttuðu gibi yumruðu atýyor ve hýrpalamaya baþlýyor.
Buraya kadar olan asla tasvip edilmese bile her zaman rastlanýlabilecek türden. Ama asýl rezalet bundan sonra baþlýyor. Býyýklý adam karþýsýndakini tekme tokat dövdükten sonra belinden çýkardýðý tabancaya mermi sürüyor ve namluyu adamýn baþýna dayýyor. Ardýndan da cebindeki polis hüviyetini çýkararak "Ben polisim" diye baðýrýyor.
Polis daha sonra dövdüðü ve tabancayla tehdit ettiði adamý zorla karakola götürmek istiyor, adam yalvar yakar oluyor, "Ben senin polis olduðunu nereden bileyim, ne olur býrak beni" diyor.
Bu olayý aktaran okurum "Dehþet içinde kaldýk. Ama asýl önemlisi hamile eþim saatlerce kendine gelemedi, orada olayý izleyen bir de küçük çocuk vardý. Bu olay onun hafýzasýndan nasýl çýkar?" dedi.
Çetelerin hapishaneleri yönettiði, vurguncularýn kol gezdiði, kötülüðün prim yaptýðý bir ülkede, sokaktaki polisin de kafasý bozulduðunda orman kanunlarýný uygulamasýna kimse karýþamýyor elbette.
* Kürtçe televizyon olsun mu?
* Kürtçe televizyon istemek MHP'lilerin dediði gibi vatan hainliði mi?
* Eðer öyleyse, ANAP'la MHP bundan sonra ne yapacak?
* Meydan Med-TV'ye býrakýlýnca daha mý iyi olacak?
* Kürtçe televizyonu kaç kiþi izler?
* Ýzleyenlerden kaçý ne dendiðini anlar?
*Kürtçe TV GAP TV gibi olursa ne faydasý olur?
* Kürtçe TV'ye reklam da veren çýkar mý?
* Çýkarsa hakkýnda takibat yapýlýr mý?
*Süleyman Demirel'in halet-i ruhiyesi nasýl?
Süleyman Demirel zor günler geçiriyor. Gerçi o kadar baþka zor günler geçirdi ki, bugün için "en zor günler" diyebilir miyiz bilemiyorum.
Ancak Demirel geçirdiði zor günlerde genellikle haklýydý. Örneðin 12 Mart'ta askerler muhtýra verdiler. Demirel muhtýranýn okunmasýndan 15 dakika sonra istifa etti Baþbakanlýk görevinden. Sonra zor günler baþladý Demirel için.
Ama Demirel'in haklý tarafý vardý. Seçilmiþ bir siyasi liderdi, zorla alaþaðý edilmiþti, zor günlerdi o günler buna karþýn etrafý insan doluydu. Demirel direndi, üstelik gerçekten direndi. Askere raðmen kendi politikasýný kabul ettirdi. "Bir daha Baþbakan olmasý mümkün deðil" diyenlere raðmen geldi tekrar oturdu o makama.
12 Eylül'de bu kez daha büyük dert açýldý Demirel'in baþýna. Yine askerler geldi, Demirel'i alýp götürdüler. Yine zor günler baþladý. Ama Demirel yine haklýydý. Arkasýnda onu sevenler vardý, inananlar vardý.
Nitekim Demirel yine direndi, yine kazandý.
Gerçi Demirel'in her direniþinin ardýnda bir de uzlaþma vardýr, yani Demirel'in tasfiyesine karar verenler, bunu baþaramayýnca ister istemez uzlaþmaya gitmiþlerdir hep. Demirel bunu çok iyi bererir.
Demirel için yine zor günler var. Ancak bu kez haklý deðil. Bundan 25 yýl önceki Yahya Demirel olayýnda da haklý deðildi, ama o zaman Baþbakandý.
Bilmiyorum, siz merak ediyor musunuz, ama ben merak ediyorum. Örneðin aile bireyleri Demirel'e ne diyor son olaylar konusunda? En azýndan Þevket Demirel'in yüreði yanýyordur, oðlu hapiste, üstelik iþi her geçen gün zora doðru gidiyor.
Süleyman Demirel "Abi.. ne olacak bu iþ, neden bir þey yapamýyorsun" diyor mudur? Hacý Ali Demirel "Bizim ailemiz bu hale mi gelecekti" diyen yakýnmýyor mudur?