kapat

Pazar Eki
12.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim


Adaya çıkmak devletin aczidir


Selçuk Öztek, 56. Hükümet'in bağımsız Adalet Bakanı'ydı. F tipi cezaevlerini ve girişte avukatların aranmasını eleştiren Öztek, devlette ekip çalışmasının yapılmadığını söylüyor

* 1.5 yıl önce toplam 5.5 ay süren bir Adalet Bakanlığı döneminiz oldu. 18 Nisan seçimlerinden sonra Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki asli görevinize döndünüz. Devletle ilgili öğrendiğiniz en temel şey ne oldu?

Devlet çarkının işleyişi bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Gözüme çarpan en önemli aksaklıklardan biri koordinasyon eksikliği, buna bağlı olarak büyük bir kaynak ve emek israfı oldu. Aynı olay, devletin çeşitli birimleri tarafından sahipleniliyor ve böyle olunca da her birim, kısa bir süre sonra "nasılsa başka bir birim bu işle uğraşıyor" düşüncesini ürettiği için sorun sonuçta sahipsiz kalıyor. Devletin çeşitli birimlerinin kendi içlerinde, ekip çalışması hemen hemen hiç yapmadıklarını, ilgili birimin bazen son derece önemli sorunlar karşısında tamamen yalnız bırakıldığını da gördüm. Bu birimin çözümü, derde deva olmayınca da herkes bu birime çullanıyor ve onun başındakini adeta vatan haini ilan ediyor. Koordinasyon ve ekip çalışması eksikliği yüzünden önleyici denetim de uygulanamıyor ve devlet içinde kendi başına buyruk, dediği dedik, benzer olaylarda farklı çözümler üretebilen küçük küçük krallıklar meydana geliyor.

* Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün çalışması ile ilgili bir eleştiriniz var mı?

Bir kere yavaş çalışıyor. Ayrıca hakimler ve savcılar burada görev yapmaya talip olmuyorlar. Yıllarca eksik kadroyla çalıştı, böyle olunca cezaevlerine tam hakim olamadı. İlgili bakanlıkların temsilcilerinden oluşan bir yönetim kurulu tarafından idare edilmesi, Genel Müdürün Bakanlar Kurulu kararıyla seçilmesi, görevden alınmasının güçleştirilmesi ve doğrudan Başbakanlığa bağlanması lazım. Özerk bir bütçeye kavuşturulması, siyasi baskılardan uzaklaştırılması şart.

* Cezaevi sorununa çözüm olarak öne sürülen F tipi Cezaevlerine nasıl bakıyorsunuz?

Yüksek güvenlikli cezaevi olarak da adlandırılan bu F tipi cezaevleri, reformlar gerçekleştirilmediği ve cezaevleri sorunu bir devlet sorunu olarak ele alınmadığı takdirde terörle mücadelede kendilerinden beklenen yararı sağlayamaz. Nitekim Kartal ve Eskişehir cezaevlerinde cep telefonu, silah gibi suistimaller söz konusu oldu.

*F tiplerine insan hakları açısından bir eleştiriniz var mı?

Gerek yüksek güvenlikli F tipi cezaevlerine ve gerekse bugün artık kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkan oda sisteminin uygulanacağı bütün cezaevlerine mutlaka iyi eğitilmiş, devlet gücünün insan haklarına ve onuruna saygı içinde nasıl kullanılacağını bilen personel tahsis edilmeli. Bu çok önemli, zira bu personelin kurallar dışına çıkan her türlü aşırılığı, sistemi insan hakları yönünden bir sorun yumağı haline getirebilir. Onun için oda sisteminin uygulanacağı tüm cezaevlerinde kuralların çok iyi tespit edilmesi ve uygulamanın sıkı şekilde denetlenmesi lazım. Türkiye insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olma yolunda çok ciddi adımlar atmadığı takdirde ne yaparsanız yapın kar etmeyecektir.

* F tipinde sizi en çok ne rahatsız ediyor?

Tek kişilik oda sistemi, tam olarak katılabildiğim bir sistem değil. Yalnız tek kişilik oda sistemi hakkında Terörle Mücadele Kanunu ve Organize Suçlarla Mücadele Kanunu'nda bir hüküm var. Yani bugün tek kişilik oda sistemi kanuni bir zorunluluk. Ama bu, pek yerinde bir zorunluluk olmadığı içindir ki Adalet Bakanlığı bildiğim kadarıyla bu maddelerin değiştirilmesi yönünde bir tasarı hazırlayarak meclise sevketmişti. Mahkumların bir arada bulunmaları imkanı daha fazla sağlanmalıdır. Terörle Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele, bu hüküm ortadan kaldırıldığında sorun halledilebilir.

Doğru dürüst bir cezaevi yapsınlar
* Cezaevlerindeki iki başlı yönetim anlayışına ne diyorsunuz?

Bir İçişleri Bakanı'nın Adalet Bakanı'na iletmektense "oturan savcı istemiyorum" gibi beyanlarda bulunmasını doğru bulmuyorum. Bu iki başlılığın bir yarar sağlamadığı artık ortaya çıktı. Kurumlar birbirlerini açıkça itham eder hale geldiler. Jandarma Genel Komutanlığı- İçişleri Bakanlığı - Adalet Bakanlığı üçgeni arasında anlamsız bir sürtüşme yaratıldı.

* Bakanlığınız döneminde nelere şahit oldunuz?

İki jandarmanın para mukabili bir mahkumun firar etmesini sağladığını hatırlıyorum; bir cezaevi müdürü de uyuşturucu sokarken yakalanmıştı. Cezaevleri bir rant kaynağı olmaya devam ettiği sürece bunun cazibesine kapılanlar olacaktır. "Benim takımım daha iyi" gibi fanatik taraftar zihniyetini devam ettirirsek, hiçbir yere varamayız.

* İçişleri ve Adalet Bakanlarının tarzları farklı mı?

İçişleri Bakanı olayların üzerine şiddetle gitme taraftarı. Adalet Bakanı ise mevzuat çerçevesinde hareket edilmesi taraftarı. İkisinin yoğurt yiyişi farklı. Biri hızdan, biri temkinlilikten yana.

*Onlara tavsiyeniz nedir?

Uzlaşma içinde çözüm üretmeleri. Bu iki Bakanlık arasındaki anlaşmazlığı hedeften sapma olarak görüyor, hem yersiz hem de tehlikeli buluyorum. Yapılacak en iyi şey; iç ve dış güvenliğin tek elden sağlanmasıdır.

* Tantan'ın çetecileri bir adaya hapsetme fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Öyle bir şey olabilir mi yani? Apo, güvenlik gerekçesiyle orada tutuluyor ki bunu başka platformlara taşıyabilmek zor. Alcatraz 1925'lerde mi 30'larda mı ne kapatıldı. Böyle bir sistem dünya yüzünde yok. Mahkum bir insandır. Doğru dürüst bir cezaevi yaparsınız, insanlık onuruna yakışanı sağlarsınız olur biter. Adaya çıkmak devletin aczini ifade eder. Ben bunlarla başa çıkamıyorum, onları adaya sürdüm anlamına gelir.

* Cezaevlerinde dikkatinizi çeken diğer insan hakları ihlalleri nedir?

Mücadele, hukuk devletinin gerekleri ve insan haklarına saygı içinde yürütülmelidir. Bu açıdan bakıldığında cezaevlerine girişte avukatların duyarlı kapılardan geçmek suretiyle kontrole tabi tutulmaları kabul edilebilir bir tedbirdir. Yanız bu duyarlı kapıların hassasiyet derecesi makul ölçüler içinde olmalıdır. Yoksa mesleki onuru incitir ve bu savunma hakkına ters düşer.

* Bakanlık da mahkumların avukatlara eylem planı verdiğinden, avukatların da suç aletleri ulaştırdıklarından yakınıyor. Haksız mı?

Gerçekten de bu tür olaylar olmuştur ve baroların bu konuda yeterli hassasiyeti göstermeleri gerekir. Birkaç avukatın mesleğe aykırı davranışları nedeniyle bütün avukatların töhmet altında bırakılması doğru değildir.

* TBMM İnsan Hakları Komisyonu Ulucanlar'daki ölümlerden devletin sorumlu olduğunu düşündü. Siz?

Devlet öldürdüyse çok yanlış yaptı. Bir tek kriter vardır. O da hukuk devleti ve insan hakları kriteridir. Ülkenin AB'ye aday olacağım derken başka türlü davranabilmesi mümkün değildir.

Nuriye Akman


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır