|
|
|
Mümkün olsa da okula göndermesem
Şehirlerde yaşayan bazı aileler çocuklarını televizyona karşı korumaya çalışırken, bazıları kökten çözümü çoktan bulmuş: Taşrada yaşamak
Sevan Nişanyan ve ailesi Aydın iline bağlı Şirince köyünde yaşıyorlar. Amerika'da Yale Üniversitesi Felsefe'de eğitim gördükten sonra Türkiye'ye gelen ve 12 kitabı bulunan Sevan Nişanyan, böyle bir karar vermesinde çocuklarının çok büyük katkısı olduğunu söylüyor. Yedi, dört ve bir yaşındaki çocuklarının İstanbul'da yetişmesini hiçbir zaman istememiş. Nişanyan düşüncelerini şöyle açıklıyor: "Çocuklarımızın burada güzel bir ortamda, şehirdeki bir takım daraltıcı unsurlardan uzak yetiştiğine inanıyoruz. Benim dört yaşındaki kızım ben gidiyorum deyip köyün içinde dolaşabiliyor. Herkesi tanıdığı için çok rahat davranıyor. 'Burası bizim yerimiz, herkesi, her kediyi her köpeği tanıyoruz' diyebilmek çok iyi bir duygu. Mümkün olsa çocuklarımızı okula da göndermeyiz, çünkü Türkiye'de gerek resmi kuruluşlarda, gerek özel kuruluşlarda eğitimin son derece düşük olduğunu düşünüyoruz. Bu tarz eğitimin bayatlamış ve köhnemiş kavramlarla beyin yıkama çalışması olduğuna inanıyorum. Bu yaklaşımın çocuklar için bir felaket olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımı bu kirlenmeden uzak tutmaya çalıyorum. Bence özel okullarda da başka tür bir dejenarasyon başladı. Aşırı paralar, aşırı
yarış, kapalı bir sosyal vakum içinde çocukların yetiştirilmesi gibi. Biz evimizde bunlara rakip bir eğitim vermeye çalışıyoruz. İlerleyen zamanlarda Amerika'dan ya da Avrupa'dan mürebbiye getirmeyi düşünüyoruz. İnanın özel okullara harcadığnız o paralarla Amerika'dan rahatlıkla bir hocayı getirebilirsiniz."
Nişanyan çocuklara yasak getirmediklerini söylüyor: "Ben televizyon seyretmem ama onlar söyredebilir. Ancak bu arada onun yanında olup, 'Bunu seyrediyorsun ama çok da matah bir şey değil, değil mi?' diyerek bir eleştirel bakış getirmek gerekiyor. Küçük yaşlarda bile bu eleştirel tavrı anlıyorlar. Ergenlik çağına geldiğinde kendi isteklerini yapacaktır ama gönül ister ki ileride 'bizim güzel bir çocukluğumuz vardı, o bize güç verir' desinler."
Ben Kaya olayım, sen Hülya
Çocukların 'televole kültürü'nden nasıl etkilendiğinin örnekleri çok. Mesela biri erkek, diğeri kız iki çocuk sokakta oynuyor. Erkek kıza, "Ben Kaya olayım sen de Hülya" diyor ve bunu kabul eden kız arkadaşının popo kısmını parmağıyla yokluyor.
Bir anekdot daha: Minibüste iki kız kardeş ayakta yolculuk yapıyor. İkisi de aynı şarkının farklı yerlerinden söylemeye başlıyor: "Çingenem çingenem, kara gözlü..."
İnzivaya çekilmek çözüm değil
*DR. MURAT GÜVENÇER (Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları)
Popüler kültürün zararlarını hepimiz biliyoruz. Fakat inzivaya çekilmek, çocuğa bazı yasaklar getirmek çözüm değil. Amacımız, içinde yaşadığı topluma uyum sağlayabilecek bireyler yetiştirmek. Ancak tamamen özgür bırakmak da başka bir uç ve bu da iyi değil. Çocuklar söylenenden çok yapılanlardan, ebeveynin kendi hayat tarzından etkileniyorlar.
ASLI E. PERKER
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|