Winona Ryder, Hilary Swank, Julia Roberts, Gwyneth Paltrow... Sinemanın yeni kuşak kadın oyuncuları, bazılarına göre Liz Taylor, Audrey Hepburn, Rita Hayworth gibi bir zamanların 'diva'larının yanında yalnızca sönük birer yıldız... Box-office rekorları kırdıkları bir gerçek ama, hangi kadın oyuncular filmleriyle sinema tarihine gerçekten de damga vurdu?
Sinema eleştirmeni ve yazarı Atilla Dorsay son çıkan kitabı "Sinema ve Kadın"da tam da bu noktadan hareket ederek kahramanları kadın olan filmleri inceliyor... Unutamadığımız, kimi zaman gözyaşları içinde, kimi zaman da hayranlıkla seyrettiğimiz o büyülü kadın oyuncuların yanı sıra günümüz aktrislerinin de filmlerini ele alan Dorsay, böyle bir kitap hazırlamasının nedenini şöyle anlatıyor: "Kadın filmlerinin ayrı bir kategori oluşturduklarına inanıyorum. Aslında 'kadın filmi' deyimi, klasik Hollywood jargonu içinde biraz küçümseyicidir. O tanımlamanın ötesinde, kahramanları kadınlar olan, çok daha çağdaş ve önemli filmler vardır. Kimileri gerçekten yaşamış olağanüstü kadınların öyküsünü anlatıyordu. Ama büyük çoğunluğu çağdaş sanatçıların hayalgücünden çıkmış düşkün ya da şahane, güzel ya da çirkin, özel ve önemli kadınları karşımıza getiriyordu..." Misal? Zehirli Çiçek, Özel Bir Kadın, Thelma ve Louise, Dalgaları Aşmak, Kara Dul, Annem Hakkında Herşey...
Dorsay'a göre sinema deyince akla kadınların gelmesi, kadın oyuncuların veya kadın seyircilerin daha çok olması değil... Tersine, "kadın düşmanı da sayılmam yani" diyen yazara göre erkekler bu alanda da daha baskın. Yine de trend yaratan, yıllarca konuşulan, kitleleri büyüleyen, sansasyon yaratan kadınlar oluyor. Ve Dorsay itiraf ediyor: "Evet, sinemanın en çok kadınlarını sevdim!"