kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
İLKER SARER(isarier@sabah.com.tr )


Hasta ruhlar dansı

Demokrasi, "erk"ler dengesidir.

Modern toplumlarda, üç büyük "erk"ten söz edildiğini bilirsiniz.

Yargı, yasama ve yürütme...

Ne yazık ki Türkiye'de çok uzun yıllara dayanan ihmaller sebebiyle, bu üç büyük "erk"in ciddi biçimde sakatlanmış olduğu, aklı başında herkesin kabul ettiği bir gerçek...

Yargı erki, ki benim ölçütlerime göre en güçlü ve bağımsız erk olması gerekir, tam tersi bizde alabildiğine "bağımlı"dır.

Siyasete bağımlığıdır.

Yasama da öyle...

Yürütme ise bizatihi zaten siyaset ya da farklı siyasetlerin gırtlaklaşmasından ibaret!

Yıllar içinde, bu üç büyük erkin sakatlıkları, o erkleri denetlemesi ve irdelemesi beklenen dördüncü gücü, yani medyayı da "olumsuz etkisi" altına almış görünüyor.

Medya da bu yüzden ciddi zaaflar yaşamaya başladı.

Siyasetin kara gölgesi medyanın üzerine düşünce, mesleğimize hiç uymayacak ve hiç yakışmayacak "hasta ruhlar" içimize sızmayı ve ellerine bir kısım imkanlar geçirmeyi başardılar.

Bakınız, hergün hepimiz gazete ve televizyonlarda, sayısız haber ve yorum izliyoruz...

Bunları izledikten sonra akşam başınızı yastığa koyduğunuzda, geride kalan duygu, "Türkiye'nin bir hırsızlar ülkesi" haline geldiği yahut namussuzların tam bir hakimiyet kurdukları duygusudur.

Halbuki asıl gerçek bu değil!

Bu ülkede milyonlarca insan namusuyla yaşamaya devam ediyor.

Milyonlarca çocuk ve genç, okumaya, yetişmeye ve dünyayı anlamaya çalışıyor.

Milyonlarca anne ve baba, geçimli, huzurlu ve daha iyileri arayan bir aile hayatı için çırpınıyor.

Binlerce esnaf, küçük ve büyük tacir ve dahi işadamı, yatırımlarıyla ekonomiye can veriyor, topluma hizmet ediyor.

Fakat vaveylaya bakarsanız, üç tane hırsızın peşine takılmış gidiyoruz...

Çünkü içimizdeki "müsveddeler" yakalanan hırsızların etrafında "hasta ruhlar dansı" yapıyorlar...

Şundan çok eminim ki, toplum onların umrunda bile değil, sadece kendilerini tatmin ediyorlar.

Yine eminim ki, bu "güzel ülke" hasta ruhların esiri olmayacaktır.

Buffalo
Buffalo çetesinin başı vejetaryenmiş... Kendi de yemesin diye işi sağlama almış...

Firar
Amerikalılar, mahkumların neden firar ettiğini araştırıyormuş... İlahi bilimadamları!..

Balık

Uzmanlar, "balık ye, enfarktüsten kurtul" diyorlar... İyi de lüferin kilosu

6 milyon lira!..

Kadrolu

Gümrüklere "kadrolu köpek" aranıyor...

Biliyorsunuz "koku" sezileri çok güçlü olduğu için yetiştirilmiş kurt köpekleri özellikle uyuşturucu zulalarını bulmakta kullanılıyor.

Gümrüklerde görevli 11 köpeğin bir kısmı, geçici görevle başka yerlere tayin edilince yeni köpeklere ihtiyaç doğdu. Bu yüzden yeni köpek arıyorlar. Fakat inancım o ki, bizim kevgir gibi delik deşik hale gelmiş gümrüklere değil 15-20 köpek, bin köpek alınsa havagazı...

Gümrükleri esir almış rüşvet çeteleri, köpekleri de atlatır.

Çek suçları
YazdIĞImI "suçluları koruma" gibi algılayacak birkaç izan yoksunu da çıkabilir. Ama farketmez.

Yeni af tasarısı görüşülürken, acaba yetkililer, "karşılıksız çek" yüzünden haklarında hapis cezası verilmiş ve bu yüzden perişan olmuş insanları hesaba katıyorlar mu?

Geçen iki yıl, ekonomik olarak neredeyse çöküntü yılıydı. Birçok namuslu işadamı, imzaladığı çeki ödeyemez duruma düştü. İflasa sürüklendi.

Zaten cezasını bulmuş bu insanları, bir daha cezalandırmak neye yarar?

Kira artışları
HÜkÜmetİn kira artışlarını önce yüzde 25, gelecek yıl için de yüzde 10 ile sınırlayan kararnamesi, Anayasa Mahkemesi önünde bugün "yargı süzgecinden" geçiyor.

Bu yazıyı okuduğunuz sırada, Anayasa Mahkemesi'nin kararını da hep birlikte öğrenmiş olacağız...

Belki yanılmış olabilirim ama bilerek ve isteyerek yüksek mahkemenin kararını öğrenmeden, bir yorum yapmak istedim.

Bence, Mahkeme bu hükümet tasurrufunu "yasaya aykırı" bulacaktır.

Çünkü, gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılan kira sözleşmeleri, "özel hukuk" alanına girer ve taraflar istedikleri akdi, istedikleri gibi yapmakta özgürdür.

Amir hükümlere ve ahlaka mugayir olmamak şartıyla...

Yüzde 25'lik sınırlama kararı çıkar çıkmaz da bunu yazmıştım.

Bu tasarruf hukuka aykırıdır, diye...

Hukuka uygun ve doğal olan şuydu:

Enflasyonu düşürebiliyorsanız ve faizleri aşağıya çekebiliyorsanız, zaten dolaylı olarak kira sözleşmelerindeki artışa da olumlu yönde "etkili" olacaktınız...

Mesele enflasyonu düşürmekti...

Yoksa sosyalist hükümetler gibi kafadan hukuka aykırı kararlar alarak, "sözleşme hürriyetine" aykırı tutum almak çözüm olamazdı...

Benim için küçük bir sınav bu:

Bakalım Anayasa Mahkemesi, hükümet tasarrufu hakkında ne karar verdi?

Yarın, sonucu birlikte değerlendiririz...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır