kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Kritik dönemeç

Türkiye'nin siyasi geleneklerinde zamana oynamanın çok önemli bir yeri vardır. Sorunlar ortaya çıktığında çözüm üretmekte acele edilmez. "Hele bir bakalım, görelim" yaklaşımı benimsenir.

En vahim ve büyük sorunlarda bile ince siyasi hesaplar yapılır. Futboldan bir benzetme kullanalım. Orta sahada top dolaştıranlar, iyi futbol oynadıklarını zannederler. Ama karşı takım iki ani hücumla golleri atar. Maçı kazanır.

Bir süredir hayretle Ankara'nın topu ortada dolaştırmasını izliyorum. AB'ye tam üyelik? Konuşan çok ama icraat yok. Ekonomik reformlar? Tartışılıyor ama yapılmıyor. Özelleştirme? Herkes destekliyor ama ilerlemiyor.

Listeyi uzatabilirsiniz. Kamu bankalarına çeki düzen verilmesi bir türlü sağlanamadı. Tarım destek reformu öyle boşlukta duruyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geçen bankalar bir türlü satılamıyor.

TürkTelekom'un, Türk Hava Yollarının ne olacağı, satılıp satılmayacağı bilinmiyor. 2001 yılı bütçesinde öngörülen vergi geliri artışını sağlayacak düzenlemeler somutlaşmadı.

Hükümet neyle uğraşıyor? Toplumun desteklemediği ve desteklemeyeceği en başından belli olan afla. Bu işte bir yanlışlık var ama...

Devekuşu misali
Garip bir durumla karşı karşıyayız. AB'den başlayalım. Türkiye AB'ye tam üye olmak istiyor. Fakat, bunun gerçekleşmesi için gerekli ve zorunlu değişimleri yapmayı bir türlü içine sindiremiyor.

Çelişki çok açık. AB üyeliğinden vazgeçer misiniz? Hayır, vazgeçmeyiz. AB üyeliğinin gerektirdiği reformları yapar mısınız? Hayır, yapmayız. Bu pozisyonun uzun süre sürdürülemeyeceğini görmek için kahin olmak gerekmiyor.

Türkiye karar vermek zorunda. Ya o, ya da o... İkisi bir arada asla mümkün değil. Bir çözüm, enerjisini söz konusu siyasi reformlara yoğunlaştırarak tam üyelik önündeki engelleri hızla ortadan kaldırmasıdır. Öbürü ise AB'ye üye olmayacağını açıklamaktır. Geçmişte de bunun arası yoktu; gelecekte de olmayacaktır.

Aynı şey ekonomi için geçerli. 1990'lar boyunca Türkiye ekonomisi çok kötü yönetildi. Neticede büyük bir kriz geldi. 1999'da GSMH yüzde 6.4 azaldı. Eğer devreye IMF ve "Standby Anlaşması" girmese ekonomi bu yıl da küçülecekti.

Enflasyonla mücadele programı başlarken, hükümet ciddi reform yapacağını taahhüt etti. Programın arzulanan sonuçlara ulaşması için mutlaka bu reformların hayata geçirilmeleri gerekiyordu.

Sonra? Doğrudur, kur çapası enflasyonu düşürüyor. Ama reformlarda hareket yok. Tam tersine, enflasyonun düşmesi rehavet getirmişe benziyor. Ayak sürme eğilimleri artıyor.

Bir hususun çok iyi bilinmesini istiyorum. Enflasyon düştü, düşmeye de devam edecek. Ancak, eğer reform süreci hızlandırılmazsa, yakın bir gelecekte ekonomide tekrar tatsız gelişmeler devreye girecektir.

Devekuşuna sormuşlar: kuş musun, deve misin? Cevap vermemiş. Koş demişler; koşamam ben kuşum demiş. O zaman uç demişler; uçamam ben deveyim demiş. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Tereddütler artıyor
Son günlerde dış dünyada Türkiye ile ilgili tereddütlerin tekrar canlanmaya başladığını izliyorum. Yılbaşından sonra çok olumlu bir konjonktür yakalanmıştı. Türkiye'nin yeni bir reform ve değişim çağına girdiği düşünülüyordu. Enflasyonla mücadele programına destek verirken, biz de aynı görüşten hareket etmiştik.

Ama arkası gelmedi. Değişimi talep eden kesimler statükoyu korumak isteyen tutucu güçleri aşamadılar. Hem siyasette, hem ekonomide eski usul atalet gene hakim oldu.

Hükümeti, Meclisi ve kamuoyunu uyarıyorum. Bu gidiş iyi değildir. Ufukta kara bulutlar görünüyor. Aklımızı başımıza toplamazsak bunların fırtınaya dönüşeceği kesindir. Sonradan hayıflanmak hiç bir işe yaramaz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır