kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Af çıkacak diye iki kere seviniyorum..

Birincisi Ayşegül Nadir Hanımefendi, Türkiye'ye dönüp gece hayatımızı renklendirecek.. İkincisi de "Aslıtürkçü Düşünce Derneği"nin manevi başkanı Gülay Aslıtürk memlekete gelip, kaldığı yerden devam edebilecek..

Ayşegül Nadir Hanımefendi bir süredir İngiltere'ye gidemiyordu.. Artık ne yaptıysa, İngiliz polisini nasıl ayar ettiyse; Kraliçe'nin mülküne ayak basması yasak..

Pasaportunun süresi bittiğinden Amerika'ya da geçemiyordu.. O da tutup Kahire'ye yerleşti.. Duyduğumuzda şairin "Yıkıldı gitti cihandan, dayansız ehl-i kubur.." dediği gibi, elimizden:

- "Dayan Kahire Milli Müzesi.. Dayan!" çekmekten başka şey gelmemişti..

***

"Aslıtürkçü Düşünce"nin memleketimizde hak ettiği yeri bulmasında büyük emeği geçen Gülay Aslıtürk Hanımefendi'nin zaten kucağındaki el kadar bebesi ile orta yerlerde kalmasına gönlümüz razı değildi..

Bereket hükümet büyüklerimiz affı yetiştirecek de çocuk yurda getirilip milli değerlerimize uygun şekilde büyütülecek..

Medyamız cesurdur..

Dikkat buyurun.. Sayın Nuri Ergin cezaevlerinin problemlerine parmak bastığı günden itibaren medyamızın pabuç kadar dili de şeyine kaçmış gibi oldu.. Kimse af konusunda tersine bir fikir beyan etmiyor..

Arada bir aftan kimlerin yararlanacağını sayıp döküp "kamuoyuna kıtır atan" medya leşkerleri çıkmıyor değil ama onlar dahi olayı öyle takdim ediyorlar ki okuyanın yüreğinin yağı eriyor..

Temsil, Bahçelievler'de yedi üniversite öğrencisi genci öldüren Sayın Haluk Kırcı'nın durumunda olduğu gibi..

Aftan Sayın Kırcı'nın da yararlanacağına dair haberler dahi "Adamın yaşı gelmiş kırka.. Zaten bu yaştan sonra öldürse öldürse kaç kişiyi öldürebilir?" havasında kaleme alındı..

Bu söylediklerimden sakın ha medyamızın üç buçuk attığı sonucunu çıkarmayın.. Evet! Sayın Nuri Ergin'in ve adamlarının elinde; cezaevi yönetimine dahi teslim etmeye kıyamadıkları kadar kıymetli silahlar bulunabilir..

Ne bileyim.. Dakikada 160 mermi atan otomatik bir Uzi silahı çok yerde caydırıcıdır ancak kamu vicdanını temsil eden medyamıza vız gelir.. Çünkü herkesin bildiği gibi "en tehlikeli silah" kalemdir.. Ve asla susturulamaz..

Eğer genel af tartışması yüzünden Sayın Nuri Ergin'in çetesi ile medya leşkerleri karşı karşıya gelecekse, sonucu onların düşünmesi gerekir..

Sayın çete mensupları medya leşkerlerine taciz atışı açabilirler, binlerce mermi yakabilirler lakin kurşunları bittiğinde iş değişir.. Medya leşkeri bir arkadaşımız, elindeki kalemi ileri geri sallarken sayın çete elemanlarından birinin gözünü çıkarabilir..

***

Derdim, Sayın Nuri Ergin ile medyacıları birbirine vurdurup, çeteler arası savaş çıkartmak değil.. Af gibi ciddi bir meseleyi enine boyuna tartıştırmak..

Tartışalım ki ileriyi görebilelim.. Gerçi hükümet büyüklerimiz ileriyi çoktan görmüş ki af işine dört elle sarılmışlar..

Ancak onların işi bu.. Onlar ferasetli adamlardır.. Ferasetli adamlar da ince iğne deliğinden Hindistan'ı seyrederler..

Bizim derdimiz ahaliyi uyandırmak.. Ahalinin af konusuna nasıl baktığı sorusuna cevap bulmak.. Önce ahalimizin hallerine dair bir iki sıcak örnek vereyim..

Her işin başı güven..

Televizyon şakacısı Çetin Bey'i herkes bilir.. Kamera şakalarının piri olmuş bir arkadaşımız.. Önceki gece bir kanalda seyrettim.. Çetin Bey üzerine kaptan kıyafeti geçirmiş Eminönü'ndeki Araba Vapuru iskelesine dikilmiş..

Araba vapuruna yolcu olarak gelen yayalardan zeki görünüşlü olanları bir kenara çekip lafına:

- "Deniz yolları işletmesinin yeni bir uygulaması var.." diye başlıyordu..

Yayalar, acaba bir ticaretimiz olur mu diye gözlerini kısıp dinlerken anlatıyordu..

Boğaz trafiği yoğun olduğundan araba vapurları Kız Kulesi yakınında suya dalacakmış, kuleyi geçtikten sonra su yüzüne çıkacakmış.. Bu arada vatandaşın can güvenliğini garantiye almaları gerekiyormuş..

Bunları anlattıktan sonra seçtiği tiplere balık adamı kıyafeti giydirmeye başlıyorlar.. Takım elbisenin üzerine takılan bir kaynak tüpü.. Kafaya geçirilen bir deniz gözlüğü.. Ele tutuşturulan bir çift palet..

Bir Allah'ın kulu da çıkıp "Kardeşim böyle saçma şey olur mu?" diye itiraz etmedi.. Tüpünü takan gidip arabalı vapurun boş banklarından birine oturdu.. Sadece bir kişi.. Belli ki onun da vatandaşlık bilinci yükseklerde.. Çetin Bey'e:

- "Yolda sigara içebilir miyiz!" diye sordu..

Çetin Bey "İçebilirsiniz.." deyince yüzüne bir mutluluk ifadesi yayıldı.. Paletleri elinde, vapurda boş yer bulup oturmaya gitti..

***

Haaa! Deneklerden biri de "Suyun altındayken vapur arızalanırsa.." diyecek oldu.. Ona da aferin.. Demek ki hayatı sorgulayan, üstten gelen kararları koyun gibi kabul etmeyenlerin sayısı artıyor..

Çetin Bey ona "Hemen paletlerinizi ayağınıza geçirip yukarıya yüzün.. Biz yukarıda olacağız.." deyince içi rahatladı..

Bu kamera şakasını niye anlattım?

Olay bir TV şakası içinde gelişebilir ama vatandaşın devletine güvenmesi bakımından önemli bir ölçektir..

Yetkili "Araba vapurunun tahtelbahir gibi suya dalıp çıkacağını" söylüyor.. Vatandaşın yüzünde kıl oynamıyor.. Bırakın kıl oynamasını, takım elbisesinin üzerine tüpü geçirdiklerinde "Ulan ben bu vapurdan sırılsıklam çıkmaz mıyım?" demeyi bile aklına getirmiyor..

Artı.. Sigara içebilir miyiz, diye soran vatandaşın devletin kurumlarına gösterdiği güven ayrıca göz yaşartıcı.. Cumhuriyetin kulları belli ki bir devlet kuruluşu olan Tekel idaresine de aynı güveni gösteriyor..

- "Ben bu sigarayı suyun altında nasıl yakarım?" veya "Bu sigara su altındayken sönmez mi?" sorularını o sebepten sormuyor..

Tıpkı genel af konusunu sorgulayıp, çarşıyı karıştırmadığı gibi..

Vatandaş ile devlet arasında bu karşılıklı güven varken, bu ülkenin altından kalkamayacağı bir sorun yoktur.. Buna af da dahildir, yeter ki affı geciktirip ahalinin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim..

Kıssadan hisse: Yavaş eşeğin dostu kurt olur..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır