


Bir telefon verin, herkes arayıp durumunu öğrensin
Bu köşede bir arkadaşımın Ankara'da başına gelenleri yazmıştım. Hani otelde uyurken sabahın beşinde kapısına dayanan polisler tarafından gözaltına alınmış, sonra da 4 yıl önce biten ama polis kaydından silinmeyen bir vergi borcu olduğu ortaya çıkmıştı.
Bu yazıdan sonra sizlerden çok sayıda mesaj almıştım, herkes başına gelen benzer olayları anlatıyordu.
İşte dün de okudunuz, gazetemiz Genel Yayın Müdür Yardımcısı Mehmet Tezkan ve eşinin başına gelenleri. Onlar da aynı şekilde üstelik kalabalık içinde küçük düşürülerek taciz ediliyorlar.
Çoktan ödenmiş bir trafik borcu yüzünden, genç bir kadın eşinin ve arkadaşlarının yanında polis tarafından gözaltına alınmaya çalışılıyor.
Eğer Mehmet Tezkan Sabah gibi büyük bir gazetenin üst düzey yöneticisi olmasa eşi büyük ihtimalle geceyi emniyette geçirecekti.
Polis Devleti
Tezkan dünkü yazıyı çok güzel yazmıştı. Sanki olayı bütün ayrıntılarıyla yaşatmış. Kendinizi onun yerine bir koyun, gözünüzün önüne getirin sahneyi, kimbilir neler hissedersiniz.
Ancak artık bu tür olaylara çok şiddetli tepki gösterilmeli. Türkiye'yi polis devleti gibi yönetmeye kimsenin hakkı yok.
İçişleri Bakanı'nın Emniyet kökenli olması, polisin bu tür uygulamaları ancak faşist diktatörlüklerde görüldüğü gibi yapmasını gerektirmiyor.
Polis bu uygulamalar sayesinde pekçok suçlunun yakalandığını söylüyor. Bu böyle olabilir, ama bir hukuk devletinde "faydası da oluyor" diyerek insanları böylesine taciz edemezsiniz.
Ben arkadaşımın başına gelenleri "birgün hepimizin başına gelebilir" diye düşünerek yazmıştım. İşte geldi bile.
Bu tür tatsızlıklar yaşamamak için devlet bir servis kursun o zaman. Tıpkı bilinmeyen numara, itfaiye, polis imdat gibi kolay bir numara. Vatandaş eğer bir kuşkusu varsa açsın bu telefonu, karşısındaki görevliye kendi kimliğini söylesin ve hakkında arama emri olup olmadığını öğrensin. Böylelikle bir lokantada otururken, otelde uyurken, otobüse binerken apar topar itile kakıla gözaltına alınmaktan kurtulsun.
Hukuken tartışılmalı
Türkiye çok ciddi bir terör dönemi yaşadı. Bu herkesin hafızalarında duruyor. Can korkusuna düşen insanlar o dönemlerdeki bazı uygulamalara genellikle karşı çıkmadılar. Çünkü sonuçta herkes güvenliğinin sağlanmasını istiyordu. İşte o dönemlerin alışkanlıkları hala sürüyor. Halkın büyük kesimi de buna ses çıkarmıyor. Bunun iki nedeni var, birincisi "Ben nasıl olsa suçlu değilim, o halde bana birşey olmaz, suçlular korksun" diye düşünüyor. İkincisi Türkiye'de devlet öyle güçlü ve vatandaşına karşı acımasız ki, herkes korku içinde, sesini çıkarması halinde başına bir iş geleceğıinden korkuyor.
Oysa bazı konuları hukuk açısından tartışmalıyız.
Örneğin 1774 sayılı kimlik bildirme kanunu insan hak ve özgürlüklerine aykırı mıdır değil midir? Bu maddeden hareketle şunları soralım:
* Polis yolda durdurup alkol muayenesini yapabilir mi?
* Polis yolda durdurup kimlik sorabilir mi?
* Polis yolda durdurup üstbaş araması yapabilir mi?
* Polis aracınızı durdurup içini arayabilir mi?
* Polis telefonunuzu dinleyebilir mi?
* Polis eğer bilgisayarda adınız çıkarsa sizi gözaltına alabilir mi?
* Polis mahkemelerin yerine geçebilir mi?
* Polis her istediğinde uyarı ateşi açabilir mi?
Bu tür soruları daha çoğaltabiliriz. Yukarıdaki sorular sizi şaşırtabilir, çünkü başta da dediğim gibi, bazı şeylere alıştık. Örneğin arabanızın durdurulması içinde arama yapılması bana çok keyfi uygulama gibi geliyor. Ya da bu yetki çok rahatlıkla kötüye kullanılabilir. Bunlar sıkıyönetim dönemlerinin alışkanlıkları. Birinin çantamı karıştırması, arabamın torpido gözünü açıp bakması son derece rahatsız edici ve aşağılayıcı bir uygulama. Polis bunu yapabilmek için mutlaka bir izin belgesi göstermeli.
Aynı koğuştalar, peki acaba ne konuşuyorlar
Ulucanlar Cezaevi'nin en ünlü konukları Murat Demirel ile Nail Keçili biliyorsunuz. Önce Murat Demirel tutuklandı. Bankasını boşaltmakla suçlanıyor. Daha sonra reklamcı Nail Keçili tutuklandı. Keçili'ye yöneltilen suçlama Egebank'la ilgili. Murat Demirel'le bir olup bazı para transferleri yaptıkları ileri sürülüyor.
Keçili'nin tutuklanmadan önce verdiği ifadede Murat Demirel aleyhine kullanılabilecek bazı sözler söylediği belirtiliyor. Ama sonuçta bir baktık ki ikisi de aynı koğuşu paylaşıyor. Bu pekçok kişiye garip geldi. En azından "Birlikte plan yapabilirler, bazı gerçeklerin üstünü örtebilirler" kuşkusu doğdu.
Bunlar olabilir, ama duyduğum en ilginç söylenti, Murat Demirel'le Nail Keçili'nin özellikle aynı koğuşa konulduğu. Çünkü güya koğuşa bir alıcı yerleştirilmiş, bütün konuşmalar dinleniyormuş. Ünlü ikili ne kadar dikkat ederlerse etsinler, mutlaka bir yerde açık verirlermiş, uzmanlar bu konuşmaları dinleyerek başka isimlere ve olaylara ulaşmak istiyorlarmış.
Olur mu? Bilmem ki, bazen böyle sivri fikirler de çıkar ortaya.
Polis Ali Balkaner uyurken eve gelmiş
Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner de gözaltına alındı biliyorsunuz. Son birkaç gündür Balkaner'in gözaltına alınacağı, Yurtbank eski yönetiminin üzerine gidileceği söylentileri çok yaygınlaşmıştı.
Yurtbank'a yakın çevreler Ali Balkaner'in de her an polisle burun buruna geleceğini bildiğini bu nedenle de hazırlıklı olduğunu söylediler.
Ali Balkaner önceki akşam, belki de beklemediği bir anda gözaltına alındı. Çevredeki komşulardan öğrendiğime göre önceki gece saat 11.00 sıralarında çok sayıda polis Ali Balkaner'in oturduğu siteye gelmiş. Balkaner Yeniköy sırtlarındaki Hattat villalarında oturuyor. Bu sitenin en önündeki en büyük evin sahibi olan Ali Balkaner, burayı geçen hafta 1.5 milyon dolara satmış, ancak evi henüz boşaltmamıştı.
Ali Balkaner'i almaya gelen polis ekipleri sitenin girişini tutmuşlar ayrıca villanın da çevresini sarmışlar.
Daha sonra kapıyı çalan iki polis son derece kibar biçimde Ali Balkaner'in gözaltına alınacağını, bu nedenle kendisiyle görüşmek istediklerini söylemişler.
Ali Balkaner bu sırada uyuyormuş. Polisler yatağından kalkan Balkaner'e "Lütfen oğlunuzu da arayın, buraya gelsin" demişler. Balkaner'in oğlu Hakan Balkaner de hemen koşup eve gelmiş.
Polisler daha sora Ali Balkaner'i gözaltına alarak gitmişler.
Bu arada Ali Balkaner'in eşi Pelin Balkaner polisler geldiğinde bazı yakın dostlarına telefon edip durumu haber vermiş. Bu dostlarından bazıları hemen koşup Hattat villalarına gelmişler. Ancak polis Balkaner'i götürünceye kadar içeri kimse sokulmamış.