kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


İki yönlü adalet

Böyle bir kararı ancak yolsuzluklarla mücadele konusunda halkın güvenini kazanmış bir hükümet verebilirdi.

Koalisyon liderleri, Fon'a devredilen bankaların dahil oldukları gruplara ait işletmelerin üretimlerini devam ettirmelerini sağlayacak tedbirleri almaya karar verdi.

Dün yapılan zirveden sonra Başbakan Ecevit ortak kararı şöyle açıkladı:

"Haklarında yasal tedbir yürütülen işletmelerin kime ait olduklarına bakılmaksızın ekonomiye katkılarının sürdürülmesi, istihdam açısından doğabilecek olumsuzlukların önlenmesi konusunda hükümetimize görev düşmektedir. Bu konudaki tedbirler önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu'nda kararlaştırılarak kamuoyuna açıklanacaktır."

Sosyal devletin ve ekonomik aklın emri olan bu karar, işlemlerinde suç, usulsüzlük veya kötü niyet görülen işletmeleri cezai ve mali sorumluluktan kurtarmayacak.

BDDK sistemi sürekli denetlemeye ve gerekli tedbirleri uygulamaya devam edecek ama üretim ve istihdam bundan zarar görmeyecek.

Tedbir, Fon'a devredilen bankalar yüzünden bir çok işletmeyi kapanmaktan ve binlerce işçiyi işsiz kalmaktan koruyacaktır.

Hükümet de ekonomiye ve çalışanlara zarar vermemenin vicdan huzuru içinde suçun ve suçlunun üstüne yürüyebilecektir.

Bu yaklaşım, yalnız suç işleyenlerin ceza görmelerini sağlamakla kalmayacak, grup şirketleri çalıştığı için kamu alacaklarının tahsilini de güvence altına alacaktır.

Fon'a devredilen Yaşarbank ve Esbank'ın dahil oldukları gruplara bağlı onlarca şirkette binlerce çalışan, bir yıldan beri korku içinde onur mücadelesi veriyor.. Bu insanlar artık, işletmelerinin borçlarını ödeyecek değeri üretirken korkudan kurtulacak, misyoner ruhu ile işlerine sarılacaklardır.

Daha sonra aynı kadere mahkum olmuş öteki sanayi kuruluşları da bu imkândan yararlanacaktır. Devlet de ülke ekonomisi de kazanacaktır.

Bunlara alışalım..
Avrupa Parlamentosu, Ermeni soykırım iddialarını resmen tanımaya Türkiye'yi davet eden öneriyi kabul etti.

Bu kışkırtma yine bir Yunanlı parlamenterden (Yorgo Dimitrakopulos) çıktı.

Ve Türkiye raporunu yazan Fransız parlamenter Morillon'un "Bu, Türkiye'yi AB içinde istemediğimiz yönünde bir mesaj olur" uyarısına rağmen kabul edildi.

AB'ye inanıyorsak bundan sonra bu tür engellemelere ve kışkırtmalara şerbetli olmamız gerekecektir.

Türkiye muhalifi odaklar bir yandan bizi "Alın AB'yi başınıza çalın" tepkisine sürükleme amaçlı tahriklerini arttıracaklar..

Bir yandan da başkaları Türkiye'nin AB faturasını kabartmak için daha kim bilir neler isteyeceklerdir.

Hiç biri bizi hedefimizden saptırmamalı..

AB ile Türk ekonomisinin patlama yapacağını söyleyen işadamı Tuncay Özilhan "İtalya 30 yıl önce siyasi ve ekonomik çalkantıların yaşandığı bir ülkeydi. AB üyesi olduktan sonra düzeldi. Yunanistan da öyle. Türkiye de böyle düzelecek" dedi. Doğrudur..

İdeal sahibi bir ülke olmanın aklını ve sabrını kazanmamız lâzım..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır