|
|

Vay canına
Dünya ve Avrupa Şampiyonu Fransa dün şampiyona yakışır mükemmel bir futbol oynadı. Sahaya yayılışları, rakibe boş alan bırakmamaları, müthiş bir pres, inanılmaz bir yardımlaşma, harikulade ayağa oynama, mükemmel pozisyonlar ve müthiş goller...
Fransızlar, bütün klas ayaklarına rağmen en ufak bir ukalalığa, bizimkiler gibi çalımlara asla tevessül etmediler. Tek top oynadılar, mükemmel pozisyonlar yakaladılar ve olağanüstü bir gösteri sundular. Seyirci milli takımı çok destekledi. Ama milli takımın yapabileceği fazla birşey yoktu. Burada Güneş'i, 'falanı niye oynattı?', 'filanı niye oynatmadı?' diye eleştirmemize gerek yok. Bugün Türkiye'de çıkabilecek en iyi takımı sahaya sürdü. Alpay ve Hakan da sakat olmayıp oynasaydı değişen birşey olmazdı. Fransa Dünya Şampiyonu olurken hangi ciddiyette oynuyorsa dün de aynı ciddiyetle, aynı sistemle, fevkalade bir futbol sergiledi.
Ders alalım yeter
Doğrusu milli takımımızda tenkit edebileceğimiz fazla bir şey yok. Güneş'in Mustafa İzzet'i çıkarıp Mehmet Polat'ı oyuna alması biraz tuhaf gibi gözüktü. Çünkü zaten tüm oyuncularını ileri sürerek orta saha ve hücumda müthiş bir bütünleşme içinde olan bir takıma 1 fazla defans oyuncusu almak herhangi birşeyi değiştirmeyecekti, değiştirmedi de. Mehmet 20 yaşında ve ülkenin en iyi stoperlerinden. Güneş bence oyuna onunla başlasaydı daha akıllıca olabilirdi. Ama dünkü Fransa'yı seyrettikten sonra milli takım teknik direktörü ve oyuncularını eleştirmeyi hiç düşünmüyorum. Fransa gibi rakiplerle oynamak her zaman avantajdır. Yeter ki alınabilecek dersleri alalım.
Maçtan evvel bandonun çaldığı milli marşımızı bütün seyirciler gibi ben de müthiş bir coşkuyla söyledim. Bu sanıyorum lig maçlarından önce kasetten çalınan milli marşlarla, canlı söylenen bu marş arasındaki farkı da gösterdi. Yunanlı hakemler iyi bir intiba bırakmak için ellerinden geleni yaptı. Ama ne milli takımın ne de onların yapabileceği birşey yoktu.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|