Hazırlık maçı bizim neyimize! Hem de Fransa'yla. İlk yarı 3-0 bitmiş, seyirci takımımızı yuhalıyor. Hakan Ünsal sakatlanmış Okan'la beraber soyunma odasına giderken seyirci yine yuhalıyor. Böyle maçın faydası mı var zararı mı? Böyle zor bir dönemde sahaya çıkıp oynamak fedakârlık mı vatan hainliği mi? Böyle bir taraftarlık anlayışı ile futbolcularımız nasıl hazırlık maçı oynamak istesinler?
Şenol hoca iyi niyetli ve tembel olmamak için kararlı... İstirahat etmiyor, en zor dönemde Fransa gibi bir dünya devi ile oynamaya cesaret ediyor. Defans sisteminde bir değişiklik uyguluyor. G.Saray'ın başarıya ulaştığı dörtlü tandem oynamaya çalışıyor. Yeni oyuncular kazandırma çabasında ama maç başladığında tercihlerin yanlış olduğu ortaya çıkıyor.
Şenol hoca yeniden 3-5-2'ye dönmek için bunu yapıyor. Ama sorun sadece çalışılmadan Fransa gibi güçlü bir takım karşısında sistem değişikliği yapmak da değil. Oyuncuların kalitesi ve yeterliliği de çok önemli. Milli Takım'ın fazla oyuncu alternatifinin olmadığı da dünkü maçın en önemli izlenimi.
2. yarıda fizik olarak daha iyi gözüken Milli Takım'ın iyi oynadığını da belirtmek gerekli. Mehmet Polat, Ümit Karan, Tayfur ve Ergün'ün takıma katkıları hemen belli oldu. Takımı beğenmedik ama hiçbir şey yapmadı da değil. Mustafa İzzet'in 1, Hakan Ünsal'ın 2 şutu, Ümit Karan ve Ahmet'in 2 net pozisyonu da gole yaklaştığımız anlar oldu.
Aslında Fransa'dan bahsetmekte fayda var. Çok hazırlık maçı oynamaları doğal. Çünkü malzeme bol. Boşuna Dünya ve Avrupa şampiyonu olunmuyor. Fizik, kalite, rahatlık, daha önemlisi oturmuş ve kişilerin bozamayacağı bir sistem.
Başarının sırrı burada. Daha fazla uzatmayalım. Hazırlık maçı demek, görmek, birşeylerden ders almak. Dün akşam bu fazlasıyla ortaya kondu.